Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Ağustos 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
'Başbakan, IMF ile anlaşacağız dese faizler 4 puan düşer...'

Güler Sabancı, Türkiye'nin IMF ile 3 yıllık yeni bir anlaşma yapması gerektiğini savundu. Sabancı, Başbakan'ın "IMF ile anlaşacağız" açıklamasının ise faizleri düşüreceğini söyledi

SOHBET ODASI - DERYA SAZAK


DERYA SAZAK: 'Avrupa Birliği'ne hiç bu kadar yakın olmamıştık' diye düşündüğünüzü biliyorum. Avrupa'da temaslarınız oluyor, bu umudu yeşerten dış ve iç dinamikler neler? Batının nabzı nasıl atıyor?
GÜLER SABANCI: Avrupalılar açısından da kolay olmadığını kabul ediyorum, Türkiye'yi tam üye olarak almak zaman alacaktır. Kopenhag kriterleri önümüze konduğunda yapılacak çok iş vardı. Çoğunu yaptık. Belki de Kopenhag kriterlerini yerine getireceğimizi beklemiyorlardı.

Topu taca atıp oyundan çıkabileceğimizi düşünüyorlardı.
Olabilirdi. Bugün geldiğimiz noktada AB çevreleri de 'bravo' diyor. Demokratikleşme, uyum yasaları Kıbrıs'la ilgili çabalar ve ekonominin belli bir istikrara kavuşmuş olması sonucu AB ile yıl sonunda müzakerelere başlanması kararı çıkacağına inanıyorum. Avrupa kamuoyu açısından Türkiye gibi büyük bir ülkeyi, genç nüfusu yüksek Müslüman bir ülkeyi hemen kabul etmek kolay olmayacak. Ama önümüzde 8 - 10 yıl zaman var. Onlar bize, biz onlara uyum göstereceğiz.

Siyasi kriterler tamam olsa bile 'ekonominin kırılganlığı' Türkiye'nin kendi iç sorunu olarak gündemdeki yerini koruyor. Merkez Bankası Başkanı'nın 'gevşemeyin' diye yaptığı uyarılar var. IMF ile anlaşmanın süresi ve niteliği konusunda belirsizlikler sürüyor. Büyümeye rağmen, istihdam sorunu aşılamadı, ekonomide kriz kuşkusu neden? Hükümet temaslarınız oluyor, IMF ile 'stand by' yapılacak mı?
Yapılmalı. Türkiye, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık dönemi geçirdi. Çok da dayak yedik. 1990'lar 'kayıp yıllar' oldu. 2001 krizinden ders çıkarmalıyız. Kemal Derviş geldi, hepimiz bir umut sarıldık. Gün gün, saat saat IMF'den krediyi alıyor muyuz, alamıyor muyuz, kaç milyar dolar gelecek diye endişeyle beklemedik mi? Nefeslerimizi tutup bekledik. O program 3 senelikti. 3 sene doluyor. Rahmetli Sakıp Bey, hep şunu derdi: 'Yahu aldığımız o paralar borç, bir gün geri ödenecek!' İşte o günlere geliyoruz. 2005'ten itibaren hassas bir döneme giriyoruz. IMF ile mutlaka anlaşma yapmalıyız. İkinci 3 yılı garantilemeliyiz. Hükümet diyor ki ben de bir ekonomik program hazırlayacağım. Tabii ki bunu anlıyoruz. Zaten IMF ile yapılacak anlaşma hükümetin anlaşması olacak ve bu program karşılıklı konuşularak hazırlanacak.

Yapılmazsa ne olur, 'IMF bandı'ndan çıkamaz mı Türkiye? Çıkılırsa ne olur, ekonomi IMF'siz yönetilemez mi, risk nerede?
Bence çok yanlış olur. Bu benim kişisel görüşüm değil, bütün iş çevreleri böyle düşünüyor. Size en çok borç vermiş kurum 3 yıllık bir anlaşma yaparsa, size az borç vermiş kişiler de kredi açmaya güvenirler. Böyle bir güvene ihtiyaç var. İnanın, bugün Başbakan çıkıp IMF ile anlaşma yapacağız dese, faizlerin 4 puan ineceğini düşünüyorum.

Seçim kaygısı falan mı var, hükümet IMF'ye 3 yıl angaje olmaktan niye çekiniyor, Ecevit hükümetinin başına gelenler ürkütüyor olabilir mi?
Hayır, bu o kadar önemli ki Türkiye için bizler önümüzü görebileceğiz, dış yatırımcı görecek.

