Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Temmuz 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Bçfmfo ybsşb rbumbu cjs tjgsf" ya da Osman Hamdi şifresi

Tatilde okuyacak sürükleyici bir kitap arıyorsanız, Dan Brown'ın romanlarını alın. Bitirmeden elinizden bırakamayacağınızdan emin olabilirsiniz


Sırrı bey karanlık sahilde yürürken birdenbire garip bir ürperti sardı bedenini. Altıncı his! Adımlarını hızlandırdı. Ay, bulutların arasından sıyrıldı o sırada. Tam karşısında dikilen bir adamı aydınlattı. Elinde bir tabanca vardı adamın.
Gecenin sessizliğini bir patlama bozdu. Tek kurşun Sırrı beyin yere yığılmasına yetti.
Silah sesini duyan balıkçı Rıza iskeledeki motorundan fırladı hemen. Koşarak geldi. Sırrı beyin üstüne eğildi. Ölmemişti Sırrı bey.
"Kağıt kalem ver" diye hırladı. "Çabuk, ölüyorum! Vaktim yok. Acelem var. Bana kağıt kalem ver."
Balıkçı Rıza'da kağıt kalem ne arasın!
"İç cebimde..."
Rıza, Sırrı beyin cebinden kağıt kalem çıkarıp ona uzattı.
Sırrı bey bir an düşündü. Sonra titreyen parmaklarıyla yazdı:
"SAMİ HAM DON... K CUMA SIPA BALIĞI SAT."
"Oku" dedi sonra.
Balıkçı Rıza orta üçten ayrılmıştı. Okudu.
"Yüksek sesle oku."
Rıza yüksek sesle okudu.
"Tamam" dedi Sırrı bey. Sonra ekledi: "Çok yaşa!"
"Hapşırmadım ki" diye düşündü balıkçı Rıza.

* * *

Ertesi gün Emniyet'te ifade verirken, "Bunca yıllık balıkçıyım" diyordu Rıza. "Sıpa balığı diye bir şey duymadım. Sami Ham Don diye de kimseyi tanımam."
Dr. Turhan Bozkurt güldü. "Ne sıpa balığı diye bir şey var ne de Sami Ham Don diye biri. Her şey o kadar açık ki..."
Doktoru uyanık bir görevli çağırmıştı Emniyet'e. Uzman olarak. "Bu olsa olsa bir şifredir. Çözse çözse de 'Da Vinci Şifresi'ni yayımlayan adam çözer" demişti.
"Çok basit" diye devam etti doktor. "Maktulün yazdığı bir anagram."
"Anagram mı? Nedir o?"
"Bir sözcükteki harflerin yerlerini değiştirerek başka bir sözcük üretmek. Sami Ham Don... Değiştirin harflerin yerini... Osman Hamdi çıkıyor. K. Cuma Sıpa Balığı Sat da Kaplumbağa Satıcısı oluyor. Osman Hamdi'nin en ünlü tablosu."
"Peki, çok yaşa neyin nesi?"
"Koş çaya. Ben şifreyi çözdüm. Artık katili bulmak sizin işiniz."
Polis ertesi gün Manisa'da Volkswagen bayiliği yapan Rizeli Mahmut Dereli'yi tutukladı.

* * *

"Doktor ipuçlarını verince katili bulmak kolay oldu" diyordu dedektif Süleyman. "Koş çaya... Çay nerede yetişir? Rize'de. Demek ki katil Rizeli. Osman Hamdi'deki harfleri düşün. Manisa çıkıyor. OH ile MD harfleri artıyor. OH, Osman Hamdi'nin baş harfleri. Demek ki katilin adıyla soyadı MD ile başlıyor. Kaplumbağa Satıcısı'ndaki kaplumbağa nedir? Ne olabilir, olsa olsa Volkswagen... Satıcı ise bayi... Demek katil Manisa'da Volkswagen bayiliği yapan, adının baş harfleri MD olan bir Rizeli. Allah Dan Brown'dan razı olsun, artık suçluları yakalamak çocuk oyuncağı."
"Peki ama" dedi arkadaşı. "Vurulan adam niye kendisini vuranın adını açık açık söylememiş, Mahmut Dereli dememiş de böyle oyunlara başvurmuş?"
"Kafayı mı yedin sen?" dedi Süleyman. "Mahmut Dereli dese biz harfleri karıştırıp yeni adlar üretir, onların peşine düşerdik. Katili bulmamız zor olurdu. Maktul doğrusunu yapmış."

* * *

Dan Brown'ın üç kitabını arka arkaya okudum. Önce "Da Vinci Şifresi"ni, sonra "Melekler ve Şeytanlar"ı, en sonra da "Dijital Kale"yi. (İlk iki kitabı Petek Demir çevirmiş, Altın Kitaplar yayımlamış. Üçüncüsünün çevirmeni Sezer Soner, yayıncısı ODTÜ Yayıncılık.)
Toplam yaklaşık 1500 sayfayı sıkılmadan okuduğuma göre, Dan Brown işini bilen bir yazar. Kitaplarında benim mantığıma ters düşen şeyler olsa da, kulaklar boyuna uzun yoldan gösteriliyorsa da, çevirilerde yer yer irkilsem, sözgelimi "a cup of coffee"nin Türkçeye "bir fincan kahve" değil de, "bir kupa kahve" diye aktarıldığını görsem de ne gam! Sürüklenip gittim işte. Ama bu türün (benim okuduklarım arasında) en iyisinin Trevanian'ın "Şibumi"sinin olduğuna bir daha karar verdim.
"Tatil kitabı" derler ya... İşte size üç kitap birden. Okuduktan sonra filmlerini beklemeye koyulursunuz. (Peter Langdon için adayım Harrison Ford'dan başka kim olabilir!)

* * *

"Uzay Yolu Macerası"nda ("2001: A Space Odyssey") dev bilgisayarın adı HAL'dir. HAL'deki harflerin yerlerine kendilerinden sonra gelen harfleri yerleştirin, IBM olur.
"Dijital Kale"de Susan, David'e anlamsız gibi görünen bir cümle veriyor: Şzmhsşhghlhyz enj Idlmtmtl. Her harfi, alfabede kendinden sonra gelen harfle değiştirince ortaya "Tanıştığımıza çok memnunum" çıkıyor.
David'in yanıtı: Adm çd... Ben de.
Bu yazının başlığını merak edenlere ipucu olarak sunulur. n

PAZAR
"Hayatımı yazdım ama eski Halil'i hatırlatır diye yayımlamıyorum"
"Smokinle beyaz yelek giymek çayla kahveyi karıştırmaktır"
Neden onlar göz önünde?
Pink, grubun komik ismini çok beğenmiş
Erkek şefli "bayanlar orkestrası"
At türküleri söyleyen veteriner
Çantamızı açıp bakabilirler mi?
Macera seven amatörler finalde
Nişantaşı bu bahçede toplanıyor
Simit ve hamburgere rakip geldi: Beniye
Şarapta yeni yıldızlar
Garibe dost Diyarbekir...
İstanbul'a sığınanlar
Boğaz'da Akdeniz esintisi
Bosna'ya dönüş
Mutsuzluk genetik bir hastalık mı?
"Bçfmfo ybsşb rbumbu cjs tjgsf" ya da Osman Hamdi şifresi





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet