|
 |
|
|
Turizm kimlerin elinde?
İz Düşümü / Tülay Özüerman
İzmir güzel bir kent. Her ne kadar beton yığınına dönüştürsek de, güzelliğini yitirmeyen bu kentte doğmak, yaşamak bir ayrıcalık. Biraz uzaklaşınca daha bir kıymete biniyor. Özlem her şeyin önüne geçiyor. Hatta eleştirilerinizi bile unutup, güzelliklerini anımsıyorsunuz.
Hani bazen olur ya, alıp başınızı gitmek istersiniz, uzaklara, çok uzaklara dikersiniz gözünüzü. Kaçtıklarınız beyninizin içerisindekilerdir aslında. Yine de gidersiniz...
O uzaklar krizindeyken, yurdun dışına taşmak istediğinizde, turizmin bir başka boyutuna tanık olabilirsiniz. Beyninizi boşaltmaya çalışırken, sinirlerinizi yıpratmak da var. Üstelik bunun için hem zaman, hem de para harcamış oluyorsunuz.
Her bir kaçıştan edindiğim derslere bir yenisi eklenince, deneyimlerimi paylaşmak kaçınılmaz oldu. Yurt içi ya da yurt dışı seyahatlerinizde turizm firmaları hakkında ayrıntılı bilgi alınız. Firma yetkililerinin sizi gönderinceye kadar ettiği cilalı sözlere itibar etmeyiniz. Son derece kibar görünen kimselerin, dönüşte şikayetleriniz dile getirmek istediğinizde bir söz ettirmedikleri gibi, hakarete varan sözlere tanık olabilirsiniz. Hele bu sözleri isim yapmış bir firmanın sahibi ediyorsa, şaşkınlığınız birkaç misli artabilir...
Birkaç şirketin ortaklaşa yaptığı turlarda kalabalık bir gruba tek bir rehber verilmekte. Rehberi bir şekilde birkaç kişi çevreleyip diledikleri gibi yönlendirebilmekteler. Rehberin dil bilmesi çok önemli. Dili bırakın, gittiği yeri bilmeyen rehberlerle karşılaşabiliyorsunuz. Avrupa'nın en meşhur sahillerine ulaşmak için bilinçsiz rehberle birlikte on dakika yürüyeceğiz diyerek güneşin altında kilometrelerce yürümek de var. Ulaştığınızda meşhur(!) sahili görünce, canım Çeşme'yi, Bodrum'u, Fethiye'yi,....yeterince tanıtamamanın verdiği ızdırap cabası.
Birkaç merkeze giden turlarda, gezeceğinizi hayal bile etmeyiniz. Görmekle gezmek aynı şey değil. Hele kültürel meraklarınız varsa vazgeçmelisiniz. Çünkü rehber önce kent merkezini (alış veriş yerlerini), sonra (varsa) kalesini size gösterip, serbest zaman verir. Serbest zaman alış veriş demektir. Türkiye'de artık her şey var. Ve özellikle tekstil ürünleri Avrupa'dan ucuz ve kaliteli. İthal ayakkabılar yerinde daha pahalı. İyi rehber, mümkün olduğunca çok yeri gezdiren ve alış verişe teşvik etmeyendir.
Gittiğim her yerde Avrupa ülkelerinden gelen turistlerin rehberlerini imrenerek izlerim. Grup her yere birlikte gider ve rehber, her mekanı en ince ayrıntısıyla anlatır.
Turlar genelde görmüş olmak ve alış veriş yapmak isteyenleri hedefliyor. Ve yazık ki, bunun ötesini istediğinizde şikayetinizi dinlemedikleri gibi, hakaret de işitebiliyorsunuz. Herkese yurt dışı turu için lisans verilmesi doğru değil. Rehberler o yörede yaşayanlardan seçilmeli, şikayet durumunda firmaların lisanslarının iptaline kadar çeşitli yaptırımlar getirilmeli. Dil bilmeyen büro elemanlarının firma adına yurt dışına gelmesi, yerleşik kurala dönüşmüş. Şimdi kimi kime şikayet edeceksiniz noktasında, olumsuzluklara dur demenin yollarını araştırıyorum. Firmalar bir kişinin memnun kalmamasını bile sorun etmeliler. En azından şikayetinizi nazikçe dinleyen muhataplar bulabilmelisiniz.
Her şeyi çokluk ve azlıkla ölçen niceliksel anlayıştaki bir kültürde, nitelik aramak sorun, nitelik diyenler sorunlu insan kabul ediliyor. Niceliğin içerisinde kaybolup gidiyoruz.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|