Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Temmuz 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Mostar Köprüsü

Mostar Köprüsü Hırvat çetelerin kasıtlı top atışıyla yıkılmıştı. Son 10 yılın tarihini kendilerine göre yazan Hırvatlar nedense bu olaylardan hiç bahsetmiyorlar

Fax: (0312) 427 20 64

Saraybosna'nın merkezi hiç şüphesiz Gazi Hüsrev Bey Camii ve etrafındaki medrese, han ve bedestenden oluşan külliyedir. 1910 yılının mayıs ayı sonunda İmparator Franz Josef bile şehre gelir gelmez burayı ziyaret etmiş ve artık Avusturya- Macaristan'ın ilk kalabalık Müslüman topluluğuyla burada görüşme ve onları onurlandırma gereğini duymuştu. Üstelik Gazi Hüsrev Bey, eski şehirlerin terk edilen, ara sıra lütfen uğranılan bir mahallesi değildir. Saraybosna halkı Ferhadiye denen cadde ve Gazi Hüsrev Bey külliyesinden günde bir- iki defa geçer. Buradaki dükkanlar Avusturyalıların uzattığı bölümle iç içedir. Gazi Hüsrev Bey Camii servileri, şadırvanı ile huzur dolu bir köşedir; bir yanıyla bizim artık kaybettiğimiz Bursa, Edirne, İstanbul'un Fatih, Aksaray semtidir; öbür yanıyla özlediğimiz, olması gereken, bize özgü bir dini hayatın bir resmi gibidir. Avlunun bir köşesinde modern giyimli bir genç kızla tesettürlü arkadaşı oturur, besbelli kendilerine göre dini konuları tartışırlar. Ötede uzun saçlı gençler bereli ihtiyarlarla sohbettedir. Avlu o kadar canlıdır ki, Bosna'da miktarı patlama halinde olan bebeklerle anneleri, bizim gibi ahbabını arayan yabancılar da bu kalabalığa ilave edilmelidir.
Saraybosna şehrinin ve hepten Osmanlı Bosna'sının gerçek kurucusu Gazi Hüsrev Bey'dir; akıncı beylerinden Ferhat Bey ve II. Bayezıt Han'ın kızı Selçuk Sultan'ın oğludur. Yani padişah torunudur, Kanuni Sultan Süleyman Han'ın halazadesi olur. Şehrin iktisadi hayatını da, etrafın güvenliğini de zapturapta alan büyük fahri Bosnalıdır. 1972 yılında ilk defa ziyaret ettiğimde ruhumu aydınlatan bir eser olarak avlusunda uzun uzun oturmuş, II. Bayezıt ve Yavuz Selim devrini, Kanuni Sultan Süleyman Bosna'sını hayal etmiştim.
Titoist Yugoslavya, Hırvatistan ve Slovenya'nın aksine Bosna'da daha çok tutuluyordu. Ama doğrusu avludaki bazı zevat Tito'yu da, hatta Türkiye'de yıldızı yeni parlamaya başlayan Ecevit'i de "kırmızi" buluyordu. Şüphesiz bu söylemi büyük bir çoğunluğun benimsemediği açıktı. Bosna'da İslamiyeti hane içinden cemiyet hayatına ve ulusal kimliğe dönüştürenler Sırpların ve Hırvatların saldırgan ve cahil milliyetçiliğidir. Korkunç iç harpte buranın bombalandığını duydum. 2000 yılında ziyaret ettiğimde güya restore edilmiş bir Gazi Hüsrev Bey Camii vardı. Suudiler kendilerine göre işi bitirmişti. Güzelim kesme taş duvarlar sıvanmıştı, caminin mihrabı mozaiklerle bezenmişti. Bizim Ankara bürokratları, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakfı neyi öncelikle ele alacaklarını bilemezler. Bunda plansızlık programsızlık kadar asıl umumi malumat eksikliği rol oynar. Harap olan Bosna'ya yardım elini uzattığımızda adam edeceğimiz en baş eser bu olmalıydı; oysa onu kendilerine göre iddiaları olan petrol zenginlerine bıraktık ve Os manlı mimarisinin bu seçkin örneği bugünkü tasvip edilemez görünüme düştü.
