|
 |
|
|
Yüce divan işini hafiflettik...
Hangi ülkerde olursa olsun, bir siyasinin Yüce Divana yollanması son derece önemli bir olaydır. Herşeyden önce, adı bile.
İnsanın tüylerini ürpertir. Çocuklarınıza, torunlarınıza anlatamazsınız. Hiçbir zaman kalkıp "Babam Yüce Divana gitti, ancak haklı olduğu için kazandı " dahi diyemezsiniz. Deseniz bile, muhatabınızın kafasında, Divana yollandığına göre mutlaka birşeyler vardır, ancak anlaşılan mahkeme bulamamış fikri oluşur.
Böyle bir kararın Milli bir Meclis tarafından kararlaştırılması dahi -belki biz yeterince ciddiye almıyoruz, ancak- son derece önemlidir.
Ancak gelin görün ki, bu işi da sulandırdık.
Şimdiye kadar Yüce Divana yollananlara bir bakalım. Daha da önemlisi, kaç kişinin cezalandığına bakalım: Cumhuriyet tarihi boyunca 14 eski bakan Yüce Divan'a sevkedildi. Bunlardan 7'si suçlu bulundu. 5'i beraat etti, 2'sinin ise henüz yargılanmasına başlanmadı.
Toplumdaki genel izlenim, Yüce Divan tehdidi tamamen siyasi bir şantaj olarak kullanıldığı şeklinde. Adeta karşınızdaki siyasetçiyi korkutmak, pıstırmak için kullanılan bir sopa. Durum böyle olunca da Yüce Divan olayının inandırıcılığı kalmıyor.
Meclis'te parmaklar kalkıyor ve işin derinliğine girilmeden, yeterince kanıt olup olmadığı anlaşılmadan karar alınıyor. "Canım, eğer haklı iseler Yüce Divan'da temize çıkarlar" deniyor. Bu arada kimse o insanların, ailelerinin ve yakınlarının neler çektiklerini katiyyen düşünmüyor.
İşin daha da ilginç yanı, bugün parmak kaldırıp birilerini, yeterli delil olmadan Yüce Divana yollayanlar, ilerde aynı durumun kendi başlarına gelebileceğini düşünmüyorlar.
YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER İNSANI HAYRETE DÜŞÜRÜYOR
Avrupa Birliğine uyum yasaları çerçevesinde, yani Kopenhag kriterlerine uyum konusunda verilen sözleri Türkiye katıksız tutuyor. Hala bazı eksikler var, ancak bunlar zamanlar tamamlanabilir cinsten.
Merak ettim ve AB Genel Sekreterliğinin parlak ismi Ahmet Acet'e sordum:
Bugüne kadar neler yaptık ?
Gelen liste beni dahi şaşırttı.
- İki anayasa değişikliği yapılmış. 2001'de 33 madde , 2004'te ise 10 madde olmak üzere, toplam 43 madde değiştirilmiş.
- Yeni 66 kanun, 49 genelge, 29 yönetmelik, 1 tüzük yürürlüğe girmiş, 28 adet Uluslararası sözleşme onaylanarak yürürlüğe sokulmuş.
Bu rakkamların altında birde anlamları var.
Neleri değiştirdik diye sorarsanız, şöyle bir manzara ile karşı karşıya kalıyorsunuz :
Yeni Medeni Kanunun çıkarılması,
Yeni Basın Kanununun çıkarılması,
Ölüm cezasının kaldırılması,
Olağanüstü halin kaldırılması,
Dil yasağının kaldırılması,
Dil ve lehçelerde öğrenim ve yayın imkanının getirilmesi,
Gayrimüslim cemaatlarin taşınmaz mal edinmeleri,
İbadet yerlerinin açılmasının kolaylaştırılması,
İşkence ve kötü muamelenin önlenmesine yönelik kapsamlı yasal ve idari düzenlemeler,
Vakıflar ve Derneklere ilişkin yasaların uyarlanması,
Toplantı ve gösteri hakkının genişletilmesi,
Gözaltı süresinin en fazla 48 saate indirilmesi ,
DGM'lerin kaldırılması,
AİHM kararları ışığında yargılamanın yenilenmnesi,
MGK'nın yeni üyeleri ve danışma organı niteliği,
MGK Genel Sekreterliğinin işlevlerinin daraltılması,
Kamu harcamalarında ve denetiminde saydamlığın sağlanması.
SURİYE VE İSRAİL İLE ANKARA SOHBETİ
Suriye Başbakanı Naji Al-Otari ve İsrail Başbakan yardımcısı Ehod Olmert Ankara'dalar.
Türkiye açısından son derece önemli iki ülke'nin en tepedeki iki ismi, hükümetin nabzını tutmak için geldiler.
Suriye bugün Türkiye'nin bölgedeki en güvenilir müttefiklerinden biri konumunda. İlişkiler her yönden gelişiyor. Karşılıklı olarak bir dayanışma havası yaygınlaşıyor. Bazı çevreler, Suriye ile yakınlaşmadan son derece rahatsızlar. Komplo teorileri üretmeyi sürdürüyorlar. Gerilimi tercih ettiklerinden dolayı da, kamuoyuna sürekli şekilde yalan yanlış bilgi veriyorlar.
İsrail ile ilişkiler ise Başbakan Şaron'un aşırı politikaları nedeniyle gerildi. Tayyip Erdoğan'ın ardı ardına sert açıklamaları, bu ilişkileri bir ara tehlikeye sokar gibi oldu, ancak Ankara kısa sürede ince ayar yaptı. Erdoğan önce, ekonomik ilişkilerin etkilenmeyeceğini vurgulamaya başladı.
Bu arada İsrail'li dostların bilmeleri gereken nokta da, Türkiye'nin Şaron politikalarını taşıması giderek güçleşiyor. Eğer Başbakan sadece demeç ve randevulaşmaktan kaçmakla yetiniyorsa, bu bile önemlidir. Türkiye'nin konumundaki bir ülke kaybetmek istenmiyorsa, Ankara'nın duyarlıklarına dikkat sarfetmek gerekir.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|
|

|