Sayın Ali Babacan ve Başbakan ile görüşüyorsunuz, hükümet ne düşünüyor?
Hazırlanıyorlar. Ali Babacan, uzun süreli bir programın gereğine inanıyor. Eylül, ekim gibi netleşir. Sonbahar önemli bir eşik. Merkez Bankası Başkanı'nın uyarısını da ciddiye almalıyız. Hassas dengeler var. İşler iyi gidiyor diye 'gevşemeyelim' diyor. Ben de aynı şeyi düşünüyorum.

2000 sonbaharında da ekonomide patlama yaşanıyordu, TÜSİAD yöneticileri '10 yıl ileriyi görüyoruz' derken, aralıkta kriz patlamıştı.
İşte o dönemden ders alalım. Gerçekçi olalım. Olay sadece IMF meselesi de değil. Sayın Başbakan ve hükümet üyeleri, ağırlığı AB politikasına verdiler. Artık ekonomiye ve ekonomik kararlara öncelik verilmeli. Yapısal reformlara ihtiyacımız var. Türkiye'nin öncelikli ve acilen ekonomideki yapısal reformlarda ilerleme kaydetmesi lazım.

2001 krizi ertesindeki kaynakların 17 milyar doları hortumlanan bankaların yapılandırılmasına gitti. Bankalardaki batıkların toplamı 49 milyar dolar ve geri dönüş yok gibi, bugüne dek yapılan tahsilat 2 milyar doları zor buluyor. Toplumsal belleğimiz zayıf, kriz sonrası süreci de unuttuk. Milyarlarca dolar, batıranın yanına kâr mı kalacak?
Özelleştirme diyoruz, yapamıyoruz. Ben batıkların tasfiyesini, özelleştirmenin önüne koyuyorum. TMSF Türkiye'nin en büyük kuruluşu oldu.

'Ortalamanın üzerinde büyüdük'

Sakıp Sabancı'nın ölümünden sonra Sabancı Holding'de yönetim kurulu başkanlığını üstlendiniz. Nasıl bir gelecek yapılanması içindesiniz, sizinle birlikte Sabancı'da gelecek vizyonu nasıl oluşacak?
Sakıp Bey öyle olağanüstü bir kişilikti ki açıkçası hastalığı da hep yenecek, onu da alt edecek diye bekledik. Maalesef öyle olmadı, son 3 ay çok umutluyduk, birden kaybettik. Sakıp Bey'den sonra kardeşlerinden hayatta olan Şevket Bey ve Erol Bey'den birinin bu göreve gelmesi normaliydi. Ancak Şevket Bey, bayrağı bir jenerasyon gençlere devretmeyi önerdi, Erol Bey de destekledi. İcra ile yönetim kurulunu ayırdık, ben göreve geldim.

Sakıp Bey çok özel biriydi, 'kurumsal yönetim' diye tanımladığınız yeni yönetim biçimi ve sizin icra sorumluluğunu üstlenmeniz Sabancı Grubu'nu nasıl etkileyecek?
Sakıp Bey döneminde yönetim anlayışı farklıydı. Sabancı Holding yönetimi, Sakıp Bey'in liderliğinde 5 kardeşten oluşuyordu. Tam bir aile meclisi yapısı vardı. Yeni dönemde bunun olması mümkün değil. En önemli fark bu. Benim başkanlığımda CEO'muz Celal Metin'in içinde olduğu, tamamı profesyonellerden oluşan bir yürütme kurulu göreve başladı. Sabancı Grubu'nun A takımı olan yönetim ekibimiz hissedarlara karşı sorumluyuz.

Sabancı kabinesi oluşturdunuz ve göreve başladınız, sancısız bir geçiş oldu...
Çok şükür...

Şevket Bey'in Ali Sabancı'nın Esas Holding adıyla yapılanmaları ne anlama geliyor. Holding içinde holdingleşme mi?
Hayır. O zaten başlamıştı. Emine Sabancı, Ak Sigorta'dan ayrılmış ve Esas Holding'in başına geçmişti. Bu çok doğal, yarın başka örneklerini de göreceğiz.

Sabancı'nın genel büyümesiyle...
Hiç ilgisi yok. Benim kardeşim de yıllar önce ayrılmıştı, Ömer Bey'in kardeşi Mehmet Sabancı da ayrılıp şirket kurmuştu. Sabancı Holding çok büyük bir müessese. Büyük hissedarlar Sabancı ailesi, sadece onlar değil, yabancı ortaklarımız var, halka açık şirketiz. Bu kişiler isterlerse Sabancı Holding'de bir profesyonel gibi çalışabilirler, o zaman yönetim kurulunda olmazlar. Şöyle düşünün, siz bir yerde temettü alıyorsunuz, oradan aldığınız kârla başka bir iş yapabiliyorsunuz.

