Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 14 Temmuz 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Hırpani bir güncellik, ozan dostlar, Erasmus vs...


BİR yanda cennetmekan olmaya azmetmiş kesimin, light bira dahi verilmeyen, yaşlı ağaçlarla gölgelenmiş bahçe lokantaları; bir yanda renkli yaşam cümbüşlerinin tatil beldeleri...
Bir yanda geçinemediklerinden yakınan ve maaşlarının artırılmasını isteyen TSK mensupları; bir yanda Van ilinden füzelenen uyuşturucu trafiğiyle ilgili söylentiler...
Bir yanda anamuhalefet partisi içinde meçhul bir kaleye şut talimleri; bir yanda Marmara çevresinde ve genellikle kıyı kentlerde sürüp giden arazi yağması, orman yangınları...
Bir yanda genç kızlar için, erkek arkadaş bolluğu ve yine bir yanda genç kızlar için zengince koca adayı yokluğu...
Dış politikada ise ülke çobanlarının elinde birer pingpong raketi; her biri yere düşürmemeye çalıştığı bir topla oynarken, birbirlerini de ziyarete gitme...
***
Elektronik postadan, küçük bir not düştü ekrana; "adını taşıdığı dedesinin esintisiyle, sizin de sevgi ve ilginizi kazanmış olan 27 yaşındaki şair torun Fethi Giray'ı, doğuştan delik olan kalbinin ameliyatı sırasında kaybettik"...
Sadece gönderdiği şiirleriyle, duyarlı mektuplarından tanıdığım ve hiç görmediğim 27 yaşındaki torun Fethi Giray'ın ölümü...
***
50 - 55 yıl önceki Ankara... Her akşam Şükran Lokantası'nda toplanan ve oligarşik statükoya karşı çağın değişimlerini benimsediklerinden ötürü bir hayli sıkışık yaşayan ünlü genç ozanlar, yazı adamları ve onların dostları...
Cahit Sıtkı'lar, Ahmet Muhip'ler, Mehmet Kemal'ler, Orhan Veli'ler, Suphi Taşhan'lar, Melih Cevdet'ler, Şahap Sıtkı'lar...
Ve fötr şapkasını başından hiç çıkarmadan, usul usul rakı içen, sakin sesli Fethi Giray... "Birinci" paketinden bir tek sigara çekip çıkararak, karşısındakine ikram eden Fethi Giray... 33 - 35 yaşlarındaki Fethi Giray... 52 yaşında dünyadan ayrılan Fethi Giray...
Ve elektronik postadan ekrana düşen not; 27 yaşındaki torun Fethi Giray'ın, ameliyat masasında hayata veda edişi...
***
Aşırı sıcaklardan sonra, şimdi de yağmurlar geliyormuş...
Çok şey değişti çok şey... Cep telefonuyla çektiğiniz fotoğrafı, o an Sydney'e gönderebiliyorsunuz...
450 yıl önce Kanuni döneminde Fuzuli, Nişancı Ali Paşa'ya yazdığı mektupta, saraya yaptığı başvuruya yanıt alamadığından yakınıyor ve şöyle diyordu:
"Selam verdik, rüşvet değildür deyu almadılar"...
130 yıl önce de Ziya Paşa şu mısraları yazıyordu:
Onlar ki verir laf ile dünyaya nizamat
Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde
Günümüzde ise, yolsuzluklara karıştığı iddia edilen bazı eski bakanların, Yüce Divan'a gönderilip gönderilmemesi üstüne Meclis'te yapılan oylamalar...
Çok şey değişti, çok şey... "Bal tutan parmağını yalar" saptamasıyla "Yağma Hasan'ın böreği" geleneği dışında...
***
Türk Dil Kurumu'nun 72. kuruluş yıldönümünde konuşan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, üniversite gençliğinin 300 - 400 kelimeyle konuşmasından yakınmış ve okullarda din derslerindeki dogmatik uygulamaların da değiştirileceğini haber vererek şöyle demiş:
"Hedefimiz, itaatkar kullar yetiştirmek değil, şüpheci, sorgulayıcı bir düşünce yapısı geliştirmektir."
***
Nereden nereye... Milli Eğitim Bakanı Çelik'in konuşması, bendenize "hümanizm" akımının öncülerinden, II. Beyazıt'la Yavuz Selim dönemlerinde yaşamış Hollandalı düşünce adamı Erasmus'un, "Deliliğin Övgüsü" eserini hatırlattı.
Erasmus da, kilisenin taşlaştırdığı dogmatik bir çerçeveye karşı şüpheciliğin dinamitini fitilliyor ve "insanı", birtakım tabulara saplanıp kalmışlıktan arındırarak, eksisi artısıyla yeniden değerlendirmek gerektiğinin adımlarını atıyordu. Aynı zamanda da, "eski Yunan ve Roma uygarlıklarıyla yeniden akılcı köprüler kurma bütünleşmesi" anlamına gelen "Rönesans"ın ufuklarını açıyordu...
Bizde de, 100 yıl kadar önce Tevfik Fikret, "Şüphe bir nura doğru koşmaktır" diyordu...
***
Türkiye'nin, "makro - ekonomi"yle asla ilgilenmeden arada sırada sadece kılık değiştiren oligarşik yapısı ise, eski dogmaları aşma gerekçesiyle, yeni dogmalar yaratıyor ve "devlet malı deniz, yemeyen domuz" geleneğini de, çeşitli demagojiler arkasında sürdürüp gidiyordu.
***
Türkiye'de de gölgeleri aynalara yeterince vurmamış olsa bile, her türlü saplantıya daha evrensel açılardan bakan düşünce ve sanat adamları yetişti.
Gizli açık, birtakım kıyma makinelerinden geçirildi çoğu ve her yeni kuşak tarafından, bir öncekiler yok sayıldı.
***
Örneğin 93 yaşında yitirdiğimiz Vedat Günyol... Gemilerin geçmediği bir okyanus ortasına vurmuş bir ay ışığı gibiydi...
Türkiye de elbet bir gün yeniden keşfeder kendi değerlerini... "Makam sahibi, önemli kişi olma" yarışlarıyla didişmeleri de; onca baskı ve angutluğa karşın, yine de çiçeklerini açmış olan "değerliler"in bilinmeyen bahçeleriyle, bir ölçüde dengelenir ola ki...
Enseyi karartmayın. İnsanlık kötüye gitmez, Türkiye de gitmez.

c.altan@prizma.net.tr









Taha AKYOL
Kamusal alan, Kemalizm, demokrasi

Çetin ALTAN
Hırpani bir güncellik, ozan dostlar, Erasmus vs...

Melih AŞIK
Erkeklere yasak

Fikret BİLA
Memur maaşları

Hasan CEMAL
Deli gömleği!

Güneri CIVAOĞLU
Başörtü / Başağrısı

Hurşit GÜNEŞ
İç talep şimdilik bir miktar soğuyor

Nail GÜRELİ
Tecavüz

Sami KOHEN
Randevu ve ötesi...

Mehmet Y. YILMAZ
Başbakan neden 'smokin' giymiyor?

Meral TAMER
Yılın "düğün"ü ile ilgili gecikmiş bir yazı

Ece TEMELKURAN
"Kirlenmek Güzeldir"

Osman ULAGAY
Yeni TL ile doğan fırsatı iyi kullanalım

Güngör URAS
'Teknoloji Bölgeleri'nde 160 firma 'bilgi üretiyor'

M. Ali BİRAND
Yüce divan işini hafiflettik...

© 2004 Milliyet