Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Temmuz 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Futbolun 27 Mayıs'ı mı?

"Ulusoy aday olduğu sürece kazanır. Karşısına kim çıkarsa çıksın kaybetmesine olanak yok." Çok değil daha bir ay öncesine kadar ülkedeki futbol dünyasını şöyle böyle bilen kime sorsanız bu minvalde bir şey duyuyordunuz. Haluk Ulusoy 97'den bu yana sürdürdüğü görevinde, 7 yılda bunu sağlamıştı. Ne olursa olsun onun seçileceği bir delege yapısı oluşturmuştu. Bağlantıları güçlüydü. Başkanlığını garantileyen bu yapıyı bizzat kurmuştu. O göreve Eyüp Sultan'da kestirdiği 50 koçla gelmişti, gitmemesi için daha neler kurban edildi ! Haluk Ulusoy, "özerk" federasyonun, iktidarına müdahale edilemez başı oldu. Hemen herkesin ağzından duyabileceğiniz gibi, onu yenmek mümkün değildi.

Ulusoy gitsin de
Bu durum, ona ağır muhalefet eden kulüpler ve karşısındaki büyük kamuoyuna rağmen asla değiştirilemeyecek bir gerçek olarak ortada duruyordu. Futbol dünyası içindekiler her ne kadar onu istemese de iktidarına müdahale etmek mümkün olmuyordu. Naklen yayından gelen ödemeler gecikebilir, maçınıza hiç hoşlanmayacağınız / sizden hiç hoşlanmayan hakemler verilebilirdi. Özerk olmasını yani kendisini yönetmesini beklediğiniz, bunun için yasal düzenlemeler yaptığımız futbol, kendi dinamiklerinden kopmuş, değiştirilemez bir başkanın komutasına girmişti. İşte bu yüzden ona muhalefet edenler müthiş bir sıkışmışlığa kapıldılar. "Ulusoy gitmeli" dışında bir şey söylemez oldular. Yani futbolun siyaseti, onun muhalefeti özerkliğin verdiği güçle bir şeyler, adaylar üretmek yerine önce oluşan durumu yıkmaya baş koydu. Aranan ideal bu değildi kuşkusuz. Futbolun özerk olmasının mantığı, kendisini yönetebilecek demokrasiyi ve kendisini denetlemesini sağlamak, dış müdahaleyi engellemek, maddi manevi büyütmekti. Olabildi mi? Bir başkanın aday olduğu sürece mutlaka kazanacağı bir seçim düzenini getiren yapı için bunu söylemek mümkün mü? Futbol sözde bir demokrasiye geçmişti ama durum "odunu aday göstersem mebus seçtiririm"e gelmişti.

Özerk hanedan
Ulusoy bir hanedan kurdu. Futbol dünyası günlük ya da şahsi çıkarlar için buna müsaade etti. Hanedan bu yedi senede güçlenmek için çok taviz, çok da kurban verdi. Sayısız hakem feda edildi misal. Her defasında yeni bir jenerasyon ortaya atıldı. "İşte geleceğimiz bunlar" diye. Ama her seferinde gençler de yıldız isimler de bir maçla, bir sezonla yok olup gittiler. Tabii Bülent Yavuz hep kaldı. Planlayan, geleceğin hakemi adaylarını, maç hakemlerini seçen, onları eğiten, her zaman her yerde konuşan, her şeyden sorumlu olan adam hiçbir yere gitmedi. Herkesin şikayet ettiği o ve çok da göze batmayan diğerleri hep orada kaldılar. Ne işe yaradıklarını kimse bilmedi ama ya yüksek maaşlarla, ya da yüklü seyahat harcamalarıyla ineği sağdılar. Olup biten bu kadar değil tabii. "Benimle gider" dediği Şenol Güneş'in görevine son verilmesinde yaşananları unutmayın.

