Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Temmuz 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
'Yatırım yaptım, reklam verdim, başarı şans değil'

Sait Akarlılar, 12 yaşındayken Gedikpaşa'da çıraktı. Bugün 64 yaşında, 250 milyon dolar ciro, 125 milyon dolar ihracat yapan Mavi'nin patronu! Yani hayallerini kendisi ile birlikte büyüten bir işadamı o. Jeans'in, yalnızca Amerikan filmlerinde görüldüğü bir zamanda jeans işine girmek cesaretini göstermiş. Hiçbir şeyin şans olmadığını belirtiyor. "Mavi 40 yıllık birikimin ürünü. Mavi'ye, kazandığımızdan çok marka harcaması yaptık. Başarı tesadüf değil" diyor

ŞULE YÜCEBIYIK

Gedikpaşa'da işe başladığında 12 yaşındaydı. Türk, Ermeni, Musevi ustaların yanında yetişti. 20 yaşında kendi atölyesini kurdu. Günde 20 saat çalışarak ne bulursa dikti. Gece gündüz kavramı yitmiş, elleri dikiş dikmekten delik deşik olmuştu... Askere giderken, atölyesini emanet ettiği arkadaşı makinalarını bir rehinciye sattı. Dönünce baba yadigârı saatini vererek makinelerini kurtardı. İki ay sonra biriktirdiği 150 lirayı vererek saati geri aldı...
Bunlar 250 milyon dolar ciro, 125 milyon dolarlık ihracat yapan Mavi Jeans'in kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sait Akarlılar'ın yaşam öyküsünden birkaç satır başı. Sait Akarlılar çok az konuşan biri. Business'a yaptığı açıklamada, jeans'i ilk kez Amerikan filmlerinde tanıdığını anlattı.
Akarlılar açıkça belirtmese de onu en çok kızdıran sözün, 'Nereden çıktı bu Mavi' olduğu anlaşılıyor. "Mavi 40 yıllık bir birikim. Ne kazandıysak Mavi'ye harcadık. Tanıtıma yaptığımız yatırım kadar para kazanmadık. Çok kimse marka olamayınca 'Mavi şanslı' diyor. Şans yok oysa. Tutarlı bir marka yatırımı bu. Krizde dahi ara verilmedi. Hiçbir şey tesadüf değildir" diyor.
'Jeans'in anavatanı' ABD'de Lee, Wrangler ve Levi's gibi markalarla rekabet ederek ciddi başarılar kazan Mavi'nin sırrı, 'cesur, yenilikçi ve farklı' olmasında. Mavi'nin başarısı dünyada da dikkat çekti. Time dergisine haber oldu. Markanın Kanada ve ABD'de tanınmasında Chelsea ve Hillary Clinton, Cher, Geri Halliwell, Daryl Hannah, Laila Ali, Antonio Banderas gibi ünlüler 'tamamen kendi tercihleri olarak' Mavi'yi tercih etmeleri etkili oldu. Amerika'da genç kızların en çok okuduğu dergilerden biri olan Cosmogirl'ün okuyucuları Mavi'yi 'En Seksi Jeans' seçti. Marka, ödüller aldı.
Mavi büyüdü, dünya çapında bir firma oldu. Ama Sait Akarlılar'ın durmaya niyeti yok. '65 yaşımda ancak bir hobi edinebildim' diyen Sait Akarlılar'ın kaptanlığında uzak denizlere açılan Mavi'nin hedefi 2015'te dünyadaki lider markalardan biri olmak...

İlk öğretmeni, ilk ustasıydı

Sait Akarlılar, 1940 yılında İstanbul'da doğdu. Ailesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Saraybosna'dan göçmüş, Boşnaklar'dandı. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle çocuk denecek bir yaşta çalışmaya başladı. Daha sonra tüm gençlik yıllarını geçireceği Gedikpaşa'da işe başladığında 12 yaşındaydı.
Yıllarca dikiş dikti. Türk, Ermeni, Musevi ustaların yanında çalıştı. Farklı kültürleri öğrendi. Ancak ilk ustası onda büyük izler bıraktı. Gerek işi, gerekse kişiliğinin oluşumunda büyük etkisi olan emektar bir terziydi ustası. Küçücük, ışıksız bir atölyede, sabahın ilk ışıklarından akşamın geç saatine kadar ceket dikiyor, dur durak bilmeden çalışıyorlardı.
Ustası; dürüst, işini seven biriydi. Akarlılar, onun karakterinden çok etkilendiğini, işveren olduğu günden itibaren onun ilkelerini izlediğini söylüyor: "Ustam, sabahları işe herkesten erken gelirdi. Gece gündüz çalışırdı. Titiz, dürüst biriydi. En sıkıntılı zamanlarında bile işçilerine maaşlarını tam ve gününde ödemesi beni çok etkilemiştir. Ben de hayatım boyunca çalışanlarıma bu anlamda hiç sıkıntı çektirmedim."

Günde 20 saat çalıştım

Sait Akarlılar, 20 yaşına geldiğinde, artık kendi kanatlarıyla uçması gerektiğine inandı. İstanbul tekstil piyasasında kendine göre bir çevre edinmiş, para biriktirmişti. Ustasıyla helalleşti. 1960 yılının Ocak ayında kendi atölyesini kurdu. İlk başta işleri iyi gitti. Beş işçisi vardı ve aldığı siparişler de fena değildi. Ancak, bu refah dönemi sadece beş ay (27 Mayıs 1960'a kadar) sürdü. İhtilal sonrası siparişler bıçak gibi kesildi, yokluk yılları başladı. Akarlılar, ceket dikiminde uzmanlaşmıştır ama artık ayakta kalma mücadelesi vermek zorundadır. Bunun için ne bulursa onu dikmeye karar verir. Pantolon, şort, postane üniforması... Eline ne gelirse diker, hiçbir siparişi geri çevirmez. Günde 20 saat çalışır. Gece gündüz kavramını yitmiş, elleri dikiş dikmekten delik deşik olmuştur.
Bu dönemden çıkardığı ders şudur: 'İnsan her koşulda ekmeğini çıkarabilir. İşsiz kalmak kişinin kendi seçimidir. Ben en sıkıntılı dönemlerde bile hiç işsiz kalmadım çünkü gelen işi geri çevirmenin doğru olmadığını düşündüm."

Baba yadigârını rehin verdim

Ekonomik sıkıntılara rağmen, Sait Akarlılar ayakta kalmayı başardı. Ancak askerliği gelip çatmıştı, mecburen gitti. Giderken, atölyesini yanında çalışan güvendiği bir arkadaşına teslim etti. Askerlik döneminden sonra, İstanbul'a döndü. Ama atölyesinin yerinde yeller esiyordu. Ne işçileri ne de makinaları vardı. Yıkıldı... Arkadaşının, makinalarını Kapalıçarşı'da bir rehinciye sattığını öğrendi. Rehinciyi buldu ama makinaları geri alacak parası yoktu. Hayatta sahip olduğu tek varlığı olan baba yadigârı saatini, rehinciye verdi. Makinalarını 100 lira karşılığında geri aldı. İşini tekrar kurdu. Borcunu ilk ay ödeyemedi. İkinci ayın sonunda biriktirdiği 150 lirayı vererek rehinciden saatini geri aldı.

Ailemi kaybedince korktum

Sait Akarlılar, ailesini çok erken yaşta kaybetmiş. Ancak bu trajedi, onu sıfır noktasından başlayıp bugünlere gelmesinde büyük rol oynamış. Kendisi de, iş prensiplerinin oluşmasında, Türkiye'nin en önemli markalarından birini yaratmasında çocukluğunda yaşadığı acı günlerin etkisi olduğunu belirtiyor:
"Daha yedi yaşında annemi kaybettim. 14 yaşındaydım babam öldü. Küçük yaşta yaşadığım bu iki acı olay, beni başka yerlere itebilirdi ama hırslandırdı. 'Hiçbir kimseye muhtaç olmamak' üzere yetiştirdim kendimi. Yokluğu bilen insanlar, sürekli kaybetme korkusu içinde olur ve elde ettikleri her şeyi daha sıkı tutarlar. Ben de bu kaybetme korkusuyla yaşadım. Bu korkunun verdiği motivasyonla hep daha iyisini yapmaya çalıştım. Yaptığım işleri, hiçbir zaman elimin ucuyla tutmadım, ortaya hep kaliteli, iyi, güzel ürünler çıkarmaya çalıştım."

Her gün rapor alıyorum

Akarlılar, başarısını, alın terine borçlu her insan gibi, konuşurken, 'yaptım, ettim' şeklinde tekil değil, çoğul konuşuyor. İş hayatında kazandığı başarının sadece kendisine ait değil, eşine, çocuklarına, ekibine, işçilerine de ait olduğunu sık sık vurguluyor. Başarısının temel faktörünü 'ölesiye çalışmak' olarak özetliyor.
"50 yıldır iş hayatının içindeyim ama sanki 150 yıldır çalışıyorum. Haftada 100 saat çalışırım. Kafam hep işle meşguldür" diyor.
İlk tatilini 50 yaşındayken yapmış. Bir haftalık bir tatilmiş bu. İşinden hem ruhen hem bedenen ilk kez koptuğu bir hafta. "Tatil güzel ama çalışmak yaşam biçimi olmuş benim için" diye anlatıyor.
Akarlılar, işlerinin önemli bir kısmını çocuklarına devretmiş gibi görünse de kontrol ve 'son söz' hâlâ onun. Mavi mağazalarından hergün rapor aldığını, satış ve yönetim işlerini takip ettiğini, yöneticilerin 'özel hayatlarına' kadar her konuyu denetlediğini anlatıyor.

Eşime ilk görüşte aşık oldum

Hayatında hiç 'zengin olayım' diye dua etmemiş. Duaları hep tek bir şey içinmiş Akarlılar'ın: "Tanrı'ya çok dua ettim, bana iyi bir eş versin diye. Güzelliğin önemi yoktu. İyi bir anne, güzel ahlaklı bir eş için yalvardım hep" diyor.
28 yaşına bastığı yıl, duaları kabul olmuş. Birgün işten öğlen saatlerinde çıkıp, birtakım evrakları almak için evine gelmiş. Evini paylaştığı halaoğlunun yanında gencecik bir kız oturmaktadır. Kızın, akraba olduğunu öğrenmiş. Ve o an karar vermiş; "İşte benim eşim dedim. İlk görüşte âşık olmuştum. Benden 10 yaş küçüktü. Tanıştık, anlaştık. 18 yaşını doldurduğu gün evlendik."
Hayriye Hanım, Sait Bey'e üç yılda üç evlat vermiş. Akarlılar, eşinin bugünlere gelmesinde rolünün çok büyük olduğunu sık sık vurguluyor.
Anlattığına göre Hayriye Hanım, çocukların yetiştirilmesinde, eğitiminde büyük rol oynamış. Eşinin hâlâ, şimdi 30'lu yaşlarda olan çocuklarının bavullarını hazırladığını, ABD'de yaşayan Ersin ve Elif'e kendi elleriyle hazırladığı reçelleri, kurduğu turşuları yolladığını anlatıyor.

Mavi, bir aile başarısıdır

Sait Akarlılar, Mavi'nin özellikle dünyada geldiği noktayı çocuklarına borçlu olduğunu belirtiyor. Kendisine, 50 yaşından sonra fabrika kurma cesaretini çocuklarının verdiğini vurguluyor:
"Bu markayı yaparken 'nesillere intikal eden' bir marka olmasını çok istemiştim. Gerçekçi bir şeyler yapmayı, iz bırakmayı dilemiştim. Çocuklarımın tahminimden daha heyecanlı bir şekilde işe sarılmaları bana büyük enerji verdi. Onların iyi eğitim almaları, heyecanları cesaret verdi. 50 yaşımda Çerkezköy'de fabrika kurdum. Şimdi bu fabrikada 2 bin kişi çalışıyor."
Çocuklarının başarısında ise eşinin ve kendisinin büyük rol oynadığını söylüyor gururla.
"Çocuklara çok vakit ayırdık. Eşim eğitimleriyle bizzat ilgilendi. Ben de baba olarak onlara çalışkan ve disiplinli bir rol modeli oldum. Evimizde açık bir ortam vardı. Kararları birlikte aldık. Hiçbir şeyi onlardan saklamadık" diyen Akarlılar, daha küçük yaştalarken bile birlikte Amerikan pazarına giderek, blucin satın aldıklarını ve birlikte dikişlerini incelediklerini söylüyor ve ekliyor: "Mavi bir aile başarısıdır."

