Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Ağustos 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Ben hem Ecevit'ten hem de örgütten torpilliyim"

Hem yakışıklı hem sadık", "sportmen", "Ecevitlerin en güvendiği isim", "yine de Ecevitlerin prensi değil"... Peki ama o kim? 47 yaşında. Sarışın, mavi gözlü, uzun boylu. Ecevit'ten farklı olarak eşi siyasetle hiç ilgilenmiyor, bırakın sürekli bir arada olmayı iş yoğunluğundan bir araya bile zor geliyorlar. Ve iki çocuk babası. Şiir yazamıyor ama voleybol, masa tenisi oynuyor, yüzüyor ve resim yapıyor. Aslında bir kimya mühendisi. Ve de sıkı bir Ecevit hayranı... Bugüne kadar sadece Ecevit'in "halefi" olduğunu bildiğimiz, DSP'nin çiçeği burnunda genel başkanı Zeki Sezer'e sorduk. Kimdir, neler yapar, Ecevit'e hayranlığı nerelerden gelir anlattı...

ELİF KORAP

Sizin için "Ecevit'ten torpilli" diyebilir miyiz?
Ben hem Ecevit'ten hem de örgütten torpilliyim. Örgütle bizim gönül bağımız var.

Yani "Ecevit aday göstermeseydi de, seçilirdim" mi diyorsunuz?
Elbette Ecevit'in etkisi olmuştur. Bu çok farklı bir durum. Demokratik sol felsefe Ecevit'in kurduğu bir felsefe. Bunu Ecevit'ten bağımsız düşünmeye çalışmak, genel başkanlıktan ayrıldığı gün Ecevit'le tüm bağları koparmak hem mümkün değil hem bunu yapmaya çalışmak doğru değil. Ben kendime güveniyorum. Zaman içinde kamuoyu da görecek. Toplum beni sevecek.

Hakkınızda "Ecevitlerin sözünden çıkması mümkün değil" deniliyor. Doğru mu?
Şimdi bu yanlış. Bir kere ben üzerime aldığım işi iyi yaparım. Efendim, Ecevitlerin sözünden çıkar mıyım? Ben gerektiğinde politikalar, projeler oluşturulması konusunda tabii ki Bülent Ecevit'ten büyük ölçüde yararlanmak isterim. Bu partinin bugünden itibaren en büyük zenginliği de odur. Bu sözünden çıkmak çıkmamak değil, konuşmaktır. Ama Ecevitlerin partinin yönetimiyle ilgili, söylendiği gibi bir değerlendirmeleri söz konusu değil. Zaten böyle bir şey de doğru olmaz. Bugün böyle söyleyenler iki ay sonra bunun öyle olmadığını gördüklerinde ne diyecekler, özür dileyecekler mi?

Bir görüş ayrılığı içinde olduğunuzda genel başkan olarak sizin dediğiniz mi olacak, Ecevit'in istediğini mi yapacaksınız yani, anlamadım!
Biz uzlaşırız. Geçmişten beri hep uzlaştık. Uzun yıllardır Ecevit'le çalışıyorum. Farklı görüşlerimiz olmadı mı, oldu ama bir görüşle çıktık kamuoyunun önüne. O nedenle sorun olmaz.

O halde aktif olarak partide kararlara katılacak Ecevit...
Öyle olacağını düşünüyorum tabii. Ben demokratik sol felsefeyi özümsemiş biriyim. O felsefenin kurucusu da Ecevit. Sizin için söylemiyorum ama bu tür yorumlarla Ecevitleri incitmem sonucuna gidecek bir noktaya mı zorlanıyorum diye kaygılanıyorum.

"Ben ikinci bir Sezer vakası olmaya hazırım"
İkinci Sezer vakası olur musunuz?
Fena da olmaz. Cumhurbaşkanı Sezer'den herhalde Türkiye olarak memnunuz.

Ecevit de Cumhurbaşkanı Sezer'i desteklemişti, sonra araları açıldı ama.
Evet, bir ara bir problem yaşadılar ama şimdi Ecevit'in Sezer'e çok büyük saygı duyduğunu ve cumhurbaşkanının çok önemli bir işlevi olduğunu düşündüğünü biliyorum. Sezer'in de Ecevit'le ilgili farklı bir görüşü yoktur sanırım. Sezer'in cumhurbaşkanı olmuş olması Türkiye'de bugün önemli bir güvencedir. O nedenle ikinci bir Sezer vakası olmaya hazırım! Sayın Ecevit'le zaman zaman bizim de farklı görüşlerimiz olabilir. Geçmişte de oldu. Belli üslupta fikirlerimizi tartışırız.