Siyaset karıştı
Bu durumda ne yapmalıydı? Onu nasıl yenmeliydi? Başka bir isim nasıl çıkabilir, memnuniyetsizler Haluk Ulusoy'u nasıl devirebilirlerdi? Kuşkusuz siyasetin futbola karışmasını idealde destekleyemeyiz. Ama karşınızda takımınız formalarına koyacağınız göğüs reklamına kadar her şeye karışan, sizi belli markalarla anlaşmaya zorlayan bir federasyon varsa, bu hanedana boyun eğmezseniz, sizi zor duruma sokacaksa ne yaparsınız ? Onun adına kurban kesecek bir yeraltı ağası mı bulmak yeğdir, yoksa siyasete başvurmak mı? Her ne kadar çoğunluk gibi ben de siyaset dünyasına belli ölçüde güvenimi kaybetmiş olsam da bu yolu daha sağlıklı buluyorum.
Bu kokuşmuş, hemen herkesin şikayetçi olduğu düzeni yıkmak için başka yol yoktu. Bunu tek yol yapan bizzat Haluk Ulusoy ve çevresindekiler, onu destekleyenlerdir. 7 yılda futbol dünyasını bu duruma getirenler. Tabii futbol dünyası bu düzene boyun eğerek bu sıkışmışlığı hak etmiştir. Süreçte onların da payı büyük. Ama eğer bugünden bahsediyorsak, yapacak başka bir şey yoktu. Güçlü bir parti iktidarından başka müdahale edecek, Haluk Ulusoy'u devirebilecek kimse yoktu. Bu yüzden siyaset müdahale etti diye ağlayıp sızlanmak yerine bunun tek çıkar yol olduğunu kabul etmek gerekiyor. Bu yepyeni gerçek özerkliğin başlangıcı olabilir. Yani bir darbeyle gelen demokrasi ve ilerleme. Yeter ki ders alınsın. Futbola gerçek anlamda fair play'i sokmalı. Oyunu sadece sahada adil kılmak yetmez. Ekonomisini, yönetimini de bir daha böyle darbelere imkan vermemek için adil kılmak gerekir. Göreceğiz.

Nihayet bordo mavi

Trabzon orijinal olmayan renkte formalarla kupayı kaldırmıştı. Nerdeyse 19 yıl sonra şampiyonluğa da Lacivert - Bordo formalarla uzanacaklardı. Geçen yıl bu konuyu birkaç defa yazmış bolca küfür işitmiştim, "Sen ne hakla İstanbul'da oturmuş, bizim formalarımız hakkında atıp tutuyorsun" diye. Neyse hata düzeltildi. Trabzonspor yeni sezonunda tüzüğünde belirtildiği gibi, açık mavi ve bordo formalarla sahalarımızda endam edecek.
Yeri gelmişken belirtelim. Bu konuyu tartışmaya açtığımda birçok Avrupa takımının da kendine ait olmayan renkleri özellikle deplasmanlarda kullandıklarına yönelik mesajlar almıştım. Bu doğru olmakla birlikte mantığı farklıdır. Birçok büyük takım sezon başında 4 formalarını kamuoyuna tanıtır. Ligde ve Avrupa'da evdeki maçlarda giyilecek olanlar orijinal renk ve motifleri taşır. Deplasman için ise ya o kulübün geleneksel deplasman renkleri kullanılır ya da nötr bir renk seçilir. Beyaz, siyah, altın sarısı vb. Trabzonspor'un geçtiğimiz yıl yaptığı bu klasmana girmiyor. Bu renkle oynamak. Büyük olasılıkla üreticinin kolayına gelmesinden kaynaklanan bir hata. Bir başka büyük takımın formasını aynen Trabzon'a vermişler.

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
HALUK ULUSOY MOLA VERDİ!..
Celta'da Juanfran krizi
İki yüzlü Daum!
HAGİ SANCISI
Doğan'dan garanti
Türk sporunda gençlik devrimi
Fenerbahçe'den itiraz
Savulun Armstrong geliyor
Radikal değişiklik
Yayın ihalesi tamam
Yılmaz resmen aday
Kiteboard şenliği
Haber turu...
Futbolun 27 Mayıs'ı mı?
At yarışları
Gençler gümüşte kaldı: 89-71
195 trilyonluk imza
Filede mutlu son





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Futbolun 27 Mayıs'ı mı?
"Ulusoy aday olduğu sürece kazanır. Karşısına...



 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet