Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Temmuz 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Daum'un attığı taş


Benim doğduğum yerde, kerliferli adamlara has eğlencelerdi narkotik etkinlikler. Ben o yüzden kolunda enjektörle tuvalette ruhunu teslim eden bir genç haberi duymadan büyüdüm. Açıkçası hoşgörülüydüm.
Ama ilerleyen yıllarda o kerliferli adamlardan intihar edeni de gördüm, kafayı sıyırıp boş sokaklara nutuklar atanı da, bırakmaya çalışıp beceremeyeni de, bırakıp düzelemeyeni de...
Bizim neslin özenenleri, ağabeyleri kadar bile şanslı değillerdi. Hiçbiri ağabey olacak yaşı göremedi. En masum kuşak, bugünün genç müptelaları!.. Emperyalist tuzakların çaresiz avları bu gençler, para sahibi olmadan küresel mafyaların müşterisi olmuş durumdalar.
İzledikçe nefret ettim uyuşturucudan.
Bırakın biyolojik, psikolojik yıkımını, başlamak için bile ciddi bir ruhsal travmaya ihtiyaç olmalıydı. Bir tür kronik intihardı.
Belki o yüzden "bıraktı iyileşti" lafları, çok büyük istisnalar dışında hep şüphe yaratır bende. İnsan bu mereti bıraktığında, en iyi ihtimalle başladığı günkü kadar sağlıklı olmaz mı?
"Temiz olmak" demek, temiz düşünmek, sebep sonuç ilişkilerini sağlıklı kurmak, sıkıntısız bir ruhsal hayat garantisi sağlar mı bilemem. Bu garanti kimsede yoktur ama uyuşturucu istasyonunda tren değiştirmiş kişilerin şansı "sıfıra yakındır" deseler hayret etmem.
Üç hafta önce "DAUM'UN "ÖN BAHANELERİ" başlıklı yazıyı bu düşüncelerle yazmıştım:
* * *
"... Aslında 8 yabancı oynatabilse de bazı "ön bahaneler" yaratacaktı Alman hoca. Çünkü ciddi bir tedirginlik, hatta anksiyete içinde - ki, bu durum her türlü rehabilitasyonun doğal yan etkilerinden biri sayılmaktadır bildiğim kadarıyla.
... Bu onun tarzı ve büyük bir olasılıkla geride kalan kötü alışkanlıklarında, bu endişelerden kurtulma arzusu rol oynadı."
* * *
Henüz "bayram değil, seyran değil" günlerde, nereden çıkmıştı bu şüphecilik, karamsarlık ?
Dedim ya; nice kerliferli adamların saçmalamalarına tanık olmuştum ben.
Daum da onlara benziyordu ve en olmadık zamanda, olmadık bir yerde saçmalıyordu. Gerçi özür diledi ama, Türkiye'deki yöneticilere Almanya'dan sallamak kimin aklına gelirdi ki ?
Hem de lige on gün kala ve Türkiye'deki gelmiş geçmiş en iyi imkanlarla kendisine sunulmuş futbol takımı varken.
Böyle bir açıklamanın normal koşullarda yapılamayacağını düşünen medya, derhal eski defterleri karıştırmaya başladı ve karşısına 15 gün önce İstanbul'da yaşanan bir "aile içi" tartışma çıkınca olayı bu gergin toplantıya bağladı. Öyle ya, böylesi bir kaosun geçerli nedenleri olmalıydı.
İşin tuhaf tarafı, yöneticilerle Daum arasında yaşanan tartışma haberi en çok sayın Aziz Yıldırım'ı kızdırdı. Oysa bu haber cankurtaran simidi gibi inmişti sayfalardan.
Düşünsenize; tartışma olmadan Almanya'daki saçmalıkları dile getiren Daum'un aklından şüphe etmek gerekmez miydi? Yani her şey sütliman... Daum'a esmişler, köpürmüş Almanya'dan!..
Ayrıca, tartışma haberi ile Daum'un basın toplantısında söyledikleri ikinci plana itilmiş, hatta biraz "haklılık" fırsatı verilmişti. Daum'la devam etmek isteyen başkan, müteşekkir kalmalıydı medyaya. Daum'u göndermek niyetindeyse keza...
Ama başkan küplere bindi.
"Niye tartışma çıktığında olaya el koymadın" eleştirilerinden çekiniyor olmalıydı. Tartışmadan geçtik; Daum'un çıkardığı tek taraflı kavga için ne yaptı peki başkan? Medyayı, özellikle de Milliyet'i suçladı. O kadar. Sonra Daum'a özür diletti. Medyaya işlerini nasıl yapmalarını gerektiğini biraz daha öğretti. Bitti... Mi acaba?..
Bence medya bu kadar hor kullanılmayı ne hak etti, ne de buna katlanacaktır.
Medya, suçüstü olan insanları karambole getirmek için kullanılacak erkete kalabalığı değildir.
* * *
Tüm bu yaşananlarda "dengeli davranmayanlar" listesinde kimler vardır:
En başta sayın Daum...
Neden yapmış olabilir sizce?
Alman milli takımına davet edilmedi diye mi? Paraya ihtiyacı olduğundan ve ücretini arttırmak istediğinden mi? Yönetim kurulunu mu değiştirmek niyetindeydi yoksa ?
Bence hiçbiri ! Önce Fenerbahçe'yi sonra futbol anlamında ülkeyi karıştıran ve anlamsız bir basın toplantısıyla "şimdilik" noktalanan bu fırtına, Daum'un kafasındaki minik bir esintiyle başladı apaçık...
Bizim zamanımızdaki kerliferli ağabeylerin, bir gece aniden Moda caddesinden geçen otomobillerle yaptığı boğa güreşi gösterisi, en çok birkaç sürücüyü, birkaç semt sakinini rahatsız ederdi. Ama Daum'un fantezileri geniş kitleleri uykusundan etti günlerdir. Gerdi, cepheleştirdi, sinirlendirdi.
Değer mi, değmez mi siz karar verin.

MHK'nin ömrü ne kadar?

Sayın Bülent Yavuz'a özür borçluyuz. Senelerce eleştirdik kendisini. Hatta kulüp yöneticilerimizin "gazına" gelip eylemlerinde kasıt aradığımız bile oldu.
Koca koca kulüplerin sorumluları, o kadar yürekten şikayet ediyorlarsa Bülent Yavuz'dan, elbette canları yanmış olmalıydı.
O yöneticiler ki, MHK seçimleri kapıya dayandığında Yavuz'un çevresine toplandılar ve oylarını onun işaret ettiği sayın Sabri Çelik için kullandılar. Pes doğrusu.
Alan memnun, satan memnunmuş; bize ne oluyormuş ki?
Peki sayın Çelik'in MHK'si ne yapar?.. Ya da daha doğru bir soru:
"Sabri Çelik MHK'sinin ömrü ne kadar"?

Yaranamayacak
Korkarım tasarruflarını tartışabileceğimiz vakti bulamayacağız bu MHK'nin. Sabaha karşı kurulan ve acaleden kural hataları ile gelen Çelik MHK'sine seçim kaybeden sayın Kemal Ulusu, Ağustos'un ortasına kalmadan davayı açacakmış. Ulusu'ya göre, yönetmelikteki "hakemlik mesleği dışında iki üye olmalı" kuralına uyulmamış.
Avukatları davanın tek celsede Ulusu lehine biteceğinden eminmiş.
Belki de en hayırlısı bu olacak. Bence eski hakem bir MHK Başkanı, ağzıyla kuş tutsa kimseye yaranamayacak. Medyadaki hakem kökenli yorumcular, her zaman "çömez" olarak gördükleri bu başkanları çok yıpratacak. Nitekim başladılar bile. Faal döneminde mutlaka ağır eleştiriler almış bir MHK Başkanı yerine, daha mesafeli kişilerin daha çok şansı var gibi geliyor bana. Düdük Hukuk'ta.

Gurbete mektup

İnternetin küresselleştirdiği Ters Köşe'yi yurtdışından izleyen, üşenmeyen eleştiri, tebrik veya katkı için eletronik posta gönderen okurlara tek tek yanıt veremediğim, bayram tebriği gibi teşekkür yazılarından da hazzetmediğim için aklıma şu geldi; ara sıra ülkedeki spor gündemini onlara özetleyeyim dedim. Çünkü içinde yaşamadan burada olanları anlamlandırmak o kadar zor ki... Gerçi buralarda balık misali dolaşıp suyu bilmeyenler de çok ama neyse. Hazırsanız hemen başlıyorum:
Sevgili dostlar, artık bizim iktidarla eşgüdüm içinde bir futbol federasyonumuz var. Ben karşıyım ama bazı arkadaşlar futbolun siyaseti ile uğraşacaklarına siyasetin futbolunu tercih ediyorlar. Kolay mı geliyor, çıkarları mı var, yoksa tehlikenin farkına mı varamıyorlar bilemem. Onaylamak bir yana, açıktan taraf oluyorlar. O kadar ki, politize futbola bir laf edecek olsanız, yerine ulaşmadan zıplayıp havada yakalıyorlar.
Sahi sizin yaşadığınız ülkelerde var mı bunun benzerleri. Oralarda da başbakanların ahbapları federasyon yönetimine girer mi? Federasyon başkanı adayları başkentte karargah kurup hükümetten icazet kuyruğuna geçer mi ? Spor medyası ne yapar o zaman?
Yazın da öğrenelim. Gelişmiş ülkelerdeki vatandaşlarımızın hayretlerini duyar gibiyim. Ama benim merak ettiğim, Batı Afrika, Orta Amerika, Orta Asya ülkelerindeki vatandaşlarımızdan gelecek elektronik postalar. Şimdiden teşekkür ederim. Herkese selamlar.

Kayan yıldızlar

Beşiktaş'ın yeni transferleri on bir kişiyi bir yana ayırın... Geri kalanların, hiç vakit geçirmeden Yasin, Okan, Sinan ve Ümit'ten özür dilemesi lazım.
"Şampiyonluğu hep birlikte hediye ettik, kabak sizin başınıza patladı" mı derler, "kusura bakmayın" mı bilemem. Ama Beşiktaş'ta kalanların da kefaretini ödüyor bu gençler.
Halbuki onlar bir sezon öncesinin transfer yıldızlarıydı.
Bir kupa, bir yönetim, bir hoca ve milyonlarca dolar paranın, takımda kalan sorumluları, bu sezon hem birbuçuk sezonluk oynamak zorundalar, hem de Yasin, Ümit, Sinan ve Okan'ın da yerine.
Aksi halde... Transfer yıldızlarının ne hale geldiğini gördünüz işte.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
DAUM İLE YOLA DEVAM
Hagi nereden bulayım!
Turun ucu göründü: 1-1
Yasin'den şok suçlama
Samandıra'da işbaşı
Aklı Altın da
Haber turu...
Kapı aralandı
Daum'un attığı taş
At yarışları
Dev Adamlar durmuyor
Okur tarihe geçti
Filede mutlu son





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Fuat ERCAN
Kapı aralandı
Kadro olarak tartıya çıkarıldığında Trabzonsp...
Ercan GÜVEN
Daum'un attığı taş
Benim doğduğum yerde, kerliferli adamlara has...



 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet