Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Temmuz 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Doğum günü


Eflatun saatinde eflatun bir çiçek geldi eve. Yeni koparılmış bir çiçekti bu, içinde üç karınca. Telaşla. Çiçeğe kaçak karıncalar eve geldiler eflatun saatinde...
Sonra evi su bastı iki kez, yarım saat arayla. Apartmanın dış cephe boruları tıkanmış. Tencereyle suları dışarı boşalttık. Gülender boşalttı suları; benim hayat sorumlum. Hayatıma genellikle o bakıyor, balkonlara çıkıp sular boşaltıyor aşağıya.
Elektrik süpürgesinin torbasını yanlış almışım, gidip onu değiştirdim. Satıcı adam güldü bana; elektrikli süpürgesinin markasını bile hatırlayamayan bir kadın gördüğüne güldü muhakkak. Ben ona gülemedim, çünkü gidip başka saçma şeyler de almam gerekiyordu o sırada.
* * *
Alt komşum geldi, pipo içen bir kadın bu. Hiç konuşmuyoruz ama biliyorum ben; hayatla başa çıkmak için kan ter içinde kalan bir kadın söz konusu olan. Olabilecek en sevimli haliyle su basan evimden onun tavanının sıvalarını döküldüğünü anlattı. Ben o sırada kitap yazıyordum ve kışlıkları henüz yeni kaldırıyordum. Apartmandaki kedi, yeni yıkanmış merdivenlere çiş yapıyordu. Boş kolileri almak için bir adam, çamaşır makinesinin kapağını tamir etmeye başka bir adam geliyordu. Adamlar evin içinde ayakkabılı ve ayakkabısız geziniyordu. Koridorlarda yabancılar gezerken ben kitap yazıyordum, apartmanın kedileri evin içine kaçıyordu. Tam o sırada oluyordu her şey. Tam o anda. Eflatun saatinde eflatun bir çiçeğin geldiği anda oluyordu her şey. Afyon çiçeği, içinde üç karınca taşıyordu eve.
* * *
Ben o sırada çaydanlıklardan eski olanını artık atmak gerektiğini düşünüyordum. İşimize yaramayan şeyleri hep attığımızı düşünüyordum. Kaç tükenmez kalem attığımı, tükendikleri için attığımı... Böyle şeyler oluyordu eflatun saatinde. Elektrikli süpürgeye doğru torbayı takamıyordum. Yeni kitaplar aldım onları oradan oraya, evin içinde taşıyıp duruyordum. Taşırken kitapları okuyordum. Bu zamanları ben kimden kaçırıyordum?
Nereden geldiğini bilmediğim bir kapı tokmağı var evde. Kullanacak da değilim. Onu atsam mı atmasam mı diye hesap ediyordum. Sardunyalar ben yokken solmuş, acaba yeniden açarlar mı diye merak ediyordum. CD'ler kapaklarından çıkmış, dağılmış. Acaba bunları acele etmeden eşleştirecek zamanım olacak mı diye soruyordum. Eşleşmeden kalsalar ne olur diye isyanlar çıkarıyordum.
* * *
Bir kadın bir evin içinde yürürken ne düşünürse onu düşünüyordum. Milyon tane saçma, küçük, karmaşık hesap yapıyordum. Eflatun saatiydi, bir afyon çiçeği geldi eve. Üç karınca getirdi çiçek kendi içinde.
* * *
Sağ olsun dün doğum günüm böyle geçti. Geçti gitti, ardından bakakaldık elektrik süpürgesiyle. Sonra ben yine kitap yazdım, üç tane yeşil zeytin yedim tek başıma, adamlar gelip çamaşır makinesini yaptı. Borular için yarın adam gelecek. O da unutulmamalıydı... Afyon çiçeği, zeytinler ve karıncalar masanın üzerinde birbirine bakıyordu... Sağ olsun, kutlu olsun, doğum günümüz de böyle geçti...

ecetem@hotmail.com








Çetin ALTAN
"Ciel de Paris"...

Melih AŞIK
Afyon sucuğu...

Fikret BİLA
Önü açık sorunlar

Hasan CEMAL
Mostar'la köprüsü...

Güneri CIVAOĞLU
Yeşil / Kırmızı

Abbas GÜÇLÜ
ÖSS sonuçları ne söylüyor? (1)

Hurşit GÜNEŞ
Borç nasıl küçülecek?

Mehmet Y. YILMAZ
Yargı kirlenirse onu kim temizleyecek?

Faik ÖZTRAK
Verimlilik refahı artırmıyor

Hasan PULUR
Tatilde Behçet Necatigil'i anmak

Derya SAZAK
Nükleer rüşvet

Meral TAMER
Başbakan'ı nükleer enerjide kim yanıltıyor?

Ece TEMELKURAN
Doğum günü

Güngör URAS
Yenicami'de dilenip Fatih'te dağıtıyoruz

M. Ali BİRAND
Fransa, Türkiye'den neden korkuyor?


© 2004 Milliyet