
|
|
|
 |
|
|
"14 yıl barda söyledim artık başka planlarım var"
Hande Yener, "Aşk Kadın Ruhundan Anlamıyor" adlı yeni albümünü, ilişkilerini, rüküşlüğünü ve zayıflayarak nasıl çöp gibi kaldığını anlattı: "Ben de büyüdüm ama hep popçu kalacağım. Artık barda çok fazla söylemek istemiyorum. Barlar benim için bir basamaktı"
YİĞİT KARAAHMET
Kime "Ben Hande Yener'i severim" desem, suratıma afallayarak bakar. Onu sevmek sanki Arto'yu sevmekle eşdeğer gibi görülüyor. Ama değil işte. Hande Yener'in şarkılarını seviyorum çünkü çok pop. Hiç kafa yormuyor. Eğleniyoruz bitiyor. Albümünü alıyor, tüketiyor, ardından bir sonrakini bekliyoruz. Bence onun şarkılarını sevmek Etiler'e gidip "Eller havaya" tarzı eğlenceyi sevmekle aynı şey demek değil. Kulüplerde eğlenmeyi seven insanlar da onun şarkılarını dinleyebiliyor.
Yener ile tanıştığınız anda çok samimi oluyor. Mesela masaya daha oturur oturmaz gözümdeki mavi camlı gözlükleri alıp "Ayy ne kadar muhteşem renkler bunlar" diyor. "Ben de bunun sarısını ısmarladım. Jennifer Lopez modeli."
Yeni albümü "Aşk Kadın Ruhundan Anlamıyor" 1,5 yıllık bir çalışmanın ürünü. Yener, Altan Çetin ve diğer eski ekip üyelerinin yanı sıra ilk defa Mete Özgencil ve Sezen Aksu'yla çalıştı. Klip "Acele Etme" şarkısına çekildi ama albümün bombası "Kırmızı".
"İnsanların seni 20-30 yıl dinlemesi için Madonna gibi olman lazım"
Bu albümünüzün diğer albümlerinizden farkı ne?
Daha profesyonelleştim. Bu albümde artık istediğim şeyi duyuyorum. Bir kulüpte dünyaca ünlü bir şarkıdan sonra Türkçeye geçerken bir "power" (güç) düşüklüğü olur ya, artık o olmayacak. Eskiden sadece aranjörleri, bestecileri önemli zannederdim. Şimdi basın danışmanının da önemini anladım, "styling"in de... İnsanların seni 20-30 yıl dinlemesi için Madonna gibi olman lazım. Yani çiçekli bir elbise de giyiyor, Gaultier de giyiyor, öbür gün looser gibi geziyor. İnsanlar benden de bıkmasın istiyorum.
Şarkılarınızın en iyi tarafı bence pop ve çabuk tüketilip bitiyor olması. Ama bu albümde bunun dışına çıktınız sanki. Şarkı sözleriniz de eskisine nazaran daha ağır.
Şarkılarım tüketiliyor ama mesela "Balon"un 10 yıl sonra cover'larının yapılacağına eminim. Entelektüellerin dikkatini çekiyordum ve zaten bana sempatik bakıyorlardı. Şimdi bu albümümü satın alacaklar. Çünkü içinde Mete'nin şarkıları var. Biraz balyozlu şarkılar olsun istiyorum. Ben de ekibim de birlikte büyüdük.
Yorumunuz da hâlâ aynı. Değişiklik düşünmüyor musunuz?
Kesinlikle düşünmüyorum. İleride canımın istediğini yaparım demem çünkü zaten yapıyorum şu anda. Sahnede sanat müziği veya türkü söylüyorum. Albümümde ise başka tarz asla söylemem.
Hep popçu kalacaksınız yani...
40'ımdan sonra belki assolist olurum
"Kadınların ilişkiye bakışları ayakkabı seçmelerine benzer"
Şarkılarınız "Aman git, ne halin varsa gör" tarzı. Siz de böyle misiniz? İlişkilerinizi yansıtıyor musunuz albümünüze?
Yüzde yüz. Yaptıklarımın bilincindeyim ve bunların acısını çekmeye, bedelini ödemeye razıyım. Pişman olurum ama geri adım atmam. Ağlayan bir kızım ama dik de durabiliyorum. Bende biraz mazohistlik var. Ağlıyorum, bu da albümüme yansıyor.
Yeni albümdeki sözlerle ilgili birkaç sorum var. "Hatayı ben en başında yaptım / Aynı evi senle paylaşarak" diyorsunuz. En büyük hata aynı evi paylaşmak mıdır?
Kişiyi tanıdıktan sonra söylersin bunu. Söyletmeyen bir kişiyle hata olmayabilir. Anlatabildim mi?
Hayır.