Aile bireylerinin isimlerinin giderek kendi işlerine yönelmeleri Sabancı Holding'i zamanla güçten düşürmez mi? Türkiye'de iş dünyasındaki rekabet uzun yıllar, Koç - Sabancı yarışı olarak izlenmişti.
Bu bizim meydan okumamız, bundan vazgeçmeyiz. Sabancı Holding, mali açıdan çok güçlü. 2003 yılını 7.3 milyar dolar ciroyla kapattık. Bir önceki yıla göre yüzde 39 artış gösteriyor. Aktif büyüklüğümüz 25.4 milyar dolar. 2004'ün ilk 6 aylık sonuçlarını ağustosta açıklayacağız. Şu kadarını söyleyeyim, Sabancı Holding yılın ilk yarısında Türkiye ortalamasının üzerinde büyümüştür.

2005'te hangi alanlarda yeni yatırımlar planlanıyor. Sabancı, 1990'larda Toyota başta olmak üzere, dış yatırımcıyı Türkiye'ye çekmekte çok başarılıydı. Ufukta yabancı ortaklıklar var mı? Örneğin AB süreci, özellikle finansta yeni evlilikleri tartıştırıyor.
Sabancı Grubu olarak bugün 8 işkolunda çalışıyoruz. Bunların hepsinde büyümeyi öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde global işlerimiz var. Bir kısmı zaten yürüyor, naylonda Dupont ile yaptığımız ortaklık, Brezilya, Arjantin, Güney Amerika'da her yerde varız. Çin'e ve Endonezya'ya da gideceğiz. Yüzde 100 Sabancı olan bir polyester üretimimiz var. Teknolojisi bizim olan bu işte dünya çapında büyüyeceğiz.
Dünya liginde oynayarak, küresel büyümeyi hedefliyoruz.
İşkollarımızı yerel, bölgesel ve küresel olarak sınıflandırdık. Hangileri yerel, hangileri bölgesel, hangileri küresel oyuncu olacak? Bunları yeniden tarif ediyoruz. Küresel işlere daha çok yükleneceğiz.
Türkiye'nin geleceğinden çok umutluyum. AB'den yıl sonunda müzakere tarihi alabileceğimize inanıyorum. Müzakereler başladıktan sonra üyelik süreci 8 - 10 sene de sürebilir. Önemli olan takvimi alabilmek, tünelin sonunda bir ışık görebilmektir.

'Tren kazasında güven konusunda sarsıldık'

AKP iktidarı geçmişteki İslamcı köklerinden uzaklaşıp 'merkez'e yerleşirken, son dönemde bazı kırılmalar oldu. İmam hatipler, türban gibi sorunlar öne çıkmaya başladı, son tren kazası da 'kadrolar' konusunda kuşkular uyandırdı. Bilimsellikten çok 'Her şey Allah'tan' retoriği öne çıktı? İktidara nasıl bakıyorsunuz?
Hükümetin şu ana kadarki karnesi kötü gözükmüyor. AKP, 28 Mart yerel seçimlerinde yüzde 40 oy aldı. Artık merkeze oynayan bir hükümetimiz var. Merkezi temsil edecek politikalardan uzaklaşmamalı. İmam hatipler tartışması zamansızdı. Çünkü Türkiye'nin eğitimle ilgili bir büyük sorunu var. Sadece İmam hatiplere takılmamalıydı. Hükümet geri adım atmayı bildi. Tren kazasında hepimiz güven konusunda sarsıldık. Bu tip krizlerde hemen bir şey söylemek, hemen savunmaya geçmek, sonuca gitmek yanlış. Bilime inanıyorsak önce araştıracağız. Çıkan sonuç neyse onu uygulayacağız.

Hata varsa Bakan gitmeli mi?
Gitmeli. Hata varsa siyasi sorumluluğu bakan ve bürokratları üstlenmeli. 4 gün sonra geldik bu noktaya. Sayın Başbakanımızın bir sözü var: 'Bundan önceki iktidarlar gibi olmayacaklarını' söylüyor. Öte yandan araştırma olmadan konuşanlara da şaşıyorum. Biz depremde de böyle yaptık. Toplum olarak çabuk heyecanlanıyoruz.

