Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Temmuz 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Hormonlu sadakat

Bilim adamları erkek beyninde sadakat genini buldular! Bu genin, cinsel ilişki sırasında salgılanan vasopressin adlı bir hormonla ilişkisi sevgilinizin sadık bir eş mi yoksa bir Don Juan mı olduğunu gösteriyor

londra

Amerikalı ve İngiliz bilim adamları önce kadınları sokak kedisi yapan hafifmeşreplik genini buldular. Şimdi de erkek kedileri mütevazı bir tarla faresi haline getiren sadakat genini keşfettiler.
Yüzyıllardır kadınlar "aşk farelerini" dizlerinin dibinde oturmaya alıştırmaya çalışıyor. Kimi iç gıcıklayıcı iç çamaşırlarına başvuruyor, kimi dramatik sahneler yaratıp ağlıyor. Lorena Bobbit gibileri ise problemi "kökünden halletme"yi kafalarına koyup erkeklerinin en kıymetli organlarını kesiyorlar.
Amerikalı bilim adamları, İngiliz meslektaşlarının kadınlardaki sadakatsizliğin genlerden kaynaklandığını açıklamasının ardından, erkeklerdeki sadakat genini buldular! Bütün bunlar çok güzel ama "mişli" bir nokta var. Sadakat geni insanın beynindeymiş. ABD'nin Georgia kentindeki Emory Üniversitesi Araştırma Merkezi bilim adamları, monogam ilişkiyi öldüren genin vasopressin adlı hormonun "alıcısı" olduğunu keşfettiler. Bu hormon beyinde cinsel ilişki sırasında ve sonrasında salgılanıyor ve kişiye haz veriyor. Eğer gen beynin zevk merkezinde ise, erkek bu zevki aklında partneri ile bağdaştıracağından, başka bir partner aramıyor. Eğer alıcı zayıf veya beynin başka bir yerinde ise, erkek seksi yalnızca bir zevk aracı olarak görüyor, değişik partnerler arıyor.
Profesör Larry Young'ın Nature adlı dergide yayımlanan araştırması monogam olduğu bilinen tarla faresi ile çapkın akrabası otlak faresini kapsıyor. Araştırmalar tarla faresinde vasopressin alıcısının beynin zevk merkezinde, otlak faresinde ise beynin daha alt kısımlarında olduğunu ortaya koymuş. Profesör Young'a göre vasopressin her iki tip farenin vücudunda dolaşıyor ama bir alıcıya bağlanmadığı sürece görevini yerine getiremiyor. Alıcısı olmayan hormon, anahtarı olmayan bir kilit gibidir. Her hayvan cinsel birleşmeden bir çeşit zevk alır. Almasa birleşmeye devam etmez. Tek eşli farelerde alıcılar beynin zevk merkezinde. Erkek tarla faresi cinsel ilişkiye girdiğinde bu hormon alıcılara takılıyor. Böylece erkek duyduğu zevki belli bir dişi ile bağdaştırmayı öğreniyor ve devamlı onunla beraber olmak istiyor. Otlak faresi erkeklerinde alıcılar beynin başka bir kısmında olduğu için otlak faresi belli bir dişi ile sürekli cinsellik yaşayamıyor.

Neden bazı insanlar daha hafifmeşrep oluyor?
Young ve arkadaşları otlak faresi beyninin zevk merkezine bu alıcıları yerleştirerek onun tarla faresi gibi monogam bir ilişki içine girmesini sağlamayı başarmışlar.
Prof. Young araştırmalarının amacının insan beyninin sırlarını çözmek, beynin insan ilişkileri içindeki rolünü keşfetmek, bu ilişkilerde meydana gelebilecek aksaklıkları anlamak olduğunu söylüyor. Young bu genin niçin bazı eşlerin sadık, bazılarınınsa olmadıklarını açıklayabileceğini söylüyor. Ona göre kişilerdeki vasopressin ile alıcıları arasındaki farklılıklar bazı insanların daha hafifmeşrep olmalarının sebebi. Kısacası Young, Don Juan ve Kazanova'ların bir gün gelip tedavi edilebileceklerinin teknik açıdan mümkün olduğunu söylüyor.
İşte o gün Mick Jagger, ünlü şarkısı "Gel Geceyi Birlikte Geçirelim"i "Gel Ömrümüzü Beraber Geçirelim" olarak söylemeye başlayacak herhalde. Tabii bu papayı mutlu eder, milyonlarca çiftin kavgalarını da önler. John Wayne Bobbit gibilerinin talihsiz sonlarını önler ama yaşam o zaman şimdiki kadar renkli olur mu acaba?
Yeni buluş artık dünyada Kazanova, Don Juan nesillerinin tükeneceği mi demek oluyor? Gerçi sadakat geninin bulunduğu haberi her kadını mutlu edecek diye bir kural yok. Çünkü kadınların yüzyıllardır Kazanova'yı kovalamaktan yorulmadıkları "bilimsel olmasa" da gerçek (Don Juan'lar için aynı şeyi söylemek biraz zor). Tabii evli olanlar buna pek memnun olacak ama ya bekarlar ne yapacak? Bulutlu günlerin verdiği bedbinliği kim giderecek? Bu erkekler bir tek kadını değil birçok kadını mutlu etmek için yaratıldılar. Kadınlar belki bu tiplerle evlenmiyor ama birlikte oldukları sürece mutlu oluyorlar. Kadınların Don Juan'ların yok olmasına pek ses çıkaracağını sanmıyorum ama Kazanova'lara üzülecekleri şüphesiz.
Don Juan beğendiği kadını elde etmek için her yolu dener. Kadını elde ettikten sonra Don Juan için her şey biter. Onun için baştan çıkarmak bir oyundur. İlişkilerinde aşk yoktur. Kazanova'ya gelince onun en büyük özelliği iyi yaşamaktı. Kadınlar en büyük tutkusuydu. Onunla birlikte olan kadınlar onu hiçbir zaman unutamamışlar. O bir kadınla beraberken ona hep sadık kalırmış. Yeni birisine aşık olursa eski sevgilisini ikna yoluyla terk eder, yenisi ile beraber olurmuş. Don Juan hiçbir kadını sevmezken, Kazanova ise tatlı bir serseri olarak tanınır. Sevdi mi tam sever. Don Juan'ın aşkı cinsel ilişkiden sonra biter.

PAZAR
Bu olimpiyatlarda madalya umudumuz kadın sporcularımızda
Ünlü aşklar Kalizma'yı efsane yat haline getirdi
'Konserin yedek planı olmaz çünkü sanatçının yedeği yok'
Kartviziti olmayan bu partiye giremez
Gençler internette kendi sanal starlarını yarattılar
Yaz ayları kas ve baş ağrılarını artırıyor
Atlarken boynunuzu zedelemeyin!
"Her an yaşamla ölüm arasındayım"
Evliliğin ve ilişkilerin astrolojisi
Bu da "Kokteyl Turka"...
Bodrum'da denize karşı kebap
Urcun Paşa'nın kızı
Kötü bürokrat iyi bürokratı kovar!
Boğaz'da bir lezzet limanı
Hormonlu sadakat
Mostar Köprüsü
Formatımızda var diye üçkağıtçı mı olalım?
Bir Köroğlu hikayesi
Bermuda Şeytan Üçgeni





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural

© 2004 Milliyet