
|
|
|
 |
|
|
İTÜ'de harikalar yaratmıştı
İTÜ'nün çehresini değiştiren Gülsün Sağlamer son seçimlerin ardından rektörlükten çekildi. Bu değerli hocanın başka alanlarda topluma hizmet vermesini bekliyoruz
Fax: (0312) 427 20 64
Son seçimlerin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Gülsün Sağlamer hoca iki dönem süren rektörlük görevini tamamladı ve çekildi. Üniversite kanunumuzun rektörlük süresini sınırlayan hükmünün ne kadar lüzumsuz ve abes olduğu anlaşılıyor. Ümit edelim ki bu çekilme Gülsün hocanın akademik yöneticilik ve hele siyasetle ilgisini kesmesi anlamına gelmesin.
Gülsün Sağlamer'e saygım sonsuzdur. Onun meslek grubuyla ilgim olmamasına rağmen, istediği her işe koşmayı bir görev bilmişimdir. Bunun başında İstanbul Teknik Üniversitesi'nin zeki ve meraklı öğrencilerine verdiğim konferanslar gelir. Gülsün hoca ilkokuldan lise sona kadar Trabzon'da okumuş ve bizim kuşağın ekseri cin çocukları gibi İTÜ'nün giriş imtihanlarını kazanıp yüksek mimar diplomasıyla kariyerine başlamıştır. Bugüne kadar da bu kurumdadır; yani tam anlamıyla "made in Turkey"- Türkiye mamulatı bir hocadır. Çok kimse farkında değil ama uzun zamandır Türk eğitimi böyle becerikli ve bilgili insanlar yetiştirecek düzeydedir. Nitekim Gülsün hoca da sayısız bina ve otel kompleksleri yapmak; proje yarışmalarını kazanmak yanında yurtdışındaki seçkin üniversitelerde misafir öğretim üyesi, seminer yöneticisi ve konferansçı olarak bulunmuştur.
İTÜ, ODTÜ, Boğaziçi ve Bilkent gibi teknik üniversiteler beynelmilel ölçüde mühendisler yetiştiriyor. Elverir ki gençlere yön verecek bu kurumları dumura uğratmayalım. Nitekim Sağlamer'in yetiştiği İTÜ ülkemizin 18'inci yüzyıldan beri süregelen bir mucizesidir. Maalesef ucuzculuk politikası yüzünden 1960'lardan itibaren ağır darbeler almıştı. Gülsün Sağlamer bu kurumun rönesansını temsil ediyor. O, bu kurumu yeniden ele aldı ve bazı katı düşüncelilerin tekrarladığının aksine devlet üniversitelerinin de pekala mükemmelen kurulabileceğini veya ıslah edileceğini gösterdi. Mesele devlet veya vakıf üniversitesi olmak değil, kendini üniversitesine adamış, çalışkan ve inatçı yöneticiler ve onlarla birlikte gidebilen kadroların olmasıdır. Böyle yöneticiler ortaya koyduklarıyla herkesi ikna ederler. İstanbul Teknik Üniversitesi de Gülsün hocanın dinamik kişiliğiyle ilgiyi çekti; okulun iş kurmuş çok zenginleri, orta derecede zenginleri kadar mütevazı bütçeli mezunları dahi keseyi açtılar, emeklerini ortaya koydular. H
er görüşten siyasetçi ıslahat projesini destekledi.
Türkiye'nin bu en örgütlü zümresi Gülsün hocanın önderliğinde kısa zamanda harikalar yarattı ve İTÜ'nün çehresi değişti. Hatta yeni bölümler kuruldu. Mesela her bölümün öğrencisine mükemmel servis dersleri veren Sosyal Bilimler Bölümü de bunlardan biridir. Hangi meslek grubundan olursa olsun, insanların çöküyor diye yeise kapıldığı bir ulusal kurumun dirilişini yaşamak, ağır bir hastalıktan sonraki nekahat kadar tatlıdır. Maddi çıkar düşünmeme, vaktini, enerjisini acımadan kurumuna adama hususunda Gülsün hoca bir örnektir. Bu örnekler daha gençleri de celbeder, her alanda böylelerinin sayısı arttıkça Türk toplumu harekete geçer; emek ve heyecanla da ahlak düzelir. Evet, ahlak vaazla ve namus yakarmalarıyla değil, emekle ve girişimle ve onun meyvelerini devşirmekle düzelir. Rivayet sağlamdır; orta sağ partinin başkanı CHP'li bir politikacıya Gülsün Sağlamer için demiş ki; "Biz ona siz teklif edersiniz sandık, böyle ilgisiz kalacağınızı bilseydik, belediye başkan adaylığını biz önerirdik." Bir topluma böyle yönetici nitelikli insanlar nimettir, toplumlar onların değerini anladıkça ve yerine oturttukça çehreleri değişir. Gülsün Sağlamer hocanın halefine başarılar diliyor, onu ayağa kalkarak selamlıyor ve başka alanlarda hizmetlerini bekliyoruz.
|
|
|

|
|