|
 |
|
|
Yenicami'de dilenip Fatih'te dağıtıyoruz
Mehmet Y. Yılmaz'ın "AB üyeliğini satın almak" başlığı altında dünkü Milliyet'te yayımlanan yazısında, hükümetimizin AB'den müzakere tarihi alabilmek telaşı içinde gözden kaçırdığı çok çok önemli gerçekler anlatılıyordu. Mehmet Y. Yılmaz hatırlatıyordu: "Avrupa Birliği'ne ilk genişleme hareketinden itibaren katılan bütün ülkeler para yardımı alırken, müzakere tarihi alabilmek için para ödeyen ilk ve tek ülke Türkiye olacak!.. Yunanistan 10 milyar, Polonya 8 milyar euro aldı. Yakında üye olacak Romanya'ya 4 milyar euro tahsis edildi. Son dönemde üye olan az gelişmiş eski Sovyet cumhuriyetleri ile eski Doğu Bloku ülkeleri için AB'nin ayırdığı genişleme bütçesi 66 milyar euro... Biz ise bu süreçte ekonomimizi geliştirmek, toplumsal düzeyimizi yükseltmek için bırakınız parasal yardım almayı, üzerine para teklif ediyoruz... Airbus alalım, nükleer santral yaptıralım, ray döşetelim, silah sipariş edelim, helikopter yaptıralım diyoruz."
Sayın okuyucularım, Fransa'ya "keseyi açtık mı" başkalarına "ne dağıtacağız"?..
Almanya'ya, İngiltere'ye, Belçika'ya, İtalya'ya ne "mama" vereceğiz? Avrupa'da "mama" dağıttığımızı gören "Stratejik Ortağımız - Hamimiz - Ağabeyimiz" ABD'yi gücendirmemek için ne yapacağız?
Rahmetli babaannem parası olmadan bu tür bol keseden harcama yapanlara acır, "Yenicami önünde dilenip Fatih'te sadaka dağıtıyorlar" derdi. İşte o biçim...
Durumumuz malum... 2000 yılı başından bu yana krizden çıkmak için "IMF kontrolünde, kemerlerimiz sıkılıyor." Yemeyip içmeyip borç faizi ödüyoruz ama gene de bütçemiz açık olduğundan Türk lirası ve de cari işlemler (döviz) hesabımız açık olduğundan dolar borcumuz devamlı artıyor. Ekonomimizin IMF'siz ayakta duracak hali yok. Parasızlıktan hükümet yatırım yapamıyor. Daha iyi okul, daha iyi hastane, daha iyi yol - liman yapamıyor. İşsizlik, fakirlik azalmıyor, artıyor.
Bu tablo belki Büyük Türk Büyüklerini üzmüyor. Belki onlar bu tablonun ne kötü olduğunun farkında değil ama, Fransızlar da diğer AB üyeleri de neyin ne olduğunu biliyor. Bir nükleer santral en az 4.5 - 5.0 milyar dolar yatırım istiyor. Fransa'dan ve ABD'den satın alınacak uçakların faturası en az 3 - 4 milyar dolar... Biz bu dövizleri nereden bulacağız? Kimden dileneceğiz de, başkalarına ödeyeceğiz?
Altı kurucu ülkenin (Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg'un) imzaladığı Avrupa Birliği'ni oluşturan Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) anlaşması 1 Ocak 1958'de yürürlüğe girdi. Türkiye 31 Temmuz 1959'da ortak üyelik başvurusunu yaptı. 11 Eylül 1959'da AET Bakanlar Konseyi Türkiye ve Yunanistan'ın ortaklık başvurusunu kabul etti. 12 Eylül 1963'te "Türkiye'yi Gümrük Birliği'ne götürecek ve AET'ye tam üyeliği sağlayacak Ankara Anlaşması" imzalandı. 1 Aralık 1964'te Türkiye - AET Ortaklık Anlaşması yürürlüğe girdi...
Bu anlaşmalara imza atan AB'nin kurucusu Avrupa ülkeleri Türkiye'ye 40 yıl önce verilen sözleri ve hakları yok sayıyor. Biz anlaşmalara dayalı hakkımızı isteyecek yerde, "rüşvet dağıtarak" istenmediğimiz yere girmemeye, kapalı kapıları açmaya çabalıyoruz.
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|