İtalyanlar'ı örnek aldık

Jean deyince akla ABD'li firmalar geliyor. Ancak Sait Akarlılar'ın rol modeli İtalyan markalar olmuş.
"Dünyanın ilk 10'una girecek markalara ürün yapıyorduk. Onlardan çok şey öğrendik. Markanın ne olduğunu da. Bir tarafta 19 dolara, bir tarafta 100 dolara pantolon satılıyordu. Marka olmanın farkıydı bu. Tasarımın, tanıtımın, iyi servisin maliyetiydi" diyor.
Zamanla iki seçenek oluşmuş Akarlılar'ın önünde. Ya Laleli piyasasında, satılacak ucuz bir marka ya da pahalı ama dünya liginde bir marka yaratmak.
"Fason olarak çalıştığımız firmalara baktık, aynı ürünü bizden alıp iki kat pahalı satıyorlardı. Biz de zor olan bu yolu tercih ettik" diye anlatıyor.
Akarlılar'ın markanın bugünkü durumu ve geleceği ile ilgili görüşleri de şöyle:
"Mavi Jeans'ın yakaladığı hız, beni şaşırtıyor. Mavi'yi biz yarattık ama şu anda yaptığımız iş, ona ayak uydurmak. Dünyadan gelen talebe, siparişlere yetişebilmek için gece gündüz çalışıyoruz. Tanıtım ve iletişim kampanyaları ise işin ayrı bir boyutu. Dönüşü olmayan bir yola girdik. Bu kadarını hayal etmemiştim."

'Maliyetten kaçmadık'

Mavi'nin diğer yerli markalar arasından sıyrılarak dünya ligine çıkmasının nedenini şöyle açıklıyor Akarlılar:
"Hiçbir zaman ne malın, ne çalışanın, ne de tanıtımın ucuzuna kaçmadık. Bu nedenle, ürünümüzü satarken de mütevazi olmadık, ucuza satmadık. Hem kaliteli olacak, hem yenilikçi olacak, hem farklılık getirecek, hem de ucuz olacak. İkisi bir arada mümkün değil. Ucuza kaçarsanız, bunları hakkıyla yapmanız mümkün olamaz. Biz, markamızı en baştan itibaren pazar yerinde satılacak bir marka olarak konumlamadık. 'Türk malı ucuzdur' zihniyeti ile gelenler, geri döndüler. Buna en iyi örnek, Mavi'nin daha birkaç yıllık bir markayken, rakipleri fuarlardan, vitrinlerden kopya çekerken, dünya jean sektörünün gurusu bir isimle çalışması. Adriana Goldsmith adındaki tasarımcı, o dönem Mavi için çok fazlaydı belki ama maliyete katlandık."

Ansiklopediyi ezberledim

'Eğitim' Sait Akarlılar'ın dilinden düşürmediği bir kelime. Çocuklarının iyi okullarda eğitim almasından çok memnun olduğunu sık sık dile getiriyor.
"Ya siz? Okuyamamak içinizde ukde kaldı mı?' diye soruyoruz.
"Çok isterdim. Ama hiç imkânım olmadı. Çalışmak, ayakta kalmak zorundaydım. Ama bundan utanmıyorum, okuyamamanın ezikliğini çekmiyorum. Hatta ilkokul mezunu olduğumu gururla söylüyorum herkese. Çünkü, okusaydım, iş hayatına bu kadar erken atılamaz, bugün geldiğim noktaya gelemezdim" diyor.
Gençken, eğitim eksikliğini kapatmak için dönemin en popüler yayınlarından Hayat Ansiklopedi'sine abone olmuş. Hiçbir fasikülünü kaçırmadan, biriktirmiş ve satır satır ezberlemiş.
Bir de, şair Şevket Rado'nun radyo programlarını hiç aksatmadan dinlemiş. "Rado'nun o gür sesiyle yaptığı sohbetler bana çok şey katmıştır" diyor.
Sinemaya olan tutkusu da ona büyük ufuklar açar. 60'lı yıllarda sinemaya gelen hiçbir filmi kaçırmadığını söylüyor.
İdolleri ise Gary Cooper, Burt Lancester, Gina Lolobridgida'ydı. Jean pantolonu ilk kez bu aktörlerin üzerinde görüp, tanıdı.

