Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Ağustos 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Baba evi Bakırköy

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin tarihindeki etkileyici sahnelerden yola çıkarak oluşturduğum delidolu testusa buyur ola bu hafta

Testus Mazharus

Ordinaryüs Prof. Dr. Mazhar Osman ve arkadaşları tarafından 1927'de Üsküdar'daki Toptaşı Bimarhanesi'nden Bakırköy'deki Reşadiye Kışlaları'na taşınan İstanbul Bakırköy Emraz-ı Akliyye ve Asabiyye Hastanesi 1100 dönüm arazi üzerine kurulmuştu. O zaman Türkiye'nin nüfusu yaklaşık 14 milyon, İstanbul'unki 700 bindi.
Sefalet içindeki bir tımarhaneden çağdaş donanımlı bir akıl hastanesine geçiş çok sancılı olmuş. Bazen duraklayarak bazen hamle yaparak... Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bütün olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin en büyük ruh sağlığı kurumu olma niteliğini koruyagelmiş. Halen fiili yatak kapasitesi 1684 olan hastanenin 17 Eylül 2003'ten beri başhekimi olan Prof. Dr. Musa Tosun'un belirttiğine göre, binaların biri hariç tamamı hasarlı ve deprem açısından büyük risk taşıyor. Yalıtım ve drenaj olmadığı için binaların çoğu tabandan rutubet alıyor, duvarlar boya tutmaz halde. Hiçbir mekanda havalandırma tertibatı yok. Polikliniklerin bekleme salonlarında insanlar ayakta bile yer bulamamakta. En büyük dert personel sıkıntısı. Talep ve fonksiyon artıyor, buna karşın doktor ve hemşire sayısı çok yetersiz. Bütün bu olumsuzluklara rağmen bazı yeni düzenlemeler gerçekleştirilebilmiş. Kütüphane yeniden açılmış ve kesintisiz internet iletişimi sağlanmış. Proquest adlı uluslararası bilimsel veri tabanına abonelik başlatılmış. Ne müthiş! Bilgi ve bulguları dünyayla paylaşabiliyorlar. Başhekim ve ekibinin hayali bu hastaneyi bir ruh sağlığı akademisi haline dönüştürmek! Her zamanki gibi her şey her an yolun ta başında gibi...
Bu değerli ve önemli kurumu artı ve eksileriyle bana tanıtan Başhekim Prof. Dr. Musa Tosun'a; Başhekim Yardımcısı ve Psikiyatri ve Ergen-Genç Erişkin Kliniği Şefi Doç. Dr. Kemal Sayar'a; medyayla ilişkiler sorumlusu Esengül Arı Sözen'e ve 50 yıldır önce nöropsikiyatrist olarak görev yapmış, emekli olduktan sonra da gönüllü olarak hizmetini sürdüren 81 yaşındaki Adil Baba'ya (Üçok) şükranlarımla... Bakırköy Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi öyküsünün tesir edici enstantanelerinden oluşturduğum delidolu testusa buyur ola bu kez de...

1- Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin yaratıcısı Ordinaryüs Prof. Dr. Mazhar Osman, 1908'de gittiği Almanya'da hangi otoritelerin yanında çalışma fırsatı bulmuştu?
a. Kraepelin
b. Alzheimer
c. Oppenheim
d. Hepsi ve daha pek çok ünlü hocanın yanında

2-Yukarıdaki yazıda geçen "bimarhane" aslında hastane demek. Halk dilinde tımarhaneye dönüşmüş. Delilerin tımar edildiği yer! Peki "emraz" ne demek acep?
a. Dert
b. Endişe
c. Izdırap
d. Hastalıklar, Arapça "maraz" kelimesinin çoğulu

3-Prof. Dr. Mazhar Osman, akıl hastalarının Üsküdar'dan Bakırköy'deki Reşadiye Kışlaları'na 1924'te başlayarak sağlıklı bir biçimde taşınması görevini sonradan İstanbul valisi de olacak hangi doktor arkadaşına vermişti? Bu taşımada manda arabaları dahi kullanılmıştı.
a. Dr. Cemil Topuzlu
b. Dr. Lütfü Kırdar
c. Dr. Yıldırım Aktuna
d. Ordinaryüs Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay

4- Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Türk toplumunun ruhi durumunu anlamak için doğru adres. Son yıllarda bunama, psikoz, nevroz ve kişilik bozukluğu nedeniyle tedavi görenlerin büyük bölümü kimlerden oluşuyormuş?
a. Üniversite öğrencileri
b. Belediye otobüsü şoförleri
c. Küçük dereceli memurlar
d. Ev kadınları

5- Hastaneye ana kapıdan girdiğinizde sağda ilk bina AMATEM yani Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Tedavi Merkezi. AMATEM polikliniklerine yılda ortalama kaç başvuru yapılıyormuş?
a. 80 bin
b. 64 bin
c. 16 bin
d. 8 bin

