Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Temmuz 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Demokrasi kültürümüz

İz Düşümü / Tülay Özüerman

1950'lerin DP'si ile, 1980'lerin ANAP'ının karışımını 2000'li yıllarda iktidara taşıyan bir toplumda, tüm tartışmaların muhalefetin başarısızlığı ve CHP'nin anti demokratik yapısına odaklanmış olmasının yönetim kültürümüzün dönüşmesine katkısı olabilir mi?
İktidarın yaptıklarını eleştirmek yerine, muhalefetin yapamadıklarını eleştiren toplumun, muhalefeti yıpratırken, iktidarı güçlendirdiği gerçeğini atlamıyor muyuz? Oyun hep aynı, oyuncular farklı.
İşte 50'li, 80'li ve 2000'li yıllar..
Toplumun gerçeklerini atlayıp, kurumların işleyişini sorgulamak bizi nereye vardırır? Türkiye'nin politikası parti politikasıdır. Parti demek kişi demektir. Kim gitsin, kim gelsin savaşımı parti politikasının önündedir.
Dengeler kişilerle kurulur kişilerle bozulur. Partilerin kimlik edinememeleri kişilerden bağımsız olmayan politikaların sonucudur.
Sistemi krize sürükleyen partilerdir. Parti kapatmalar bu yüzden Türkiye'nin sorunu olmuştur. Öyle ki, Türkiye'nin önünde şimdi de parti kapatamama sorunu vardır.
Kişi, toplum ve kurumların önündeyse, hatta seçim pusulasına parti başkanının ismini yazmaya kadar abartılan kişi odaklı tercihleriniz varsa, demokrasiniz kimin geleceği, kimin gideceği kısır döngüsünün ötesine geçemez. Parti kişi partisi ise, ideoloji üretemez. Ömrü kişinin ömrü kadardır. Kişiyi yüceltme süresi ne kadar uzatılabilirse, partiye suni teneffüs yapılabilir. Ancak bir noktada nefesi daralıp tıkanır. Uzağa gidip Özal'ı örnek göstermek gerekmiyor. Ecevit(ler) yakın bir örnek.Bir tutam DP, bir tutam ANAP taklidi AKP de Erdoğan'ın Partisi olarak doğmuştur.
***
Uzan'ın Genç Parti'si kısa sürede unutuldu. Oysa Türk siyasal yaşamının tüm çarpık yönlerine ayna tutabilecek, dersler alabileceğimiz çarpıcı bir örnektir. Özellikle sosyolojik çözümlemeler açısından.
Tam da Türkiye'de post modernizm tartışmaları başlamışken, dini referans alan bir siyasal partinin iktidara tek başına oturmasını rastlantı olarak mı kabul ediyorsunuz?
Şimdi sormanın zamanı...
Siyaset mi dini yönlendirmekte, din mi siyaseti yönlendirmekte?
İkisi kol kola girmiş dans etmiyor mu? Laikliği modernizmle geride bırakıp, postmodern yutturmacalarla dini içselleştirirken, hangi demokrasiden ve parti içi demokratik işleyişlerden söz ediyoruz? Bir kere her şeyden önce bu sorgulamaları yapan bireyler ne kadar tutarlı? Parti içerisinde muhaliflerin çoğu genel başkanla bozuşan ya da başkanın yakın çevresinde yer alamayanlardan oluşmuyor mu?
Samimi olarak demokrasi talebine asılanlar varsa da bunlar çok az sayıda... Çoğu kez birini göndermenin telaşının ardında getirilmek istenen bir diğeri yok mu? Parti ideolojisi etrafında toplanmak ve parti kimliğinin oluşması anahtar kelime. .
***
Siyaset - din ilişkisinde yukarıda sorulan sorunun yanıtı her ikisinin özgürleşmesidir. Tam da din tartışmaları gündemdeyken ve din eksenli politikalar üreten bir iktidarın güdümünde, güya Avrupa Birliği yolunda çarpık bir demokrasi anlayışı üretilirken, Türkiye'de siyasetin dinden kopması için mucize sözcüğü bile yetersiz.
Türban öncelikli sorunumuz değil diyen iktidar, türbanı öncülleştirdiğinde kimse soru sormuyor, muhalefetin anti demokratik yapılanması herkesin sorunu oluyor(?!)
Örnekler çok yerimiz dar...
CHP ile başlattığımız demokrasi kültürü tartışmamıza DSP'nin kurultayı vesilesiyle döneceğiz. Zeki Sezer'den aday gösterilme şekline tepki gelmediği gibi, bunu adeta bir şeref gibi görmesi nedeniyle DSP pek umutlu bir açılım yapıyor denilemez.
Sezer'in şansı var mı?
Evet var. Çünkü bu toplumun bireylerinin öğretisinde özgür irade ile tercih yoktur. Otoritenin buyruğuna itaat etmek vardır. Aksi halde, ayağının tozu ile yurt dışından gelen Bayar DTP'ye oy birliği ile başkan seçilebilir miydi? Bayar ne kadar varlık gösterdiyse, Sezer de o kadar gösterebilir...
Hem kişilere, hem de kurumlara yazık ediyoruz...
Ne çekiyorsak, olmayan demokrasiden şikayet edip, ilişkilerimizi ve otoriteleri sorgulamaktan kaçınmamızdan çekiyoruz.

ege@milliyet.com.tr





EGE
Köpek istiyorum
Farklılık arayanlara
Sıcaklar ve adale krampları
Demokrasi kültürümüz
2005'te seçim neden mantıklı?
İzmir'in önceliği





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Arzu Çetik
Levent Köstem
Tülay Özüerman
Deniz Sipahi
Hakan Tartan

© 2004 Milliyet