Adı 'Rap jeans' olacaktı...

Mavi Jeans, Türkçe bir marka ile de dünya pazarlarında başarılı olunabileceğini öğretti. Türkçe marka ile jean'in anavatanı ABD'de, yüzyıllık jean imparatorlarına başkaldırdı. Şirketin belki de en büyük başarı öyküsü bu.
'Mavi' bilindiği gibi 'blue'nun Türkçesi. Fikir, Sait Akarlılar'ın.
"Jean sektöründe uzmanlaşmış, dünya markalarına fason üretim yapar hale gelmiştik. 1992'den itibaren kendimize ait bir marka yaratmak istedik. Kafamda ilk baştan beri Türkçe marka koymak vardı. Kendimize güveniyorduk ve markanın sadece isimden değil kaliteden, hizmetten, yenilikçi olmaktan geçtiğini biliyorduk" diyor.
Yine de Türkçe bir isim koyma fikri, çevresi tarafından yadırganmış. Birçok kişi, yurtdışında Türkçe marka ile başarılı olunabileceğine inanmıyormuş.
Bunun üzerine İngilizce markalar üzerinde düşünmeye başlamışlar. 1990'lı yıllarda moda olan rap müziğini hatırlatan 'Rap Jeans' en kuvvetli seçenek olarak öne çıkmış. İkinci alternatif olarak 'Star Jeans' üzerinde durulmuş. Akarlılar, düşünmüş, taşınmış ama iki ismi de 'içine sindirememiş.'
"Yabancı bir ismi kendimize yakıştıramamıştık" diyor Akarlılar. Bu sırada aklına 'Mavi' isminin geldiğini söylüyor. Bu kadar sade, yalın ve Türkçe. Ailesine danışmış ve 'oybirliğiyle' Mavi ismi kabul edilmiş.

Jeans'i filmde gördüm

50'li yıllarda Amerikan filmlerinde tanıdığı blucin, Türkiye'ye 60'lı yılların sonunda tek tük gelmeye başlar. Önemli bir piyasası yoktur. Sait Akarlılar da o dönemde uzmanlaşacağı yeni bir alan aramaktadır. Şöyle anlatıyor:
"Çok sordum, çok araştırdım. ABD'de jean sektöründe üretim yapan 100 yıllık, 150 yıllık firmalar olduğunu gördüm. Bundan çok etkilendim. Sonra bir araştırma geçti elime, jean kumaşın spor giyim içindeki payının hiçbir zaman yüzde 65'in altına düşmediğini, bazı yıllarda yüzde 85'lere çıktığını öğrendim. Modası geçmeyen, her yaşa hitap eden bir üründü. 1980'li yıllarda Türkiye'de denim kumaşı üreten fabrika yoktu, diğerlerine kıyasla pahalı bir yatırım olduğu için bunu yapacak sermaye de yoktu. Sonunda, karar verdim, jean kumaşı üreteceğim."

Bu şans değil, yatırım

İtiraf etmese de, Akarlılar'ı en çok kızdıran sözün, 'Nereden çıktı bu Mavi' olduğu anlaşılıyor. Mavi'nin 13 yıllık değil, 40 yıllık birikimin üzerine inşa edilen bir marka olduğunu savunuyor:
"20 yıllık ihracatçıyız. İhracattan ne kazandıysak Mavi Jeans'e harcadık. Tanıtıma yaptığımız yatırım kadar para kazanmadık diyebiliriz. Çok kimse marka olmak istiyor, olamıyor. Olamadığı zaman da olanlar için 'şanslı' diyor. Burada şans faktörü yok oysa. Tanıtıma harcadık. Yılda 2 - 3 milyon dolar kim harcıyor ki? Marka imajına büyük bir yatırım yaptık. Dergiler, sponsorluklar, spor turnuvalarına harcanan paralar bu imajı getirdi. Yedi yıldan bu yana süren tutarlı bir marka yatırımı bu. Kriz de bile bir gün bile ara verilmedi bu işe. Hiçbir şey tesadüf değildir. "