İnatçı mısınız?
İnandığım yolda yürürüm. Ya ikna olurum ya ikna ederim... Pozitif bilim okudum. Kimya mühendisiyim. Doğru noktaya gideriz sonunda.

Bir meziyet midir "sessizce perde arkasında durmayı bilmek"?
Ben tabii meziyet olsun diye öyle davranmadım. Benim yapım öyle. Çok ön plana çıkmak gibi eğilimlerim yok. Kişisel hırslarım hiçbir zaman olmadı.
O nedenle belki böyle oldu.

Hiçbir zaman da Hüsamettin Özkan ya da Aydın Tümen gibi "Ecevitlerin prensi" olarak anılmadınız!
Belki de ben kendimi dışarıda öyle satmadım. 1988'den beri partideyim. Onların hepsi benden sonra gelip benden önce gittiler.

Onlar öyle anılmak için çaba mı gösterdiler?
Onu bilemem!

Bu kadar mütevazı kişiliğinizle nasıl soyunacaksınız liderliğe?
Kamuoyu o taraftan da bizden memnun olacak. Gerektiğinde ben şahin de olurum, güvercinin kanadını kimseye kırdırmam. Önümüzdeki süreçte gerektiği gibi davranmak herhalde bu işin doğasında var.

"İlk seçimde Türkiye'nin birinci partisi olacağız. Kararlıyız"
Siz de 80 yaşına kadar siyasette kalmayı düşünüyor musunuz?
Başarılı olamadığımı hissettiğim anda giderim. DSP'nin başarılı olması için de elimden geleni yaparım. Başarılı olmadığım yerde gitmesini bilecek bir insanım.

Başarı derken, sizin için şu anda başarı nedir?
İktidar! İlk seçimde Türkiye'nin birinci partisi olacağımız konusunda çok kararlıyız.

Neye dayanarak?
Bunun için her türlü altyapıya sahibiz. O iklimin de Türkiye'de oluşmakta olduğunu görüyoruz. Toplumun da bizi özlediğinin farkındayız.

Kendinizi Ecevitlerin çocuğu gibi mi görüyorsunuz?
Öyle yazdılar ama bu fazla iddialı olur. Onların çocuğu olmak iyi, güzel bir şey de onlar beni çocukları olarak kabul ediyorlar mı onu sormak gerekir.

Ecevit'le ilk tartışmanız?
Tartışma değil ama Irak'la ilgili bir şey söylemiştim. 1994'tü yanılmıyorsam. O zaman genel sekreterdim. Hiç görmemiştim daha önce böyle bir davranışını. Ayağa kalkıp kızdı bana. Sinirlendi. "Efendim ben duymadım öyle bir şey" dedi. Hakikaten çok şaşırdım. "Ama ben öyle duydum" dedim. Sonradan yine de bunu dikkate alıp aynı günün akşamı canlı yayında benim söylediğimi yorumlamıştı. Yani o arada belli ki araştırmış. Benim söylediğimde de haklılık payı bulmuş.

Zihninizdeki ilk Ecevit imgesi neydi?
1973 yılında lisedeydim, yatılı okuldan kaçmıştım. İsmet İnönü rahmetli olmuştu. Onun cenaze töreninde Ecevit'i arkasından yürürken gördüm. O müthiş etkileyici bir şeydi benim için. Nedendir, nasıldır bilmiyorum ama çok etkilenmiştim. Şimdi o kadar hayran olduğum kişinin görevini üstlenmek benim için ne kadar önemli düşünün artık. Garip duygular yaşadım, bir yandan gurur duydum bir yandan hüzünlendim. Otobüsüne bir adım daha yaklaşabilmek için mücadele verdiğim kişinin görevini üstlenmek çok ilginç, karmakarışık duygular oluşturuyor bende.

Ecevit'e "Karaoğlan" deniyordu. Siz de "Sarıoğlan"sınız galiba?
Öyle yakıştırmaları ben de duydum. İlerleyen zaman gösterecek! Medya yakıştırıyor böyle şeyleri.