6-AMATEM'den sonraki binanın adı Nevroz. Yani realiteyle ilişkisini kesmemiş ruh hastalarının uğrağı. Hafif atlatabilirler... Bakırköy mahşer yeri gibi. Kimi ruh, kimi sinir hastası, bazısı doğuştan illetli... Kim kimin doktoru, kim hasta, kim usta karmakarışık... Realiteyle ilişkisini kesmiş hastalar salınmakta olabilir yanıbaşınızda... Peki, onların uğrağı olan binanın adını kestirebilecek misiniz?
a. Kokoz
b. Psikoz
c. Aforoz
d. Yakamoz

7-Doktorlar günde 50-60 hastaya bakıyormuş. Doktor ve hemşire azlığı temel sorun! 2003 yılında Bakırköy'de tüm polikliniklerde bakılan hasta sayısını kestirebilecek misiniz?
a. 400 bin
b. 300 bin
c. 200 bin
d. 100 bin

8-Hastanenin bahçesindeki Mazhar Osman heykelini hastalardan ressam ve heykeltıraş Kemal Künmat yapmış. Dünyaca ünlü Düşünen Adam heykelinin bir kopyasını yapmaya yine o başlamış, diğer bir hasta, Yüzbaşı Mehmet Pişdar da tamamlamış. Peki, orijinal Düşünen Adam kimin eseridir?
a. Bütün hüzünlü insanların
b. Leonardo da Vinci
c. August Rodin
d. Camille Claudel

9-Tanınmış eserleri arasında Sokak, Kafe, Haliç ve Süleymaniye ve Baloncu'nun yer aldığı dünyaca ünlü bir ressamımız var. Yanlış yorumlanan bazı sözleri yüzünden savcılık emriyle 1936'da hastanede bir yıla yakın gözetim altına alınmıştı. 1937'nin sonlarına doğru taburcu edildi. Bu olaydan sonra gittikçe artan ve ölümüne değin süren bir polis korkusu yaşayan ressam Paris'e gitti ve bir daha dönmedi. Kimdi?
a. Dali İbrahim
b. Picasso Selahattin
c. Chagall Niyazi
d. Fikret Mualla

10-Sanatçıya saygı daima baş düstur olmuştur. 1940'larda 21 no'lu koğuş ona ayrılmıştı. İstediği zaman gelir, yatar, dinlenir ve çıkar giderdi. Hayat boyu peşini bırakmayan sara nöbetlerini orada atlatırdı. "Benim haysiyetimle oynadılar mı kalkar gelirim buraya. Haysiyetli insanların arasına... Burası benim evim!" diyen sanatçı için Mazhar Osman, "İyi beslensin, bol sıvı alsın, istediği kadar da ney üflesin" demişti. Kimdi?
a. Şair Eşref
b. Abdülhak Hamit
c. Neyzen Tevfik
d. Neyzen Osman Dede

11 -Müslüman kadınların sahneye çıkmasını yasaklayan kurallara karşın "Tatlı Sır" ve "Odalık"ta rol alma cüretini gösteren tiyatro sanatçımızdı. Son oyununu polis basmış, o da kulisten kaçmayı başarmıştı. Kokain müptelası olan sanatçı Bakırköy'de ölmüştü. Kimdi?
a. Cahide Sonku
b. Bedia Muvahhit
c. Afife Jale
d. Adile Naşit

Yanıtlar: 1) d, 2) d, 3) d, 4) d, 5) c, 6) b, 7) c, 8) c, 9) d, 10) c, 11) c.

Yazara e-mail



PAZAR
"Ben hem Ecevit'ten hem de örgütten torpilliyim"
Cihangir'in yeni gözdesi
Boğaz'ın en romantik oteli
Homer ve Marge'ın aşkının üstüne yok
Kolla kendini sinema, Türk akını sürüyor
Sting "Mobilyalarım organik olsun" dedi Jamiroquai kendi masörünü getirdi Moby soya sütü ısmarladı
'Beni genel müdür yapmaları cesur bir karar'
Bronzlaşma tutkusu güzelliğin en büyük düşmanı
Şarap dünyası öksüz kaldı
İnsana ve çevreye dost üretim
Kırmızı mantolu kadın
Olimpik albümler
Yollardaki saklı kalmış lezzet durakları
Baba evi Bakırköy
Adada "Sinek"e uğrayın
Balkanlar hep aynı Balkanlar
Ekstrem tenakuzlar içinde...
Nereye gitti bu şehirler?
Üçgen'in gizemi çözüldü...
Obama'ya takıldım





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
YASEMİN ÇONGAR

© 2004 Milliyet