Ancak 65'imde hobi edindim

Sait Akarlılar, başarıda 'şans' faktörüne inanmıyor. Başarısını kendi elleriyle inşa ettiğini vurguluyor:
"Hayatta ne şansa, ne de şans oyunlarına inanırım. Kısa yoldan bir yere gelmeye çalışmak hayalciliktir. Bunun için hiç Loto, Toto denemedim. Borsa'da oynamadım. Hiç kahveye gitmedim. Tavla oynamayı bile 40 yaşımdan sonra öğrendim" diyor.
Hayatında birçok şeyi ertelediğini, 65 yaşında ilk kez kendine hobi edinecek zaman bulduğunu belirten Akarlılar, tekneye merak sardığını ve İngilizce dersleri almaya başladığını söylüyor.
Çocuklarının kendisi gibi çalışmamasını istiyor; "Ben, üretimin bedelini ödedim. Hayatta birçok şeyi erteledim. Çocuklara bunu asla tavsiye etmiyorum. Sosyal işlere, eğlenmeye, tatile daha çok vakit ayırmalarını istiyorum. Bunu ben yapamazdım ama onlar yapabilirler. Çünkü benim işim yoktan var etmekti, onların işi varolanı geliştirmek" diyor.

Rakamlarla Mavi Jeans

Türkiye'de markalı jean pazarının yüzde 15'ine hakim.
2003 yılında tüm dünyada 7 milyon adet Mavi Jeans satıldı
Şirketin, 28 ülkede toplam 3 bin 500 adet satış noktası var.
Mavi markası için 3 bin 280 kişi çalışıyor.
Mavi'nin üretildiği 75,000 m2'lik Çerkezköy fabrikası Türkiye'nin en büyüğü. Günde 16 bin adet jean üretiliyor. 2 bin kişi çalışıyor.
Yıllık ihracatı yaklaşık 125 milyon dolar.
Grup olarak cirosu 250 milyon dolar. Ayrıca Guess, Calvin Klein, Esprit, Mustang, Street One gibi markalara fason üretim yapıyor.

'Çocuğuna Mavi ismini koyan var'

Mavi'nin blucinin anavatanı olan ABD'de başarı kazanmasının ardındaki isim Mavi Yurtdışı Operasyonlar CEO'su Ersin Akarlılar.
Akarlılar'ın en önemli hedefi, Mavi Jeans'i 2015 yılında, dünyadaki lider blucin markalarının başında gelen, en az Türkiye'de tanındığı kadar tanınacak bir marka haline getirmek.
Akarlılar, şu anda dünya blucin tüketiminin yüzde 75'ini temsil eden Amerika, Avrupa ve Avustralya'da olduklarını, öncelikle bu ülkelerde güçlenmek istediklerini belirtiyor. Bununla birlikte Hindistan ve Japonya pazarlarına girmek için araştırmalar yaptıklarının da altını çiziyor.

Trend timi kuruldu
Mavi'nin felsefesinin iyi anlaşıldığını, cesur, yenilikçi ve farklı olma özelliklerinin kavrandığını ifade eden Akarlılar, "Bu özelliklerimizi korumak ve diğer markalardan ayırt edilebilen eşsiz bir marka geliştirmek için farklı kültürlerden gelen sürekli seyahat eden ve araştıran tasarımcılar, ürün geliştirme ve üretim sorumlularından bir grup oluşturduk. Yalnızca Londra, Paris ve Milano'yu değil bütün dünyayı dolaşıyoruz" diyor.

