|
 |
|
|
Çocukları hangi tanrı öldürüyor?
Bingöl depreminde, büyük depremde, Urla'da el ele denizde, Pamukova'da tren kazasında çocuklar toprağa düştü... Peki kim istifa etti çocuklar öldüğü için?
Bingöl depreminde, küçük ölü kuşlar gibi kemiksizleşmişti vücutları. Ölü kuşların insanın elinden akacak kadar yumuşaktır eti. Namussuz birkaç herif daha çok para kazanacak diye öldürülüvermişlerdi o çocuklar. Bir parasız yatalıdan, o cuma evlerine dağılmamış, toprağın içine yatırmıştı çocuklar. Sonra o adamlara ne oldu? Kim istifa etti görevinden çocukları öldürdüğü için?
Büyük depremde de önce çocuklar öldü. Üç yaşındaydı biri ve musalla taşına küçük gelmişti tabutu. Oyuncak kadardı mezarı. Babası arkadaşımdı, cenazesinde oğlunun üzerine toprak atmıştı. Hayal bile edilemeyecek büyüklükte bir acı bu. Çünkü o zaman da namussuz herifin tekinin daha çok para kazanması gerekiyordu. O çocuk öldü diye kim istifa etti? İmzalamaması gerektiği kâğıtları imzalayanlardan kim?
Beş kız çocuğu İzmir'in Urla ilçesi yakınlarında Böğürtlen Koyu'nda, denize elbiseleriyle girdi. Çünkü Kuran kursuna gidiyorlardı. Küçük kız çocuklarının vücutlarından tahrik olacak kadar aşağılık adamların kanunları geçerli olduğu için bu ülkede, elbiselerinin etekleri bacaklarına dolanarak boğuldular. El ele gittikleri cenazelerinde çocukların yakınlarından birisi "Bu çocuklar burada boğulmasa başka bir şekilde ölecekti" diyordu (Hürriyet gazetesi, 25 Temmuz 2004, Murat Eğilmez'in haberi). Doğru olmalı, çünkü aileler çocuklarının ölümüyle ilgili kimseden şikâyetçi olmadı! O çocukların ölümüyle ilgili kim istifa edecek? Hangi imza sahibi?
Biri peronda düdük çalsın, öbürü gırgırına kondüktör şapkası taksın, "Kara Tren" türküsü üzerine aptal saptal espriler yapılabilsin diye de çocuklar öldü. "Bas gaza Niyazi!" yöntemiyle "hızlandırılan" bir trenden bir gece toprağa çocuklar düştü.
Bütün bu çocukların üzeri "Takdiri İlahi" toprağıyla örtüldü. Kimse isyan etmesin diye hep birileri çıkıp "Allah'tan" dedi, "Her şey Allah'tan!"
Bu adamların Allah'ı ne zamandan beri çocuk öldürme işine girmişti?
Genel müdürler, bakanlar, başbakanlar hep birlikte "Bu çocuklar niye öldü?" sorusunu soranlara "haddini bildirmekle" meşgul bugünlerde. Çocuklara çikolata, şeker veren başbakanımız başta olmak üzere.
Utanma mecburiyeti ve istifa
Hele "İstifa" sözcüğü deli ediyor onları. "Sorumluluğu alıyoruz" diyor birileri, "Bu pisliği temizlemeden gitmeyeceğiz" diyorlar. Ölmüş çocukların aileleri doğal olarak dünyadan geçmiş haldeler; doğal olarak ne tazminatla ne de kimin istifa ettiğiyle ilgililer.
Peki sizin yüzünüzden bir çocuk ölse ne yaparsınız? Kimsenin sizi istifaya çağırmasına gerek kalmaz herhalde. Tahminim, utanırsınız. En basit, en kaba deyişiyle kendinizden utanırsınız. Zaten yerin dibine geçmek, insan içine çıkmamak istersiniz. Böyle büyük bir acıya sebep olduğunuz için, nafile bile olsa özür diler ve hayatta bir adım geri atarsınız. Ne yaptığınızı temizlemeye, ne çocukları geri getirmeye yarar bu istifa. Bunu bilmeyecek ne var? Ama istifa bununla ilgili değildir zaten. Kişisel bir namus meselesidir. Tahminim, siz gazetecilere haddini de bildirmeye girişmezsiniz. Tahminim, siz "Her şey Allah'tan" demek gibi bir namussuzluğa da düşmezsiniz. Tahminim, elinize hız kayıtlarını alıp "Bakın! Bakın, benim suçum yok!" diye debelenmezsiniz. Bunu yaparsa yargı yapar, avukatınız yapar. Siz sessizce, daha fazla ayıp etmeden bir kenara çekilirsiniz.
Kim istifa etti?
Başbakan haklı; hakikaten şimdiye kadar kim istifa etti ki bu seferden onlardan bekleniyor namuslu olmak? Bu kadar çocuk öldü kim kendinden utandı? Utanmaz bir ülke burası. Ölü çocuklara hiç kıymet vermediği için asla utanmayan, başı dik yürüyen ve çocukları öldürüp öldürüp Allah'ına bakan bir ülke. Doğru yani. Kesinlikle haklı Başbakanımız. Kim istifa etti ki? Ne var ki? İyiydik böyle! Vicdanı kaybedince gerisi kolay. Haklı bile çıkarılabilir çocukları öldürenler.
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|