Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Temmuz 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Neresinden tutsam...


Evet biz "dangalaks" ve biz bu kadar "salaks" bize uygun görülecek her türlü şeye vallahi de billahi de müstahakız. İşte federasyonun eski presedenti mesela daha "günler" önce hiçbir şey beni vazgeçiremez diyordu, ne menem bir "şey" oldu da vazgeçti birkaç gün sonra ? Şimde de hiç sıkılmadan "hiçbir şey" olmamış gibi Ankara'daki seçimin yapılacağı otelin salonunda bir "hiç" uğruna mı koşuşturup duruyor...
Sizi bilmem, ama ben kendimi mankafa gibi hissediyorum. Daha önce bırakmayarak, şimdi de bu şekilde bırakarak komik hatta trajı komik, ama her iki şekilde de "yanlış" yapan eski president geçen "gün"lerde ne olduğunu açıklamak zorunda. Bu belki de Türk futboluna yaptığı en büyük kıyak olacak... Hiçbir şey anlatmadan gitti ama, pes. Kimse de sormuyor, "President noooldu ?" diye, bir pes daha.
İşte bu hükümetin bu "iş"lere "bakan"ı hala her iki adaya da aynı mesafedeyiz diyor mesela. Evet biz "dangalaks" ve biz bu kadar "salaks" herşeye layıkız. THY, TRT gibileri bile AKPleştirenler, TFF'yi (Türkiye Futbol Federasyonu) Levent Bıçakcı'ya veya Mehmet Ali Yılmaz'a bırakacaklarına bizim inanmamızı bekliyorlar bizden... Yooo bu kadar da dangalak, bu kadar da salak değiliz biz. Sizi bilmem, ama en azından ben değilim. Mesela Sayın Mehmet Ali Yılmaz "Ben vazgeçtim " demişti. Eski bakan, Trabzon'un onursal başkanı, "güç"lü Yılmaz ne oldu da vazgeçmişti ve şimdi ne oldu da yine vazgeçti...

70 ülkeye gitmiş
Bir arkadaşımın Ulusoy'un sağındaki solundakilerden olan bir arkadaşı 70 ülke gördük demiş federasyon sayesinde (yanlış hatırlamıyorsam Birleşmiş Milletlere üye ülke sayısı 180 mi ne). Harcırahını, otelini motelini, yemesini içmesini hatta mıçmasını çarpın bakalım 70'le ne çıkıyor "bir oy"un maliyeti, onu da kuruldaki delege sayısıyla çarpın, çıkan da işte bir futbol federasyonu kongresinin kaba saba maliyeti ...
Mesela Sayın içişleri bakanının sayın oğlu da Beşiktaş'ın sayın ikinci başkanı. "Ulusoy"a no'cularında en başı. Babası içişleri bakanı olmasaydı da, sayın Aksu Beşiktaş'ın ikinci başkanı olurdu belki, ama "olur muydu"su da yok mu ? Var tabi. Sayın Aksu "Babam içişleri bakanı, ayıp olur" deseydi belki de en "şık"ı da bu olurdu... Hem kendisini hem Demirören'i, hem Beşiktaş'ı hem babasını, hem AKP yi hem de yeni federasyonu soktuğu "zor"a bakın sayın Aksu'nun... Bunları yazmak zorunda bırakarak beni bile 'zor'a sokuyor Beşiktaş'ın ikinci başkanı.

Öcal Uluç - Hıncal Uluç
Mesela Levent Bıçakcı. En azından bir "cep"lik yakınız birbirimize, ikimizin bildiğini sizden niye saklıyayım. Dünün dünü aradım bol şanş diledim ona. Beyaz sayfa diyordu o bile 'ak' sayfa açmak zorunda kaldı. Hıncal Uluç bile bu pisliği arkasında hükümet olan biri temizlere getiriyorsa sözü işler "mok" tabi... Ve daha "mok"u da Uluç'un haklı olması, en güzelini abisi Öcal Uluç yazmış: "Özerk değil, özel federasyon"
Eee bu işler böyle Türkiye de.. Hep aynı adamlar, o adamlar gittiğinde de onların "adamları" çıkıyor sahneye zaten. 70 küsur milyonluk Türkiye'nin futbolunu 70 senedir 70 kişi yönetiyor ve görüyorsunuz işte neresinden tutsak futbolumuz elimizde kalıyor.

