|
 |
|
|
İran açılımı
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan'ın bugün çıkacağı iki günlük İran gezisi, son zamanlarda gelişmeye başlayan Türk - İran ilişkilerine yeni bir ivme kazandırmayı amaçlıyor. Ancak bu ziyaretin, ABD'nin İran'a karşı baskılarını yoğunlaştırdığı ve genelde Batı'da Tahran yönetimine karşı nasıl davranılması gerektiği konusunun tartışıldığı bir zamana rastlaması, herhalde dünya kamuoyunda da ilgi uyandıracak.
Erdoğan'ın bu ziyareti giderek artmakta olan Türk - İran temaslarının yeni bir halkasını oluşturuyor. Bu aynı zamanda Türk diplomasisinin komşu ülkelere - ve Irak savaşının yarattığı yeni koşullar sonucunda özellikle Suriye ve İran'a - açılımının yeni bir göstergesi olarak kabul edilebilir...
Türk yetkililer bu açılımı bazı gazetelerde öne sürdüğü gibi, "üçlü ittifak" kurma amacına yönelik bir girişim saymanın doğru olmadığını söylüyorlar. Başbakan'a yakın bir kaynağın deyişiyle, bunun bölgede yeni bir "bloklaşma" olarak görülmemesi lazım. Türkiye, iki komşusu ile de, "ikili bazda" işbirliğini geliştirmek istiyor. Irak'taki durum gerektirdiğinde, Ankara, Tahran ve Şam ile ortak istişarelerde bulunabilir. Ancak bu aşamada "ittifak"tan söz etmek yersiz ve zamansız...
* * *
İRAN ile (Suriye ile olduğu gibi) yakınlaşmada Irak'taki olayların büyük etkisi olduğu kuşkusuz. Bugün gerçekten üç ülkenin de Irak'ın geleceği ve bu arada Kürt oluşumu üzerindeki pozisyonları birbirine çok yakın. Ankara gibi Tahran ve Şam da, Irak'ın toprak bütünlüğünün mutlaka korunmasını, ayrı bir Kürt devletinin kurulmamasını, işgalin de bir an önce son bulmasını istiyor. Ayrıca İran ve Suriye, Türkiye'nin PKK veya KONGRA - GEL'in faaliyetleri konusundaki kaygılarını paylaşıyor ve bu alanda Türkiye'ye destek de oluyor.
İkili bazda da olsa üç ülkenin Irak politikalarını uyum içinde sürdürmeleri uluslararası bir ağırlık taşıyor. Bu, Irak'taki çeşitli güçleri - ve de Washington'u - iki kez düşündürecek bir faktör olabilir. Aynı şekilde Kuzey Irak'taki ve PKK karşısındaki ortak tavır, "caydırıcı" bir etki yapabilir...
* * *
TÜRKİYE'nin İran ve Suriye ile yakınlaşması, ilk bakışta ABD'nin bu iki ülkeyle ilgili politikalarına aykırı görünebilir. Gerçekten Washington'un bu konudaki görüşleri ve kaygıları, Ankara'nınkinden farklı.
Son günlerde İran ABD'nin gündemine iyice girdi. 11 Eylül ile ilgili rapor, İran'ı bu saldırıları düzenleyen El Kaide'ye dolaylı olarak yardımcı olmakla suçlarken, Kongre'de ve yönetim çevrelerinde İran'ın nükleer silah yapma noktasına yaklaşmakta olduğu öne sürülüyor. Tahran bu iddiaları reddediyor ama, Irak deneyiminden sonra, dünya kaygıyla "Acaba Bush yönetimi İran'ı da vurmaya kalkışır mı?" sorusunu soruyor. Ancak genel kanı, bu kez Washington'un "askeri güç yerine diplomasi" seçeneğini tercih edeceğidir.
ABD, örneğin Fransa, Almanya gibi ülkelerin İran'la yakınlık kurmasından hoşlanmıyor. Herhalde Washington'da Türkiye'nin açılımına da iyi gözle bakmayanlar var. Ancak Ankara'daki bir yetkilinin deyişiyle, "Türk diplomasisi, İran'ın dünyayla entegre olmasına ve dış ilişkilerini yumuşatmasına katkıda bulunabilir. Başbakan Erdoğan'ın Tahran'daki görüşmeleri bu açıdan uluslararası platformda da yarar sağlayabilir"...
skohen@milliyet.com.tr
|
|
|

|