Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Temmuz 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Mali uyumun kalitesi ve facialar


Geçtiğimiz hafta yaşadığımız tren faciası başta hayatını yitirenlerin yakınları olmak üzere tüm ülkemizi acıya boğdu. Geçmişte sorumluluk duygularına yakından şahit olduğum demiryolu camiası başta olmak üzere, tüm yetkililerin bu nedenle derin bir üzüntü içinde olduklarından kuşkum yok. Ancak kaza sonrasında sergilenen davranış biçimi yönetimin, eleştiriler karşısında dayanıklılığı konusunda kamuoyuna çok kötü bir izlenim verdi. Aslında bu davranış kendine aşırı güvenin bir sonucu.
Hızlı tren uzun yıllardır Türkiye'nin gündeminde olan bir projedir. Ancak maliyeti nedeniyle bir türlü öncelik verilememiştir. Bu çerçevede Ayaş Tüneli yarım kalan ve boşa giden yatırımların en çarpıcı örneklerinden biri olmuştur. Bu konuda en son örnek geçmiş hükümet döneminde başlayan İspanyol kredisi tartışmalarıdır. Ankara - Eskişehir arasındaki güzergahı hızlı trene uygun hale getirmeyi öngören proje yapım aşamasındadır. Maliyeti 450 milyon dolar civarında olan projeden beklenen fayda ancak Eskişehir İstanbul güzergahının da tamamlanmasıyla sağlanabilecektir. Daha zor bir bölüm olan bu güzergahla projenin maliyetinin üç kat artması söz konusudur. Hükümet bu yeni proje sürerken ara çözüm gibi görünen düşük maliyetli bir uygulamaya öncelik verdi.
Geçtiğimiz dönemlerde de Türkiye'nin hızlı tren özlemi çeşitli ara çözüm arayışlarını gündeme getirmişti. Mevcut hat üzerinde tren hızlandırmayı öngören bu projelerin çoğu Devlet Planlama Teşkilatı tarafından gerçekçi bulunmayarak geri çevrilmişti. Hazine Müsteşarlığı da dış kredi tekliflerine karşı çıkmıştı. Teşkilatlar projelerin cazibesine kapılan hükümetler tarafından bu nedenle zaman zaman yenilik düşmanı olmakla da suçlanmıştı.
Türkiye nin yatırım bütçesinde geçtiğimiz on beş yılda ciddi dalgalanmalar yaşandı. Bu dönemde yatırım harcamalarında büyük savurganlıklar oldu. 2001 - 2002 yıllarında krizle mücadele sürecinde yatırım bütçesine, proje sayısı azaltılarak, bitecek yatırımlara öncelik verilerek, bütçe prosedürleri değiştirilerek ve çağdaş bir ihale kanunu çıkarılarak bir disiplin getirildi. Bu dönemde yatırım bütçesindeki kısıntılar geçmiş yıllara ve diğer kamu harcamalarına oranla daha sınırlı tutulmuştu. Buna rağmen yatırımlar geriledi.
Türkiye'nin gelişmişlik seviyesi ve artan nüfusu, yatırım ve bakım onarım harcamalarında uzun süreli kısıntılara imkan vermiyor. Yatırımlarda yapılan kısıntılar borçlanmadan çok farklı değil. Bedeli uzun vadede ekonomide etkinliğin azalması ve büyüme potansiyelinin sınırlanması oluyor. Bu nedenle mali uyumun kalitesiyle ilgili endişeler 2002 yılından itibaren iç ve dış çevrelerde dile getiriliyordu.
Hükümet yatırımlar konusunda her zaman işi bilen olduğu iddiasındaydı. Bundan önceki hükümetlerin üçe mal ettiğini onlar bire gerçekleştirecekti. Bu çerçevede 2003 ve 2004 yılarında kamu yatırımlarını, sabit fiyatlarla, 2001 yılının da altına indirdi.
Bunun da ötesinde hükümet, iki yıldır başlangıçta zaten sınırlı verilen yatırım ödeneklerini, bazı kesimlere bütçe hedeflerinin üstünde verdiği maaş artışlarının telafisi için, sene içinde bir defa daha kesiyor. Kurumların yatırım programları altüst oluyor. Sene başında vaat edilen hizmetleri yerine getirmek için sıra dışı çözüm arayışları ortaya çıkıyor. Kalite ve maliyeti birlikte gözeten ihale kanunu bu çözüm arayışlarına dar geliyor. Bu çerçevede hizmetin standartları düşüyor. Geçtiğimiz yıl yapılan duble yolların dayanıklılığı konusunda basında yer alan haberler bunun bir örneği. Mali uyumun kalitesi en önemli sorunlardan biri haline geldi. Kamuda faiz dışı denge korunurken, büyüme dostu harcamalara öncelik vermek gerekiyor. Bu nitelikte olmayan ve son dönemde hızla artan harcamaların yapısal reformlarla da desteklenerek süratle kısılması şart. Bunun dışında, kimsenin bilmediği, denenmemiş parlak çözümler yok. Mevcut altyapıyla insanımızın hayat standardına gelen kısıtlamaları ve AB'ye entegrasyonun alacağı zamanı düşünmek insanı ürkütüyor.

foztrak@yahoo.com








Çetin ALTAN
'Doctus Cum Libro'

Fikret BİLA
Ecevit'e vefa

Yasemin CONGAR
On üç kader haftası

Faik ÖZTRAK
Mali uyumun kalitesi ve facialar

Hasan PULUR
Aziz Yıldırım cevap verdi

Derya SAZAK
Ecevit'e veda

Ece TEMELKURAN
Çocukları hangi tanrı öldürüyor?

Osman ULAGAY
Bush'un kozu Bin Ladin mi?

Güngör URAS
Trene hız veren lokomotif değil, 'ray'


© 2004 Milliyet