Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Temmuz 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Şimşekler, yıldırımlar, "meteoroloji" ve "hukuk"...


AĞIR ağır yaklaşan gece... Gökyüzünün karanlık bulutları, sıcaktan bunalan İstanbul'un üstüne tanrısal su depolarını boşaltmaya başladı sanki... Şimşekler, yıldırımlar ve insanın yüreğini ürperten korkunç tarakalar, gök gürültüleri...
O sırada Nişantaşı'yla Fındıklı arasında elektrikler de kesilmez mi?
Apartmanlarda çalışmayan asansörler, gecenin karanlığına boğulan dairelerde, el yordamıyla aranıp bulunan ve tek tek yakılmaya başlayan mumlar...
Kimbilir nereleri yine sular basmada...
Birbirini öldürmeyi alabildiğine iyi beceren insanoğlu; nedense henüz bir türlü beceremiyor, şimşeklerle yıldırımları ve elektrik yüklü bulutları bir enerji kaynağı olarak kullanmayı...
***
NATO zirvesinden kısa bir süre önce Adalet Bakanı ve hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, yakınıp duruyordu, "Yabancılara gönül rahatlığıyla gösterebilecek bir mahkeme binamız bile yok" diye...
Türkiye'de hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığı edebiyatı, yerli yersiz bol bol pompalanıp durmuştur ama; kimse de, Adalet Bakanlığı'nın bütçeden aldığı binde 8'lik minüskül payla, yargıçların acınası maaşları üstüne gitmemiştir.
***
İstanbul gecesinin doğusu batısı, güneyi kuzeyiyle tüm ufuklarında birden çakıyor, geniş kanatlı şimşeklerle, zikzaklı keskin şimşekler...
Şimdi size belki biraz tuhaf gelecek ama, "hukuk"la "meteoroloji"yi karşılaştırmanın kendine özgü ayrı bir tadı yok mu acaba?
Doğanın, kendi kuralları içindeki düzeni ne kadar tutarlı örneğin...
İnsanoğlu, doğanın düzenine karşı hem kendini korumaya, hem de bu düzenin kurallarından yararlanmaya çalışarak erişmedi mi uzay çağına?
Sel baskınlarına karşı yapılan su yolları; soğuğa karşı yakılan ocaklar, sobalar, kaloriferler; sıcağa karşı vantilatörler, klimalar, psinler; karanlığa karşı çıralar, mumlar, gaz lambaları, elektrik...
Benjamin Franklin'in, yapıları yıldırımlara karşı korumak için bulduğu paratoner...
***
Hukuk düzeninde de, doğa düzenindeki tutarlılığa benzer bir biçimde; "insanlığın ortak huzurunu, evrensel bir güvence altına almaya dönük evrensel ilkeler oluşturmaya" hiç mi özenilmedi, hiç mi özenilmiyor?
Karanlık göklerde Zeus, yahut Jüpiter'in dehşetle parlayan kılıçları ve korkunç gümbürtüler...
Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in yakınmaları:
- Yabancılara gönül rahatlığıyla gösterebilecek bir mahkeme binamız bile yok...
***
Gününü şatafatlı yaşama tutkusu iyice yaygın genç kuşaklarda...
Şatafatlı yaşamanın ne olduğunu da, gitgide bollaşan reklamlar öğretmede...
Şatafatlı yaşamak, paraları şuraya ve buraya harcayarak yaşamak...
Paranın nasıl harcanması gerektiğini gösteren onca reklama karşın, paranın nasıl kazanılacağını gösteren hiçbir reklam yok...
***
Hazine'den geçinmeliler kadrosu, yakınıp durmada maaşların azlığından...
Ve yeni alınacak 40 bin memur için açılan sınava, 2 milyona yakın insanın başvurusu...
***
Bu arada son 80 yılın savurganlığını saydamlaştırmaya kimse de yanaşmıyor; bir türlü yanıt çıkmıyor şu 3 soruya:
1- Son 80 yılda Hazine arazileri, kimlerin aracılığıyla kimler tarafından yağmalandı?
2- Son 80 yılda devlet bankalarından alınıp da, geri dönmemiş kredilerin toplamı kaç milyar dolar?
3- Son 80 yılda silah alımlarına kaç milyar dolar harcandı ve alınan silahların miadı ortalama ne kadar zamanda doldu?
***
Doğadaki düzenin tutarlılığıyla kıyaslandığında, Türkiye'nin düzeni bir hayli çarpuk çurpuk görünmede... Doğanın verilerinin gitgide daha geniş kullanılarak şahlanan modern teknoloji; insan toplumlarını da daha tutarlı, daha saydam, daha evrensel bir düzene doğru itmede... Böylesi bir değişimi durdurma olanağı da yok...
***
Gününü şatafatlı yaşama tutkusu, ekonomik bir tutarsızlığa doğru kaydığında; stresler, depresyonlar, bunalımlar da artıyor gibi...
Şatafatlı yaşamanın temel ölçüsü, sadece modalaştırılan alanlarda para harcama değil; kendi enerjisini, mesleksel alanlarda somuta dönüştürerek evrensel bir kalite yaratmak...
***
Global sermaye yatırımları arttıkça, Türkiye'de de "şatafatlı yaşam" anlayışının niteliğiyle boyutları değişecek...
Aklın tutarlılığındaki yaratıcılık; demagojiye, beleşe ve vurgunculuğa ayarlanmış kurnazlıklara ağır basacak...
"Hukuk"la "meteoroloji" arasındaki paralellikler daha çok çıkacak ortaya...
Ne zaman mı?
Hiç enseyi karartmayın, en çok 20 yıla kadar... Bu arada gönül, "şatafatlı yaşam" uğruna, ziyan olup gideceklerin artmamasını ister...

c.altan@prizma.net.tr









Taha AKYOL
Hangi Sezer? Hukukçu, Cumhurbaşkanı?

Çetin ALTAN
Şimşekler, yıldırımlar, "meteoroloji" ve "hukuk"...

Melih AŞIK
Teoman Orberk

Fikret BİLA
Ticaret - siyaset

Hasan CEMAL
Etik!

Yılmaz ÇETİNER
İstanbul Lale Devri'ni yaşıyor

Güneri CIVAOĞLU
Netameli

Can DÜNDAR
Gençler mi evleniyor, ebeveynler mi? - Mecburiyetten yeniden -

Hurşit GÜNEŞ
Transferler

Doğan HEPER
Ecevit'siz DSP, DSP'siz Ecevit

Sami KOHEN
Sıra dışı diplomasi...

Mehmet Y. YILMAZ
Sahi, nedir şu çok tartışılan kamusal alan?

Derya SAZAK
Pırlanta

Meral TAMER
Siyaset özlemi, Arı'nın cazibesiyle birleşince...

Yaman TÖRÜNER
Döviz kuru ne zaman artacak?

Güngör URAS
'Faizsiz de olsa' borcunu ödeyen yok

Serpil YILMAZ
Derviş: Türbanı başörtüsüne tercih ederim

M. Ali BİRAND
TBMM'nin saate karşı yarışı sürecek...


© 2004 Milliyet