|
 |
|
|
Başlangıç mı, son mu?
Şekil Şartı / Deniz Taner
Cenevre'de kurulu Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN), 2007 yılında ilginç bir deneye sahne olacak.
Evrenin başlangıcını açıklamaya yönelik teorilerden biri olan "Büyük Patlama"nın ilk bir kaç milisaniyesi laboratuvar ortamında tekrar yaratılacak. Deney için kullanılacak Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın inşası 2005 yılında tamamlanacak ve maliyeti 6 miyar Dolar'ı bulacak. Çevresi 27 kilometre olan dairesel hızlandırıcıda "Büyük Patlama" sonrası benzeri bir enerji yoğunluğu elde etmek için sub - atomik parçacıklar ışık hızına yakın bir sürate erişecek.
* * *
Son günlerde bu konu basında yer aldı. Zira, çok önemli bilgilere ulaşılacak. CERN projesinin başlangıcında parasal katkıda bulunmadığımız için, ne yazık ki Türk fizikçiler deneyde yer alamayacak.
Yirmiden fazla ülkeden bilim adamlarının katılacağı bir araştırmadan uzak kalmak, bizim araştırmacılarımız için büyük kayıp.
Bizdeki tartışmalar süredursun, CERN'de heyecan doruğa ulaşırken, bu tip araştırmalardan kuşku duyanlar da her geçen gün artıyor.
Geçen sene yayınlanan "Son Saatimiz" adlı kitabında İngiliz Kraliyet Gök Bilimcisi Sir Martin Rees, insanoğlu ve geleceğini riske sokan gelişmelerle ilgili düşüncelerini açıklamış.
Meteor çarpması, yıpranan çevre, küresel ısınma, nükleer savaş, önlenemeyen salgınlar gibi popüler olumsuz senaryolar bir yana, Sir Rees bilim ve teknolojinin yeni imkanlarla birlikte yeni tehditler de ürettiğine inanıyor. Sir Rees kitabını bilim adamlarının farkındalığını arttırmak ve özel sorumluluklarını hatırlatmak için yazmış.
Bioteknolojide hızla artan uzmanlık ve azalan maliyetlerin, mikropların silah olarak kullanılması riskini arttırdığını ifade eden Sir Rees, bir laboratuvar kazasının 2020 yılına kadar bir milyon kişinin hayatına mal olabileceğini var sayıyor.
Sir Rees'i tasalandıran sadece kontrolden çıkabilecek araştırmalar değil. CERN'de yapılacak "Büyük Patlama" deneyi esnasında "Strangelet" denen parçacıkların ortaya çıkma ihtimalinden ve bunların adeta bir "kara delik" gibi etrafındaki tüm maddeyi tüketmesinden korkuluyor.
6 milyar insanın sonunu getirebilecek bu kıyamet günü olasılığı, 50 milyonda bir ihtimal taşıdığı için, bazı bilim adamları tarafından önemsenmiyor.
Sir Rees'e göre, her risk oranı, hayatına mal olma ihtimali olan insan adediyle çarpılarak değerlendirilmeli. Bu mantıkla, "kara delik" olasılığı trilyonda bir olmalı.
Her türlü bilimsel araştırmanın taşıdığı riskler açıkça tartışılmalı. Aksi takdirde insanlığı yok etme tehlikesi karşılığında, evrenin varoluşunu keşfetmenin bir anlamı olabilir mi?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|