'En Seksi Jeans'
Mavi'nin özellikle Kanada ve ABD'de tanınmasında ünlü kişilerin etkili olduğunu anlatarak Akarlılar, Chelsea ve Hillary Clinton, Cher, Geri Halliwell, Daryl Hannah, Melissa Joan Hart, Ashley Powers, Laila Ali, Antonio Banderas gibi ünlü kişilerin tamamen kendi tercihleri olarak Mavi satın almasının bu etkiyi daha da artırdığını sözlerine ekliyor.
Akarlılar, Mavi'nin Amerika'da genç kızların en çok okuduğu dergilerden biri olan Cosmogirl'ün okuyucuları tarafından "En Seksi Jeans" seçilmesini örnek vererek, "Bir marka için mükemmel uyum yalnızca ürünün vücudunuza tam oturması değil. Aynı zamanda kesenize ve kültürünüze de tam oturması gerekir. Mavi bunu başardı" diyor.
Yurtdışında Mavi'ye bir arkadaşa bağlandıkları gibi bağlanan genç kızlardan e-mailler aldıklarını, hatta bir müşterilerinin çocuğuna Mavi ismi koyduğunu anlatan Akarlılar, tüketicilerle aralarında derin bir bağ oluştuğunu söylüyor.

'Aile tüm enerjisini marka için harcadı'

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel Tanberk, Mavi markasını 1992 yılından bu yana izliyor. Prof. Tanberk, aynı zamanda Sait Akarlılar'ın 12 yıllık arkadaşı.
Prof. Tanberk, hem aileyi hem de markayı tanıyan bir akademisyen olarak "Mavi"yi Business için analiz etti.
Prof. Tanberk. Mavi Jeans'in başarı öyküsü için şu tanımı yapıyor: 'Teksif edilmiş enerji.' Yani, ailenin tüm bireylerinin tüm enerjilerini markanın başarılı olması için yoğunlaştırmaları.

Dünün markası değil
"Başarının temelinde bu aile vizyonu var. Çocukların yetiştirilmesi, eğitimleri, anne ve babanın kurdukları aile içi demokrasi Mavi'yi bugünlere getiren uzun dönemli bir projenin parçası olmuş" diyen Prof. Dr. Tanberk, markanın 30 yıllık bir birikim üzerine kurulduğunu belirtiyor:
"Mavi, dünün markası değil. 30 yıl artı 12 yılın markası. Genç bir marka ama temeli sağlam. Yola çıkarken üretimi, kaliteyi, ihracatı biliyorlar, fason üretim yaptıkları markalardan, markalaşmanın ne olduğunu öğrenmişlerdi."
Mavi'nin başarısından bahsederken 'özgüvenin' önemli rolü olduğuna da dikkat çeken Tanberk, "Aile, işini doğru yaptığına ve başarılı olacağına o derece inanıyordu ki Türkçe bir isimle yola çıktı. Bu Türkiye'de bir ilktir ve önemli bir derstir" diyor.

BUSINESS
 'Yatırım yaptım, reklam verdim, başarı şans değil'
 Editörden
 'İslamı içimizde yaşarız, Esra aileden dışlanmadı'
 85 eczaneyi 'market'e dönüştürdüler
 Birleştiler, işleri katladılar
 'Lüfer' teknelerinin isim babası Kemal Kaptan 40 yıldır Boğaz'da
 Yüzen fabrikayla mermeri denizde işleyecek
 'Yaratıcıların fikirleri değil, cesaretleri tükendi'
 Sevgilinin fotoğrafından puzzle üretiyorlar
 En kıymetli mücevheri Erbakanlar'da
 Politikacı etik değerlere önem vermezse halka 'kötü örnek' olur
 Cumhuriyetçi Vasfi Bey toprağa güvendi, yanılmadı
 Şirketler bölünüyor
 60 milyon dolarlık 'külahlı' 120 milyon dolarlık 'ambalajlı'
 Maraş'ın Mado'su vardı şimdi de Edo'su geliyor
 Çiçeksever Rusya Hollanda'yı üzdü
 Sağlık harcamaları arttıkça ortalama insan ömrü uzuyor
 Su tesisatçıları
 Brezilyalılar devlete silah satıyor!
 Bileti almaya gitme, cep telefonunu göster, geç!
 Kapalıçarşı kumaşlarıyla Paris'i yeniden fethetti





© 2004 Milliyet