|
 |
|
|
Türkan Sabancı duyduğu özlemi Milliyet'e anlattı:
'Sakıp Bey'le her cuma buluşuyoruz'
Beylerbeyi'ndeki o büyük evde Sakıp Bey'in yolunu gözleyen Türkan Sabancı, yalnızlığını hatıralarla gidermeye çalışıyor...
Mehmet Gündem
Türkan Sabancı ile Sakıp Bey'in ardından konuşuyorum. Türkan Hanım, uzak bir seyahate gitmiş de, bir zaman sonra gelecekmiş gibi Sakıp Sabancı'nın yolunu gözlüyor. Beylerbeyi'ndeki o büyük evde hala Sakıp Bey'le yaşamaya devam ediyor. Konuşurken gözleri dalıyor, sanki gözlerin daldığı yerde onunla buluşuyor.
O, böylesine derin bir özlemi yaşarken soru sormak zor. Sakıp Bey'in hatıraları o kadar canlı ki, evin hangi köşesine gitse, hangi koltuğa otursa aklına yüzlerce hatıra geliyor, her birini yeniden yaşıyor o anda. Kalabalıklar içinde yalnız.
Şimdilerdeyse yalnızlık içinde yalnız. Yalnızlığını hatıralarla gidermeye çalışıyor. "Alt kattaki Sakıp Bey'leri gördünüz mü?" diyor. Birlikte gidiyoruz. Burada Sakıp Sabancı'dan yüzlerce var. Resimler, heykeller, karikatürler, ödüller, cüppeler, şiltler. Bir köşede sandalyesine kurulmuş oturuyor Sakıp Bey. Gözler yaşlı, bakışlar derin, sözler boğazda düğümlenirken, gönül bu ayrılıktan yorgun düşse de, metin olmaya çalışıyor Türkan Hanım. Orada, o anda birbirine yıllarca özlem duyan iki âşığın buluşmasına tanık oluyorum.
'Kıskandığım da oldu'
Sakıp Sabancı ile hayat nasıldı?
Onunla yaşamak hem kolaydı hem de zordu. Zor günlerimiz de oldu ama, beni incitmedi. Önüne geçmedim, yanında, çoğu zaman da arkasında durdum.
Sakıp Bey size ne öğretti?
Hayatı, doğruları ve her durumda doğruyu söylemeyi.
Siz ne öğrettiniz?
Benim öğrettiğim bir şey yok, fakat temkinli olmasını söylerdim.
Medyatikliğinden rahatsız mıydınız?
"Medya özgürlüğümüzü kısıtlıyor" diye şikâyet ettiğimde "Onlarsız olmaz" der, onları aileden görürdü. Bir akşam dışarı çıktık. Sibel Can'ın da sahne aldığı bir yere gittik. Bir ara masadan ayrıldım, döndüğümde medya Sakıp Bey'i almış sahneye Sibel Can'la fotoğraflarını çekiyor. Geldiğimi görünce "Türkan gel gel" dedi. Sanki biraz bozulduğumu düşündü.
Bozulduğunuz olur muydu?
Ben de bir kadınım. Zaman zaman kıskandığım da olmuştur. Ertesi gün "Türkan biz dün oraya niye gittik?" dedi. "Sen istediğin için" dedim. İlk defa dünü net hatırlamadı gibi geldi bana.
'Metin'e çok üzülüyordu'
Gün içindekileri sizinle paylaşır mıydı?
Eve pek iş getirmezdi. 1989'daki ikinci ameliyatından sonra cumartesi ve pazar işe gitmeyeceğini söyledi. Gerçekten de gitmedi, ama kurnazca işi zaman zaman eve getirmekten kendini alamadı. Son birkaç yıl içinde de gücünden çok şey kaybetmişti. 'Yeter artık, büyük işler başardın, bundan sonra kendin için yaşa' dediğimde tebessüm eder, ama yine bildiğini yapardı.
Çocukları Dilek, Metin, Sevil'le ilişkisi nasıldı?
Evde çocuklarla ayrı ayrı konuşurdu. Metin'e çok üzülüyordu. "Araba fabrikası kurdum, ama oğlum bir tane araba isteyecek durumda değil" derdi. Şimdi dostlarından dinliyorum ki, üzüntüsü çok fazlaymış. İçten içe yanıp duruyormuş.
Hayat ve ölüm üzerine konuşuyor muydunuz?
"Ben öleceğim" demiyordu, ama hayat kadar ölümü de ciddiye alıyordu. Doğruluktan ayrılmadı, hayır işlemeyi sevdi.
Kardeşlerinin vefatından sonra hayata bakışı değişti mi?
Çok değişti. Sanki yarısı gitmişti onlarla. Üzüntüsünün derinliğini ve yaşadığı sarsıntıyı anlatamam.
'Sevil konuşurken için için ağladım'
Hastaneye yatması gerektiğini nasıl söylediniz?
Kanepede oturuyordu. Sevil yanına geldi, diz çöküp ellerini tuttu: "Babacığım, seni hastaneye yatıracağız. Kısa sürede iyileşip evimize döneceğiz" dedi. Sakıp Bey'in arkasında ayakta duruyor, Sevil konuşurken parmağımı ısırıp için için ağlıyordum.
Hastanede ölüm aklınıza geliyor muydu?
Aklıma getirmek istemiyordum, ancak her gün kötüye gitti. Amerika'dan gelecek doktorunu öyle heyecanla bekledi ki, sanki ona can katacaktı. Hiç ölümden bahsetmedi. Fakat yarım kalan işleri tamamlamak istercesine bir telaşı vardı.
Yoğun bakım kararında tepkiniz ne oldu?
Sevil sedyeyi iterken, "Beni nereye götürüyorsunuz" dedi. Sevil, "Seni koridorlarda dolaştıracağım" dedi. Doktorlar bana "Cihazlar bağlanacak, siz görmeyin" dediler. Ümidimi kesmedim, fakat dönmedi. Şimdi şükrediyorum, Allah Sakıp Bey'e çektirmedi.
'Çocukları değil beni ihmal etti'
Sakıp Sabancı'nın yoğun hayatı sırasında ihmal edildiniz mi?
Çocukları değil, ama beni ihmal ettiği olmuştur. Kabullenmiştim, Sakıp Bey'in eşi olmanın onur ve fedakârlığını birlikte yaşamayı.
Sakıp Sabancı'lı Türkan Hanım ile Sakıp Sabancı'sız Türkan Hanım arasındaki fark nedir?
Kocaman bir uçurum. Hayatın tadı kaçtı. İçine kapanık bir insanım şimdi. Bir yere gitsem, sanki onu bırakıp gitmiş gibi hissediyorum kendimi.
Kaybettikten sonra keşfettim
Ziyaretine ne kadar zamanda bir gidiyorsunuz?
Cumaları iple çekiyorum. Buluşma günüm oldu o gün.
En çok neyini özlediniz?
Kendisini. Kaybettikten sonra Sakıp Bey'i daha çok keşfettim. Büyüklüğünü şimdi daha iyi anlıyorum.
|
|
|

|