Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Temmuz 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bir çınar daha politikayı bıraktı
Siyasetten resim ve şiire...

Bülent ve Rahşan Ecevit çifti, 47 yıl süren aktif siyaset yaşamlarını noktaladı. Ecevit çifti bu kadar yıldan sonra siyasetsiz yaşayabilecek mi? Ecevit çiftiyle, sanattan siyasete bir sohbet

Türkiye'nin siyaset çınarlarından biri daha aktif politikayı bıraktı. Bülent Ecevit, eşi Rahşan Ecevit'le birlikte 47 yıl süren aktif siyaset yaşamını önceki gün noktalamış oldu.
Ecevitler 47 yıldan sonra siyasetle ilgilerini tümüyle kesebilir, siyasetsiz yaşayabilirler mi? Ecevit, bu soruya "elbette bu mümkün değil, her konu bir noktada siyasetle ilgilidir, ama, artık siyasette bir sorumluluk, bir görev söz konusu olmayacak" yanıtını veriyor.
Or-an'daki kütüphane evin bahçesinde, dün, "bir şair, bir ressam"la sohbet ettik. Şair Bülent Ecevit, Ressam Rahşan Ecevit...
Elbette siyaset de konuştuk...
Ama önce siyaset dışı sohbeti yansıtalım...
Rahşan Ecevit, kütüphane evin bahçesinde 45 yıl aradan sonra ilk kez tuvalin karşısına geçip eline fırça aldığında heyecanlıydı. "Çok özlemişim, resim yapmayı" dedi ve özlemini aktardı:
"İnşallah bundan sonra zaman bulur resim yaparım. Önce elimi biraz alıştırmam gerek. Çünkü çok uzun zaman oldu. Elimi alıştırınca size de bir tablo gönderirim, söz."
Sonra, boya teknolojisinden söz etti...
"Eskiden" dedi, "Ben boya bulamazdım. Yurtdışından geliyordu. Çok zor ediniyordu. Boya için özel bir yağ da gerekir. Onu hiç bulamazdım. Ben de boya için zeytinyağı kullanırdım. Zeytinyağı kullanınca da tablo zaman geçince çatlıyor. Nişanlandığımızda Bülent'e hediye ettiğim tablo da çatladı. Çok üzüldüm. Şimdi boya, yağ çok daha kaliteli ve kolay bulunuyor. Resim yapmak daha da kolaylaştı, resmi saklamak da..."
Rahşan Hanım, tuval başında elini alıştırırken, Bülent Ecevit'e, "Siz de şiir yazmaya başlayacak mısınız" diye soruyorum :
"Keşke" diye yanıt verip devam ediyor:
"Doğrusu söz veremiyorum. Yazabilir miyim, bilmiyorum. Ama şiir kitapları okuyacağım kesin. Şiir okurken dinleniyorum. Şimdiye kadar fazla zamanım olmadı ama bundan sonra daha rahat zaman ayırabileceğim şiire. Okuyacağım kesin de, yazmaya söz veremiyorum."
Sohbetimizi bahçede çay içerek sürdüryoruz.
Ecevitler, yaşamlarını hızla gözlerinin önünden geçiriyorlar. Kendilerine en sık yöneltilen sorulardan biri de neden çocuk sahibi olmadıkları. "Bunu hep bize sorarlar" diyor Rahşan Ecevit ve yanıtlıyor:

Çocuğa bakamazdık
"Gençlik yıllarımız ekonomik açıdan sıkıntılıydı. Özellikle Londra'da kaldığımız savaş sonrası yıllar. Bir hayli sıkıntı çektik. Her şey vesikayla veriliyordu. Bülent'in maaşı çok sınırlıydı. Ekonomik koşullar çok sıkıntılı olunca çocuk yapmayı doğru bulmadık. İyi bakamazdık. Bebekler iyi bakılmazlarsa gelişmeleri de iyi olmaz. O nedenle başlangıçta düşünmedik. Londra'dan döndüğümüz yıllarda ise siyasete girdik. Siyasete girince de çocuk bakmak yine zor olur diye düşündük."
Ecevitler, Londra yıllarında saatlerini, yüzüklerini satacak kadar maddi sıkıntı çekmişler."Ailelerinizin durumları iyiymiş, onlardan yardım almadınız mı?" diye sorunca, Bülent Bey şu yanıtı verdi:
"Yardım etmeye çalışıyorlardı tabii. Ama zamanın koşullarında bize ulaştırmaları bile sorun oluyordu. Rahşan'ın annesi erzak gönderiyordu. Ama ulaşım koşulları bugünkü kadar rahat değildi. Biz zaten paramız ne kadarsa onunla geçinmeyi tercih ediyorduk."
Rahşan Hanım ekledi:
"Annem Vita yağı kutularına bastırılmış, kavrulmuş et koyup gönderiyordu. Bir ara bayağı sıkıntı çektik. Neredeyse açlık çektik. O zaman İngiltere'nin koşulları savaş sonrası olduğu için kötüydü. O kadar ki, ben 40 kiloya düşmüşüm. Annem gönderdiğimiz bir fotoğrafımdan fark etmiş. Hemen beni çağırdı. Bir ara gelmiştim Ankara'ya. O dönemde bana kilo aldırmaya çalıştı. Ama bu sıkıntılı günler çok uzun sümedi. Bülent'in maaşı arttı, koşullar düzeldi, rahatladık."

'Baba zoruyla 2 ay hukuk okudum'
Bülent Ecevit'in üniversiteyi bitirmemiş olması her zaman konu edilir. Oysa Robert Koleji'nden sonra üç üniversiteye gitmiş. Bülent Bey'e, "Peki neden hiçbirini bitirmediniz?" diye sorunca, şu yanıtı verdi: "Robert Koleji'nden sonra önce baba zoruyla hukuk fakültesine yazıldım. Birkaç ay gittim ama konu ilgimi çekmiyordu. Sonunda gidip babama bunu söyledim. Ben bu konulara ilgi duymuyorum, gitmeyeceğim dedim, bıraktım. Sonra Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'ne kaydoldum. Biraz oraya devam ettim. Ama İngilizcem zaten o zaman çok iyiydi. Baktım İngilizcem, İngiliz edebiyatı zaten iyi, onu da bıraktım. Daha sonra Londra'da Sanskritçe için üniversiteye yazıldım. Öğrenmeye başladım. Ayrıca Londra'da hem çalışıp hem devam etmek zordu, onu da bıraktım. Ben hep birkaç şeyi bir arada ilerletmek istemişimdir. Öğrenince de bırakıyordum illa diploma almayı önemsemiyordum. Hiç de pişman olmadım. Bitirmesem de o üniversitelerin bana katkısı oluyordu."

'Siyasete, CHP için girdik'
Biri şair, biri ressam olan Ecevitler neden siyasete girdiler? Bülent Ecevit de, Rahşan Ecevit de bu soruya şu yanıtı veriyor: "Aslında siyasetle ilgilenmezdik. Ama, 1950 sonrasında CHP'ye dönük ağır hareketler oldu. Mallarına el konuluyor, çalışmaları kısıtlanıyordu. 1946 çok partili hayata geçince böyle bir süreç başlamıştı. Biz de bu gelişmeler karşısında Türkiye'ye dönmeye ve siyasete girmeye karar verdik."
Ecevitler'in hayali, büyük kentten uzak, bir tepede, küçük bir eve sahip olmak; o evde şiir yazıp, resim yapmakmış...
"Bu hayalimiz içimizde kaldı" diyorlar ve ekliyorlar: "Bugüne kadar o hayalimize ulaşamadık. Şimdi zaman buldukça resim yapmaya, şiirle ilgilenmeye çalışacağız ve o şehir dışında küçük ev yerine, bu evimizin bahçesiyle yetineceğiz."

fbila@milliyet.com.tr








Fikret BİLA
Siyasetten resim ve şiire...

Güneri CIVAOĞLU
Pişkinliğin piri

Can DÜNDAR
Ecevit'in vasiyeti

Abbas GÜÇLÜ
Şampiyonlar yine Anadolu'dan

Hurşit GÜNEŞ
Demek hızlandırılmış bereketle raydan böyle çıkılıyor!

Sami KOHEN
İran açılımı

Mehmet Y. YILMAZ
Bu kriz, Başbakan için ciddi bir sınav

Derya SAZAK
Bilim ve insana yatırım

Meral TAMER
Kampanya çağrısı: Tutuklu makinistler derhal serbest bırakılsın

Yaman TÖRÜNER
Bu kafa iş yapmadığı kadar başarılıdır

Güngör URAS
TBMM, her 2 saat 18 dakikada bir kanun yaptı

M. Ali BİRAND
Karaoğlan'a teşekkür ederiz


© 2004 Milliyet