"Ben gerektiğinde politikalar, projeler oluşturulması konusunda tabii ki Bülent Ecevit'ten büyük ölçüde yararlanmak isterim. Bu partinin bugünden itibaren en büyük zenginliği de odur"

Yakışıklılığınız nereden geliyor?
Doğadan! Anneme benziyorum.

Kimsiniz siz? Kamuoyu sizi niye tanımıyor?
47 yaşındayım. Eskişehirliyim. Kimya mühendisiyim. 10 yıl kamuda mühendis olarak çalıştım. Sonra özel sektörde aynı şekilde devam ettim. Ecevit'e sempatim vardı. O ara Ecevit "Bir sigara parası da partine ver" kampanyasını başlatmıştı. "Peki verelim" diyoruz. Memur bir arkadaşımla Ecevit'e, DSP'ye destek verilmesi lazım diye konuşuyoruz. "Ben memurum, bari sen üye ol" deyince arkadaşımla gittik. Ben üye oldum. Giriş o giriş!

Rahşan-Bülent Ecevit çifti gibi siz de sürekli eşinizle bir arada olacak mısınız?
Biz işlerimizi diğer görevlerimizle karıştırmayan bir aileyiz. Eşim siyasetle ilgili değil. Kendisi kamu görevlisi zaten. Gerektiğinde benim yanımda olacak. Ama sürekli beraber olmamız mümkün değil. Bizim yaşam tarzımız da farklı. Herkes kendi yaşam tarzına göre davranıyor doğal olarak. Hanım işinde gücünde...

İki çocuğumuz var. Oğlum 23 yaşında hukuk öğrencisi, kızım 17 yaşında lise öğrencisi. Kızım henüz pek ilgilenmiyor ama oğlum zaman zaman "Bunu niye böyle yaptınız" diye eleştirilerde ve önerilerde bulunuyor.

"Eskişehirspor'u tutuyorum"

Ecevit'le fikir birliğindeyiz. Felsefemiz aynı. Olsa olsa kişisel farklılıklar var aramızda. Mesela ben spor yapıyorum. Ecevit şiir yazıyor. Karakalem resim de yapıyordum ama yıllardır vaktim olmuyor.
Gençlik yıllarımda en üst düzeyde voleybol oynadım. Yenişehir Kulübü'ndeydim en son. 1983'te bıraktım.
Şu an yürüyorum, yüzüyorum, masa tenisi oynuyorum. Eskişehirspor'u tutuyorum.

"Sinemaya geceyarısı bile giderim"

Eşimle kimya mühendisliği yaptığım yıllarda aynı işyerinde çalışırken tanıştım. Birbirimize aşık olduk ve evlendik. O zaman çok gençtim. 22 yaşındaydım. Eşim de 21 yaşındaydı.
Sinemayı çok seviyorum. Fazla zaman ayırdığımı bile söyleyebilirim. Vakit bulamazsam geceyarısı bile gidiyorum. Bazen merkezden çıkıp hemen sinemada alıyorum soluğu.

"Biz hiçbir işimizi diğer görevlerimizle karıştırmayan bir aileyiz. Eşim siyasetle ilgili değil, kamu görevlisi zaten. Yaşam tarzımız Ecevitlerden farklı. Herkes kendi yaşam tarzına göre davranıyor doğal olarak"

PAZAR
"Ben hem Ecevit'ten hem de örgütten torpilliyim"
Cihangir'in yeni gözdesi
Boğaz'ın en romantik oteli
Homer ve Marge'ın aşkının üstüne yok
Kolla kendini sinema, Türk akını sürüyor
Sting "Mobilyalarım organik olsun" dedi Jamiroquai kendi masörünü getirdi Moby soya sütü ısmarladı
'Beni genel müdür yapmaları cesur bir karar'
Bronzlaşma tutkusu güzelliğin en büyük düşmanı
Şarap dünyası öksüz kaldı
İnsana ve çevreye dost üretim
Kırmızı mantolu kadın
Olimpik albümler
Yollardaki saklı kalmış lezzet durakları
Baba evi Bakırköy
Adada "Sinek"e uğrayın
Balkanlar hep aynı Balkanlar
Ekstrem tenakuzlar içinde...
Nereye gitti bu şehirler?
Üçgen'in gizemi çözüldü...
Obama'ya takıldım





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
YASEMİN ÇONGAR

© 2004 Milliyet