|
 |
|
|
'Anlamsız' azınlık üzerine:
İlkelliğin zaferi
Toplumumuzdaki kabalaşmayı 'halkın zaferi' olarak kabul edenler var. Ancak esas kazanan 'halk' değil; ülke üzerinden geçen aptallaştırma, eksiltme ve mankafalaştırma operasyonu!
Gözlerini dehşetle açmış, dişlerinin arasında ezdiği dehşetle anlatıyordu:
"Adam göz muayenesine geliyor. Saatlerce kapıda bekliyor. 'Gözünü aç' diyorsun. Ağzını açıyor. 'Altı ayda bir kontrole geleceksin amca' diyorsun, arkasını dönüp çıkıyor. Neyi var, neden bir daha gelecek, tedavi mi olacak, hiçbir şey sormuyor. 'Amca kafanı koy' diyorum, gözüne bakacağım. Amca çıkarıp nüfus cüzdanını koyuyor masaya. 'Şikâyetin ne?' diye soruyorum: Ha! Şu var diyorum: Ha! Gel amca: Ha! Tamam Amca: Ha! Adamla iletişim kurmak mümkün değil zaten, bütün kelime haznesi 'Ha!'dan ibaret. Kadınlar kolundan çekiştiriyor: 'Beni muayene etçen mi?' Siz sözcüğü zaten yok, kolundan çekiştirmek var, bir de direkt 'sen' var. Acıklı olan şu: Sadece emir kipiyle konuşabiliyorsun. Aç gözünü, kapa özünü. Gel buraya, git oraya. Bir yandan acıklı buluyorsun bir yandan da sadece kolundan çekiştirmelerine sinir oluyorsun."
Ayda dokuz yüz milyona gözünün feri kalmayıncaya kadar çalıştığı devlet hastanesindeki vatandaşları anlatıyor bir göz hekimi arkadaşım.
"Yani biz" diyor, "bu ülkede anlamsız sayılacak kadar küçük bir azınlığız!"
Piyesten daha karmaşık
Konuşma sırasında ben bu 'eksilme halinin' son yirmi yılda olduğunu savunuyorum. Yirmi yıl öncesini bildiğimden falan değil. Sadece bir dönem bu toplumun hiç değilse Münir Özkul filmlerini izleyebilir durumda olduğunu, ama şimdi sadece kafaların patlatıldığı, insanların değil 'kurşunların konuştuğu' dev yapımları (!) izleyebildiğini söylüyorum. Bu ülkenin üzerinden geçen nice 'aptallaştırma operasyonlarının' bir sonucu olduğunu düşünüyorum bunun ve operasyonların kapsamı düşünüldüğünde insanların yine de iyi durumda olduklarını. Diğer yandan, hiç de Beyaz Türk olmayan göz doktoru arkadaşımın söylediği de doğru: Bu ülkede cümle kurabilen, 'siz' sözcüğünü kullanarak konuşabilen, evinde silah bulundurmayı düşünmeyen, mafya bir tanıdığı olmayan, bakkallarda satılanlar dışında da kitap okuyan, gazeteleri magazin ekleri için almayan, namus cinayeti işlendiğinde "Kız ne yapmış acaba?" diye merak etmeyen insanlar artık giderek küçülen bir azınlık.
Halk mı, ilkellik mi?
Kimileri bu kabalaşmayı, ortalamanın faşizminin ilan ettiği bu zaferi, halkın zaferi olarak tarif ediyor; çevrenin merkezdeki elitlere karşı başkaldırısı olarak. Bu hal ve gidişte bir zafer, bir direniş tadı buluyorlar. Mesele şu ki, söz konusu azınlık da 'halk'. En az diğerleri kadar 'esmer', hiç de 'beyaz' değil yani. Ve kazanan 'halk' değil; ülke üzerinden geçen aptallaştırma, eksiltme, mankafalaştırma operasyonu.
Daha ince, daha zarif, daha efendice ve biraz daha insan gibi yaşamak isteyenlerin azami süratte yalnızlaştırıldığı bir ülkeye dönüşüyor Türkiye. Bu durumu 'halkın zaferi' olarak kutsamak ise bütün aptallaştırma operasyonunun bir parçası gibi geliyor bana...
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|