Diğerleri farklı mı?
Eski bir federasyon başkanı arkadaşım anlatmıştı (futbol ve basketbol değil) dört sene başkanlık yapıp, federasyonunu bir "sisteme" oturtup "yapışmadan" giden değişik biriydi. O dönemin hükümetinin spor bakanı baş başa kaldıklarında "Oğlum daha gençsin, bu işleri bilmiyorsun, federasyonuna 'biz'den de adamlar alman lazım" demişti. Bizimki de direndikçe, direnmişti, gerekirse vazgeçerim deyip, rest çekmişti, spor bakanı da resti görememişti. İşin ilginç ve de "türkiş" tarafı da o spor bakanının, bizimkine bunu mutlaka almalısın dediği o dönemin koalisyon hükümetindeki partilerden birinin milletvekili dün gazetelerde yazdığına göre futbol federasyonu adaylarından birinin listesindeydi.. Partilerde değişse hükümetlerde, başkanlarda, milletvekilleri, bakanlar hatta başbakanlarda, ne futbolda, ne basketbolda, ne voleybolda, ne de başka bir "bol"da değişen bir şey yok. Böyle gelmiş, böyle gidiyor, böyle de gidecek...

Önce bunu okuyun

Dün'ün dün'ü ne sabah sabah, her sabah bizim Yasin'in taksi durağından getirdiği birbiri arkası içtiğim iki "dem"li, iki "ince belli", ne bizim mahalledeki o "abi"nin dükkanının önündeki her sabahki geyik, ne de bizim "friend"lerle bizim "Friends"deki geyik kafamdakileri kovalayamadı. Hatta yine bizim "sanayi"ye gittim, yine benim Range Rover'ın (klasik) sağıyla soluyla, suyuyla muyuyla, yağıyla, orasıyla burasıyla oynadım, hatta hatta durup dururken (!) iki diskini, dört balatasını değiştirttim yine olmadı, yine olmadı yine olmadı. Kafamdakileri yine de kovamadım. Ben, bendeki diğer "ben"lerle beraber, hepimiz hep beraber öyle bir "karışmışız" ki... Tam bu cuma yı pas mı geçsem acaba derken işte yine Allah'tan o "adam" aklıma geldi de... Hani ne demiş, ya da adam madam yok da ortada ben o "adam"a bağlıyorum yine "işi". Zorlanıyorsan, niye zorlandığını yazsana. İşte öyle yapıyorum bende, işte başladım bile...

Canaydın ve Hagi

Ben başkan seçildiğim gün yıkıp yenisini yapacağım diyerek terk ettiğim stada taraftarı ve takımı "oralarda" bir sene perişan ettikten sonra badana, boya yapıp yine geri dönseydim o gün istifa ederdim (Sırf stat bile istifa için yeterliydi). Ve bir cümle söylerdim. "Beceremedim"
Özhan Canaydın bulunabilecek en iyi futbol federasyonu başkanı belki de bu ülkede. Dürüst, centilmen, saygın,seviliyor. Borç yönetmeyi bilmiyor (kendi ifadesi). Ama federasyonda "para" da var. Evet keşke futbol federasyonu başkanı olsaydı.
Hem futbol kurtulurdu hem de Galatasaray...
Lig ha başladı, ha başlayacak Hagi ile Canaydın buluşup hala "eksik"leri konuşuyorlarmış. Pes doğrusu. Hiç vakit geçirmeden bir teknik direktör ve bir başkan bulsunlar, geri kalan "eksik"leri de Allah aşkına onlara bıraksınlar.

BİLGİN'DEN

Şu İstanbul'dan daha güzel ne olur ki, dediğim bu İstanbul bile hafif hafif sıkmaya başladıysa beni yine...
Belki de zamanı galiba, Ya da en azından "yoksa zamanı mı?"
Hadi hayırlısı...
Biliyorsunuz "İkizler"im ben, bir "ben"im hadi diyor, topla pılını pırtını gidiyorsun, diğer "ben"im saçmalama diyor kalıyorsun... Hani biraz Positano, biraz Roma, sonra biraz daha Positano, sonra biraz daha Roma, sonra da belki hep Roma, ya da en azından "hep Roma" mı?
Hem "O"nun etrafındaki kadın gibi erkeklerden kurtulacağım, hem de o "acccaip" Akdeniz kadınlarının daha "erkek" olduğu Napoli filan falan...
"Ben"i iyi tanıyorum,
"Ben"im bana geldiklerimde neyi ne kadar çabuk yapacağımı da iyi biliyorum.
"Ben"i bunun için seviyorum.
Yavaş yavaş geliyorlar da bana...
Evet hadi hayırlısı...

SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi



bilgingokberk@mail.com




SPOR
ŞİMDİ SONG ZAMANI
Rahat uyuyun
Yeni başkan Bıçakçı
Alex efsane oluyor
Hagi meydan okudu
Skonto istikrar abidesi
Liseliler sahip çıktı
Hedef şampiyonluk
Lance Arstrong rekora koşuyor
Haber turu...
Neresinden tutsam...
Hagi ile olmaz
At yarışları
Basketbolda transfer
NBA'in yüzü değişiyor
Filede mutlu son





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Bilgin GÖKBERK
Neresinden tutsam...
Evet biz "dangalaks" ve biz bu kadar "salaks"...
Erdoğan ŞENAY
Hagi ile olmaz
Mart ayı başında kullandığımız "HAGİ mi" başl...



 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet