|
 |
|
|
Deli gömleği!
Cumhurbaşkanı Sezer, İl Özel İdaresi Kanunu'nu veto etti. Bu yüzden bazı eleştiri ve tepkilere hedef oldu. Birçoğunun haklılığına ben de inanıyorum.
Cumhurbaşkanı'nın veto gerekçesinde sırıtan zihniyet demokrasiyle uyum içinde değil. Türkiye'nin daha iyi idare edilmesi için şart olan çağdaş yerel yönetim modeliyle bağdaşmıyor.
Cumhurbaşkanı Sezer'in veto gerekçesi, fazlasıyla otoriter ve merkeziyetçi bir anlayışı yansıtıyor. 12 Eylül askeri yönetiminin 'seçilmişler'e güvenmeyen, 'atanmışlar'a, yani ülke yönetiminde ağırlığı merkezi yönetimle sivil ve askeri bürokrasiye teslim eden cılkı çıkmış resmi bakış açısını savunuyor.
Oysa bunun değişmesi şart.
Her şeyin Ankara'dan sorulması uzun yıllardır Türkiye'yi kilitliyor. Bunun için yerel yönetimlerin güçlendirilmesi şart. Bu bir yandan ülkenin daha iyi yönetilmesini, öbür yandan demokrasinin ete kemiğe bürünmesini sağlayacak bir gelişme olacak.
Bu reform yıllardır dillendiriliyor.
Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve Türkiye'nin sadece 'merkez'den yönetilir bir ülke olmaktan çıkarılması, seçim dönemlerinde neredeyse her partinin sloganlaştırdığı bir konu...
Ama hep kağıt üstünde kaldı.
Resmi gerekçe malum:
Bölünme ve şeriat korkusu...
Yerel yönetim reformu konusunda kolları sıvayan her hükümete bu iki korku gerekçe gösterildi, özellikle asker bürokrasi tarafından. Bu açıdan Güneydoğu daha ağır bastı.
Bundan önce Ecevit'in başbakanlığındaki üç partili koalisyon döneminde de - daha çok Yılmaz'ın bastırmasıyla - kollar sıvandı ama sonuç alınamadı.
Şimdi yolun üstünde Çankaya var!
Ama bu engelin aşılacağı anlaşılıyor. Yasa TBMM'de bir kez daha aynen kabul edilip yeniden Çankaya'ya gönderilecek. Fakat yolun üstünde bir engel daha çıkacak:
Anayasa...
Cumhurbaşkanı, yasanın iptali için bu kez Anayasa Mahkemesi kapısını açacak. Çünkü yasanın Anayasa'ya aykırılığı gündemde...
Tarhan Erdem bu durumu haklı bir deyişle Anayasa kapanı olarak niteliyor. Türkiye bu kapana son olarak 12 Eylül askeri yönetimi tarafından sokuldu. Bu kapandan tam olarak kurtulmadan birçok alanda reform mümkün değil.
Türkiye bunu düşünmek zorunda.
Anayasa reformu şart!
12 Eylül Anayasası bugüne kadar AB'ye uyum yolunda bölük pörçük değiştirildi. Bunların bazıları reform niteliği taşıyan değişikliklerdi.
Ama yeterli değil.
İdarede, yükseköğretimde, bütçe ve sosyal güvenlik düzeninde gerçekten reform yapılmak isteniyorsa, bir askeri yönetimin giydirdiği bu deli gömleğini Türkiye'nin çıkarıp atması şart artık...(Bu açıdan Tarhan Erdem'in dünkü Radikal gazetesindeki yazısı düşündürücü)
Keşke AKP ile CHP önümüzdeki eylül ayında bir araya gelip böyle bir Anayasa reformunu elbirliğiyle gerçekleştirseler...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|