Nasıl anlatsam? Bazılarıyla belki 30 yıl geçirirsin, "İyi ki seninle aynı evi paylaştım" dersin. Bunu dedirtir sana. Ben bu şarkıyı o zamanlar yaşadığım bir ilişkim için söylüyorum. Aynı evde yaşamak ilişkiyi monotonlaştırıyor.
Peki bir söz daha: "Aşk kadın ruhundan anlamaz" da kimin ruhundan anlar? Erkeğin ruhundan mı?
Erkekten de anladığını sanmıyorum. Ben bizim tarafı gözlemleyebildim. Orada diyorum ki, "Bakın biz ne hissediyoruz?" Kadınlar biraz daha aceleci. Adam arayacak mı, yemekten sonra gelecek mi, evlenecek miyiz gibi bitmeyen sorular var. Kadın bir ayakkabıyı nasıl hızla alıyorsa sonuca o kadar hızlı ulaşmak ister.
Ayakkabı ne alaka?
Kadınların ayakkabı alışverişi korkunçtur. Düşünmeden aldığı tek şeydir ayakkabı. İlişki de böyle, çabuk öğrenmeli sonucu.
Erkeklerde durum nedir?
Hep ileri atar. "Dur askerlik bitsin, işimi kurayım. Babamlardan bir kopayım da..." O sırada kızın heyecanı gidiyor. Aceleciyim galiba. Bununla ilgili olarak psikoloğa gidiyorum. Kaç kere panik ataktan hastanelik oldum.
"Daha çok zayıf olmalıyım diye sayıklıyordum, sekiz kilo verdim"
Çok ama çok zayıflamışsınız. Kendi kendinize mi yoksa bir diyetisyenle mi bu kadar kilo verdiniz?
Diyetisyenle zayıfladım. Önceden ben de herkes gibi tavuklu salata diyetleri denedim. Ama yanlış beslenme yapıp metabolizmamı iyice mahvettiğimi anladım. Doktora gitmemeyi cahillik olarak görüp doktora gittim. Doktor çok önemliydi, eğer bana kilo verdirtmezse heyecanım biterdi.
Kime gittiniz?
Banu Kazanç diye bir diyetisyene.
Kaç kilo verdiniz?
Sekiz kilo. Şu an 52 kiloyum. Şişman değildim ama belim ve karnım kalındı. 38 ya da 40 beden giydiğimde taşmalar oluşmaya başlamıştı. Beni bedenler yanılttı çünkü hep 38 giyiyordum. Şu an mesela eski kliplerime bakmaya dayanamıyorum. "Daha zayıf olmalıyım" diye sayıklıyordum.
Ağır bir diyet mi?
Çok ağır bir diyetti. Banu "Normal bir insan gibi yaşamalısın" dedi bana. Öğün düzenimi, uyku saatlerimi düzelttim.
Ne kadar sürdü?
Üç ay sürdü ama üç ay da koruma yaptık verdiğimi almamam için. Şu an hayat biçimimi değiştirdim. Çok abartmak gibi bir hakkım 10 günde bir var.
Geceleri de çalışırken hayat biçiminizi nasıl düzelttiniz? Çünkü bildiğim kadarıyla uyku da çok önemli böyle diyetlerde.
Stüdyo çalışmam vardı ve daha relaks bir dönemdi. Yapabildim. Ben önceden dörtlere kadar uyurdum, şimdi saat 13.00 gibi kalkabiliyorum.
Bar çalışmanız varken nasıl olur hayatınız? Yani gece bardan eve geldiniz. Sonra...
Eve gider gitmez uyuyamıyorsun çünkü ayakların öyle bir ağrıyor ki. Benim yatak odam karanlık. Perde sistemini öyle yaptım çünkü gün ışığında uyuyamıyorum. Sabah 6'da yatıp akşam 4'te kalkıyordum. Günden bu kadar feragat etmek hoş değil ama uyumazsam sesim çıkmıyordu. Uyumak zorunda olduğum için hayat akşamdan sonra başlıyordu benim için. Bir kahve içip kendime geliyordum, sonra arkadaşlarımla buluşup tekrar bir kahve, yemek... Bakımıma falan zaman ayırırım. Her gün kuaförüme giderim. Evin yakınında kuaför var. Makyajı evde yapar, hiçbir şey bulamazsam saçımı atkuyruğu yapıp giderim kuaföre. Bakımlıyımdır yani. Eğer evli olsaydım kocamı iflas ettirebilirdim. n
"Zevksiz oldukları için beni rüküş seçiyorlar"
Sizi neden rüküş seçiyorlar?
Zevksiz oldukları için!
Siz kendinizi beğeniyorsunuz yani.
Kesinlikle. Bir kere klasiklikten hoşlanmıyorum. Klasikler de benden hoşlanmıyordur büyük ihtimalle. Bir de o eleştirmenlerin nasıl giyindiğini bilmiyorum ben. Esprili buluyorum açıkçası onları. Ama dinleyicim üzülüyor. Yolda çevirip "Üzülme, sen çok şıksın" diyorlar. Zaten beni birinci seçmesinler. Seçtiklerini görüyorum, daha korkunç bence. Onlar benim rüküşüm bile olamazlar. Mesela kendimi uzun tuvalet, ağır makyaj, kırmızı güllerle hayal edemiyorum. Esas onu giyersem bana çok gülerler. Bakıyorum böyle bir elbiseyi birinci seçmişler. Ben kendimi tarzı olan biri olarak buluyorum.
Nedir o zaman sizin tarzınız?
Spor şık diyelim. Ne çok abiyeyim ne spor. Kendimi düğüne gidiyormuş gibi hissetmeyeyim, bana yeter. Bir kulübe giderken taşlı bir bluz yerine tişört de giyip gidebilirim. O tişörte aksesuvarlarla hava verebilirim. Kıyafetlerim hem seksidir hem masum. Ama cici kız gibi de giyinemem. Mesela Nil Karaibrahimgil öyle giyiniyor ama onda çok beğeniyorum o tarzı.
Albüm kapağındaki kıyafetlerinizi nereden aldınız?
Çoğunu Roberto Cavalli ve Gucci'den aldık. Beğendiğim ama bedenini bulamadığım şeyleri de diktirdik.
Cavalli ve Gucci... Kıyafete para harcamayı seviyorsunuz yani.
Sevmem ama harcarım. Çok harcıyorum gerçekten. Bazen içim acımıyor değil. Fazla da kullanamıyorum çünkü. Bir kıyafeti net kaç kere giyebilirsin? Altına yazıyorlar zaten, "Bu dördüncü giyişi" diye.
"Bazen programı uzatıyordum, benim yüzümden sahuru kaçıranlar çok oldu"
"Gece çıkan herkesi dinledim. Artık bilmediğim insanları dinlemek istiyorum. Mesela Mor ve Ötesi'ni dinlemeyi çok istiyorum. Bir yerlerde çıkarlarsa mutlaka gideceğim dinlemeye"
Bar programlarınız da çok meşhur. Bu tarz yerlerin genelde erkeklerin ve gay'lerin hakimiyeti altında olduğu söylenir. Siz nasıl ayakta kaldınız?
Gece hayatı artık kadınların hakimiyeti altında bence. Bar programlarında ne çok laubali ne de çok soğuk olacaksın. Benim için barlar bir basamaktı. Bu basamağı aştım. Artık başka planlarım var
Kaç yıldır bar programı yapıyorsunuz?
14 yıl oldu.
14 yıldır sahnede olan biri olarak İstanbul'un gece hayatı nasıl sizce?
Türkçe müzik yapan yerler çok kötü bence. Ben de Türkçe müzik yapan yerlere gitmiyorum. Bir de gittiğim zaman yapılan hatalar gözüme batıyor. Sahnenin detaylarına takılıyorum ve keyfim kaçıyor. DJ'leri dinlemeyi tercih ediyorum.
Bazı geceler programdan sonra sahneye eşofmanla çıkıp devam ettiğiniz de oluyormuş.
Evet. "Yorgun olan gitsin. Benim canım daha şarkı söylemek istiyor" diyorum. O saatten sonra istediğim şarkıları söylüyorum. Benim yüzümden sahuru kaçıranlar çok oldu bu zamana kadar.
Ne gibi dezavantajları var peki?
Çok yorucu. Gece çıkıyorsun, 04.00'e kadar. İstediğin gibi bir program yapamıyorsun, herkesin eğleneceği bir şey yapıyorsun. Bu görev olunca zevkli olmuyor. Biliyorsun o adam gelip yine o şarkıyı isteyecek.
Her hafta gelip aynı şarkıyı isteyenler mi var?
Tabii ki. Devamlı aynı masada oturuyorlar. Değişik kız arkadaşlarıyla tabii.
Siz kimleri dinlemeyi seversiniz?
Kıvanç K.'ya gitmekten çok keyif alırdım. Mesela Mor ve Ötesi'ni dinlemeyi çok istiyorum.
Bir yerlerde çıkarlarsa mutlaka dinlemeye gideceğim. Ben gece çıkanların hepsini dinledim, artık dinlemediğim insanları görmek istiyorum.
Siz de mi parayı sahneden kazananlardansınız?
Asıl para her zaman sahneden kazanılır. Ben mesela sahneden kazandığım parayı styling'ime harcıyorum. 20 kişilik de bir ekibim var. Harcamalarım bunlara gidiyor. Kostümlerim, ayakkabılarım, bakımım var.
|
|
|

|
|