Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Temmuz 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yeşil / Kırmızı


Alaattin Çakıcı gibi Abdullah Çatlı da, eski MHP gençlik örgütleri kökenlidir. İkisinin de "devletin gizli servisleri için çalıştıkları / çalıştırıldıkları" iddiaları boş değil.
Çatlı'nın eşinden dinlediklerimin altını çizeyim:
"Abdullah Çatlı'ya, İsviçre'de yattığı hapishanede olağan ziyaretlerimden biriydi.
Bana 'hapishaneden kaçacağını', gününü de vererek söyledi.
Gerçekten söylediği günün gecesi, Paris'teki evimize geldi.
Sakindi. Kendini güvende hissettiği belliydi.
'Başka yerde saklansan... Burayı basarlar' dediğimde, 'Merak etme. Güvendeyiz. Bundan sonra rahatız' cevabını verdi."
Bu söylem, Çatlı'nın, arkasına devlet gibi bir "koruyucu güç" aldığını gösteriyor.

Erkete müdür
Çatlı'nın, eşine, hapisten nasıl kaçtığını / kaçırıldığını anlatışı da "arkasına devlet gibi bir güç almış olduğunu" düşündürüyor:
Meral Çatlı'dan dinlediklerimi yansıtıyorum:
"Hapishane görevlileri tarafından bir anahtar ve dikenli tellerden koruyan alüminyum eldivenler verilmiş.
Bir de kaçış için kullanacağı plan...
Gözetleme kameralarının görmediği bir kör noktadan çıkarak, dikenli telleri geçeceği bildirilmiş.
Duvardan atlayacağı yerde, bir otomobil beni bekliyor olacakmış.
Dediklerini yapmış...
Bildirilen yerdeki otomobile binerken - ya tuzaksa - diye oralardaki bir ağaç dalını, gerekirse sopa gibi kullanmak için kırmış. Otomobilin kapısını açıp içeri girecekken, arka koltukta, hapishane müdürünün ona bakmakta olduğunu görmüş.
Sopayı kafasına vurmayı düşünmüş. Vazgeçmiş. Kapıyı kapatıp oradan yürüyerek uzaklaşmış.
Sonra yolda bir araca binmiş."
Böyle hapisten kaçma olur mu?
Hapishane müdürünün "herhangi bir aksiliği bertaraf etmek amacıyla erketelik ve denetçilik yaptığı" bu olay, arkasında devlet gibi bir büyüklük, belki CIA gibi uluslararası bir büyüklük olan "kaçırılma" değil de nedir?

VIP'ten giriş
Çatlı'nın eşi, "o günden sonra hiç rahatsız edilmediklerini" söyledi. Türkiye'ye VIP'ten giriş yapmışlar. Etiler'de döşeli bir daireleri de hazırmış.
Çatlı, Susurluk kazasında öldükten sonra, eşi Yeşilyurt'taki dubleks dairelerinin salonunda bunları anlatmıştı.
Zaten Çatlı'nın güvenlik birimlerinin önde gelenleriyle ilişkilerini kanıtlayan, birlikte çekilmiş fotoğrafları gazetelerde yayımlandı.
Herhalde, eşinin de söylediği gibi, Çatlı'ya bazı "derin" görevler verilmiş olmalı.

Pasaportlar
Yakalanışlarında Çakıcı'nın üzerinde eski MİT'çilere ait kırmızı ve yeşil pasaportların bulunması "derin devlet" eksenli tartışmaları yeniden başlattı. Çakıcı'ya da, Çatlı'ya ve "Yeşil"e olduğu gibi "derin görevler" verilmiştir belki.
Böyle "temiz olmayan maşalar" bazı pislikleri temizlemek için kullanılmış olmalı.
MİT eski müsteşarı emekli büyükelçi Sönmez Köksal'la bu konularda biraz söyleştik.
Sorularım, onun duyarlı görev sorumluluğuna saygı sınırlarını geçmedi.
Köksal, "artık bunların yapıldığını sanmadığı" kaydını koydu ve "Türkiye'nin içte - dışta çok kanlı yıllardan geçtiğini, böyle zor yıllarında her ülkenin - istenmese de - benzer şeyleri yapmak zorunda kaldığını" anlattı. (Eski Genelkurmay başkanlarından birine göre bu düşük yoğunluklu savaştı... Dışarıda ise değerli diplomatlarımız birbiri ardına sinek gibi öldürülüyorlardı. G.C) İrlanda ve İngiltere'de IRA, İspanya'da BASK ayrılıkçıları, Fransa'da Action Direct gibi örgütlerle mücadeleleri hatırlattı...
Kısacası "keşke olmasa" dedirten ve her "sızma olayından" sonra kıyametler koparttıran, giderek azaldığı sanılan, ama hala her coğrafyada varlığı hissedilen, devlete hizmet sınırında kalmayarak, bazen özel yarar ilişkilerine de dönüşebilen bir gerçeklik bu.
Önemli olan, tepkilerde genellemelerden ve ulusal güvenliğe hizmet veren kurumları, onların mensuplarını yıpratmaktan kaçınmaktır.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
"Ciel de Paris"...

Melih AŞIK
Afyon sucuğu...

Fikret BİLA
Önü açık sorunlar

Hasan CEMAL
Mostar'la köprüsü...

Güneri CIVAOĞLU
Yeşil / Kırmızı

Abbas GÜÇLÜ
ÖSS sonuçları ne söylüyor? (1)

Hurşit GÜNEŞ
Borç nasıl küçülecek?

Mehmet Y. YILMAZ
Yargı kirlenirse onu kim temizleyecek?

Faik ÖZTRAK
Verimlilik refahı artırmıyor

Hasan PULUR
Tatilde Behçet Necatigil'i anmak

Derya SAZAK
Nükleer rüşvet

Meral TAMER
Başbakan'ı nükleer enerjide kim yanıltıyor?

Ece TEMELKURAN
Doğum günü

Güngör URAS
Yenicami'de dilenip Fatih'te dağıtıyoruz

M. Ali BİRAND
Fransa, Türkiye'den neden korkuyor?


© 2004 Milliyet