|
 |
|
|
Hızlandırılmış güvenlik
BAŞKENT KULİSİ
Yüreğimizi yakan hızlandırılmış tren faciasının tartışmaları süredursun, şimdi de gündemimize "hızlandırılmış özel güvenlik" kavramı girdi. Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Yasa gereği 2004-2005 sezonundan itibaren her kulüp stat içi düzeni kendi oluşturacağı özel güvenlik birimleriyle sağlayacak. Yani öngörülen süre sonunda tribünlerde, saha içinde polis görev yapmayacak.
"Hızlandırılmış özel güvenlik" dedik, çünkü henüz gerekli altyapı oluşturulmadan üç büyük kulübümüzün yeni sezonla birlikte saha içi düzenini kendi güvenlik birimleriyle sağlayacaklarını açıklaması, bizde bazı kaygılara yol açtı.
Fenerbahçe ve Galatasaray kulübü 400'er kişilik güvenlik kadrosunu hazırlamış, Beşiktaş ise 70 kişilik çekirdek kadroyu İnönü Stadı hizmete girinceye kadar aynı sayıya çıkaracakmış. İstanbulspor'un maddi olarak böyle bir imkanı bulunmadığı için şimdilik maçlarında yine polisler görev yapacakmış.
Buraya kadar her şey normal görünebilir. Ancak onbinlerce seyircinin izleyeceği maçlarda 400 güvenlik elemanı yeterli olacak mı buna zaman tanıklık edecek.
Kitlesel olaylarda nasıl davranılacağı konusunda eğitim alması gereken, donanım açısından standart bir seviyeye gelmesi zorunlu olan özel güvenlik elemanlarının olaylara müdahale yetkisinin bulunmaması ise ayrı bir dezavantaj olacak.
Tribünlerde çıkacak herhangi bir olay karşısında durumu polise bildirmekle yükümlü olan güvenlik elemanları, kavgayı ayıramayacak, kavgaya karışanları stat dışına çıkaramayacak. Anlayacağınız, görüntünün dışında herhangi bir yaptırımı olmayan bu güçler, sadece caydırıcı rol oynayacak. Başları sıkıştığında iş yine stat dışında bekleyen polise düşecek !
Derbi maçlarında binlerce polisin görev yaptığı, hayatın adeta felç olduğu İstanbul'u düşünmeyin sadece. Yakın geçmişte Trabzon'da, Diyarbakır'da, İzmir'de, Bursa'da yaşanan olayları getirin göz önüne. Kimseyi, hiçbir kulübü veya seyircisini potansiyel suçlu gibi göstermek istemiyoruz. Ancak futbol terörünün böylesi yoğun yaşandığı bir ülkede gerekli zemin oluşturulmadan "ben yaptım oldu" mantığına karşı çıkıyoruz.
"Hızlandırılmış tren" kazası ders olmalı hepimize...
O tren niçin raydan çıktı iyi biliyoruz... Benzeri acıları futbol sahalarında görmek ve yaşamak istemiyoruz. Her şey zamanında ve seyrinde gitsin diyoruz.
Aynı terane
Bülent Yavuz MHK başkanlığına getirildiği günlerde gürlüyor, Türk hakemlerinin 2004 Avrupa şampiyonası finallerinde görev yapacağı günlerin müjdesini 4 yıl önceden veriyordu.
Kurulun çiçeği burnunda başkanı Sabri Çelik'in Kuşadası'ndaki seminerde benzeri vaadlerde bulunduğunu okuyunca tebessüm ettik. Çelik, 2006 Dünya Şampiyonası finalleri ile Şampiyonlar Ligi'nde Türk hakemlerinin boy göstereceğini söylüyor, pembe tablolar çiziyor.
Bilmiyoruz MHK Başkan, bu vaadleri gerçekten inanarak mı veriyor, yoksa halefi gibi kendi söylediklerine inanmak mı istiyor? Bırakın "Top Class"ı... Birinci ve ikinci torbada hakemi bulunmayan Türkiye iki sene içerisinde Dünya Kupası finallerine nasıl hakem gönderebilir? Bu mümkün müdür ? Üçüncü torbada yer alan Kuddusi Müftüoğlu ve Selçuk Dereli'nin bu süre içinde jet hızıyla terfi edip, MHK başkanını doğrulama şansı da olmadığına göre!..
Biraz gerçekçi olalım. Yerimizi bilelim. Belki o zaman daha doğru hedefler belirler, planlarımızı buna göre yapabiliriz. Yoksa yıllarca aynı teraneyi dinlemekten kurtulamayız!
Bu bir devrim
Futbol Federasyonu'nun gözlemci kadrosunu kendi uhdesine alması, maçlara gözlemci ataması görevini üstlenmesi, MHK'nin yanı sıra bazı hakemleri de huzursuz etti. Şimdiler de bu operasyonu, kendi listesini seçtiremeyen Federasyon Başkanı Levent Bıçakçı'nın MHK'den "intikam alma" senaryosu gibi göstermek isteyenler var. Oysa ki gözlemci kadrosunu MHK'den ayırma düşüncesi Bıçakçı'nın seçim öncesi projeleri arasında ilk sırada yer alıyordu. Ve çok doğru bir karardı. Üstelik hakemlik müessesinin otokontrolünün sağlanması açısından önemli bir adımdı.
Yıllarca hakeme göre gözlemci gönderme döneminin bitmesi elbette bazılarının tadını kaçıracaktı. Gözlemcileri dilediği gibi kullanan, gerektiğinde hakem üzerinde baskı unsuru oluşturan MHK'ların sona ermesi kuşkusuz çok önemli bir devrim. Hakem terfilerinde en etkin rolü oynayan gözlemci raporlarının sağlıklı ve objektif bir şekilde yazılması, disiplin cezalarının verilmesi sırasında yaşanan sıkıntıları da ortadan kaldıracak.
Eeee. Bir de işin içinde Ahmet Güvener gibi dürüstlüğü, doğruluğu, tarafsızlığı çok iyi bilenen bir isim yer alınca, güzel şeyler olacağını beklemek yanlış olmaz sanırız.
Yaz kampı
Galatasaray'ın şu Amerika "kampına" akıl erdirebilmiş değilim. Kim önerdi, hangi amaçla gidildi, zorunlu mu kalındı bilmiyorum. Adı üzerinde hazırlık kampı ama medyaya yansıyan tarafıyla sanki tatil. Bir gün aşırı yağmurdan, ertesi gün bunaltıcı sıcaktan, saha bulamamaktan doğru dürüst bir çalışma ortamı sağlanamamış.
Bu ülkede yaşayan vatandaşlarımızın özlemini anlıyoruz. Galatasaray gibi bir takıma ev sahipliği yapmaktan, hayallerini süsleyen futbolcularla bir arada olmaktan çok mutlular, haklılar. Onlar adına gece düzenlemeleri, parti vermeleri, imza almak için kuyruğa girmeleri normal. Ama bir de Sarı - Kırmızılı cepheden bakarsanız olaya hiç de iç açıcı bir tablo çıkmıyor ortaya. Ligin başlamasına az bir süre kala tüm takımlar harıl harıl performanslarını üst düzeye çıkarmaya çalışırken, Galatasaray'ın doğru dürüst antrenman bile yapamadığı hazırlık kampının sonuçlarını kısa bir süre sonra birlikte göreceğiz.
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|