Bu satırları okuduğunuzda restorasyonu biten Mostar'daki köprü açılmış olacak. Doğrusu hükümetimiz, politikacılar ve basın açılışa büyük ilgi gösterdi. Daha önemlisi şehrin iki tane yok olma derecesindeki camii IRCICA (İslam Araştırma ve Kültür Merkezi) tarafından restore edildi. Şu kadarını söyleyeyim, İslam Konferansı pek akıllıca işleyen bir kurum değildir. Ama onun İstanbul'daki bu kültürel merkezinin, Birleşmiş Milletler'in UNESCO'sundan daha etkili ve ehliyetli çalışma gösterdiği açıktır. 16'ncı asrın dahi mimarı Sinan'ın yetiştirmelerinden ünlü mimar Hayrettin Ağa'nın eseri olan Mostar Köprüsü asırlara dayanmıştır. Baharda Neretva Nehri'nin yükselen suyuna sadece yüksekliği ile değil, iki yanındaki taştan kulelerin birleşik kaplar esasına dayanan sistemiyle bu suyu emip boşaltarak da direnç göstermiştir. İç savaşta bence Sırplar kadar ırkçı olan Hırvat çetelerin kasıtlı top atışıyla yıkıldı. Son 10 yılın tarihini kendilerine göre yazan Hırvatlar nedense bu olaylardan hiç bahsetmiyorlar. Beynelmilel bir destekle yeniden inşa edilen ve açılan köprü bence beynelmilelci teatraliteyi hiç hak etmiyor.
Şehrin Avusturya zamanında gelişen ve ünlü Avusturya Lisesi'nin bulunduğu meydana İspanya Meydanı adı verildi. Nedeni burada kazada ölen bir manga İspanyol Barış Gücü askeridir. Pekala, hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Lakin şehrin etrafındaki tepelere Müslüman komşularına meydan okurcasına ortaçağ usulü kocaman bir haç diken Hırvatlara kendi askeri araçlarıyla yardım eden aynı İspanyollara ne demeli? Ve şehrin siluetini bozan anormal yükseklikteki çan kulesini yapmalarına ne demeli? Dahası var. Bir-iki camideki hoparlöre nispet çan kulesine de hoparlör bağlamışlar. 21'inci yüzyılda beraber yaşama sistemi böyle mi geliştirilecek? Bosna güzel bir ülke. Üç etnik grubun ne kadar titiz ve çalışkan olduğunu tartışacak değilim. Ama sayım ve envanter memurlarının bile gösteremeyeceği bir titizlikle hiçbirini atlamadan köy ve şehirlerdeki her bina kurşunlanmış, top atışına tabi tutulmuş. Hâlâ ücra orman köşelerinde mayın patlıyor. İnsanlar kültürel tahrip savaşı verdi, şimdi de demografik savaş veriyorlar. Artan doğum ve dünya tatlısı bebeklere nasıl bir istikbal sağlanacak, bunu doğrusu çok merak ediyoruz. n

PAZAR
Bu olimpiyatlarda madalya umudumuz kadın sporcularımızda
Ünlü aşklar Kalizma'yı efsane yat haline getirdi
'Konserin yedek planı olmaz çünkü sanatçının yedeği yok'
Kartviziti olmayan bu partiye giremez
Gençler internette kendi sanal starlarını yarattılar
Yaz ayları kas ve baş ağrılarını artırıyor
Atlarken boynunuzu zedelemeyin!
"Her an yaşamla ölüm arasındayım"
Evliliğin ve ilişkilerin astrolojisi
Bu da "Kokteyl Turka"...
Bodrum'da denize karşı kebap
Urcun Paşa'nın kızı
Kötü bürokrat iyi bürokratı kovar!
Boğaz'da bir lezzet limanı
Hormonlu sadakat
Mostar Köprüsü
Formatımızda var diye üçkağıtçı mı olalım?
Bir Köroğlu hikayesi
Bermuda Şeytan Üçgeni





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural

© 2004 Milliyet