'Beyin göçünü tersine çevirmeye çalışıyoruz'

Türkiye'nin geleceğinde temel sorun, genç ve nitelikli nüfusa çalışma olanakları sunabilmek. Sabancı Grubu, son yıllarda en önemli yatırımlardan birini üniversite açarak yaptı. 'Eğitimde Sabancı modeli', Sakıp Bey'in ve Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı olarak sizin eseriniz. İnsana yatırım nasıl bir duygu?
Sabancı Üniversitesi 10 yıllık bir emeğin ürünü. Toplumsal duyarlılığı yüksek, ne istediğini bilen, ülkenin geleceğinde söz sahibi, parlak öğrenciler yetiştirmek istiyoruz. Rektörümüz Tosun Terzioğlu'nun deyimiyle Sabancı Üniversitesi bir 'Sırça Köşk' üniversitesi olmayacak.
Lisansa verdiğimiz önem kadar lisans üstü eğitimi ve uygulamalı araştırmayı öne çıkarıyoruz. Şu anda geldiğimiz nokta çok umut verici. 6 öğrencimiz kendi işini kurdu, Özge adlı bir kızımız dünyada çok az kişiye verilen MIT rektörlük bursunu kazandı, ABD'ye gidiyor. Genetik mühendisliğinde doktora yapacak. Özge'ye ilk sorduğum, 'Geri dönecek misin?' oldu. Çünkü Sabancı Üniversitesi'nde 'beyin göçü'nü tersine çevirmeye çalışıyoruz. Doğru imkânlar verilince gençlerimiz çok başarılı oluyor. Üniversite pahalı bir yatırım, ancak Sabancı ailesi bunu bir gider gibi görmüyor.
Türkiye'nin geleceğine yatırım yapıyoruz. Türkiye'nin geleceğinde fark yaratacak gençler yetiştirmek istiyoruz. Ülkemizi çok seviyoruz, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bizim her şeyimiz burada. Türkiye'nin iyiye gideceğine inanıyoruz.

'Çukurova anlaştı diye çok sevindim'

TMSF adeta KİT gibi oldu...
Portföyünde bankalar var, medya var, sanayi kuruluşları, futbol takımı bile var. Yatlar, katlar, yalılar... Türkiye'nin en büyük grubu TMSF. Öncelikle bunların tasfiyesi gerekiyor. Satılacak mı, devredilecek mi, kiraya mı verilecek? En kısa sürede karar verilmesi gerekiyor. Sürüncemede kalmasın. Seyahatteydim. Çukurova Grubu anlaşma yaptı diye duydum, çok sevindim. İnşallah arkası gelir. İmzalıyorlar.

Ekonomide 2000 çağrışımı uyandıran bir başka gelişme de ithalat patlaması olsa gerek. Dış ticaret açığı şimdiden 8 milyar doları buldu. 'Aşil'in topuğu' benzetmesini yapmış İSO Başkanı. İhracat artıyor ama başka bir uçurum büyüyor.
IMF ile 3 yıllık anlaşma yapılacağı açıklanır ve yapısal reformlar gerçekleşirse dengeler kurulur. Henüz yatırıma geçemedik. Neden?

Ülke riskinin azalması lazım.
Önümüzü görmemiz lazım. Daha çok güven ortamı ve faizlerin düşmesi lazım. Bütün bunların olabilmesi için de ekonomide yapısal reformlara öncelik verilmesi lazım. Vergi ve SKK düzenlemeleri dahil.
Türkiye, bugün yakalamış olduğu ekonomik ve siyasi istikrarı 3 sene daha devam ettirirse istihdam da artar. Bu yıl ilk 5 ayda 1000 kişiyi işe aldık. Ekonomide büyümeye geçiş başladı ama bunun sürdürülebilmesi çok önemli. IMF ile anlaşmayı da sürdürülebilir büyüme ve istikrar açısından savunmalıyız. Şu anda mevcut fabrikalara yatırım yapıp kapasite büyütüyoruz. 2005 sonrası tablo kalıcı yabancı sermayenin girişi açısından da önemli olacak.

GÜLER SABANCI KİMDİR?

Güler Sabancı, TED Ankara Koleji ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. 1978 yılında çalışma hayatına LASSA Lastik Sanayi A.Ş.'de başladı. Daha sonra 14 yıl KORDSA Genel Müdürlüğü yaptı.
Son olarak Sabancı Holding Lastik Grup Başkanlığı görevinde bulunan Sabancı, Mayıs 2004'te Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkan ve Murahhas Üyeliği'ne seçildi.
Akademik dünyada da faal olan Güler Sabancı, halen Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı'dır.
TÜSİAD, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı yönetim kurulu üyesi olan Güler Sabancı, kendi özel markasıyla şarap üretmektedir.




SİYASET
'Başbakan, IMF ile anlaşacağız dese faizler 4 puan düşer...'
Türklere yalan bitsin
Özal'ın ölümünde 'Kazakistan' iddiası
Yol kesme yerine e-mail gönderiyorlar
'Silahtan Kadıköy sosyetesi korkar'
Baykal: Tehditleri önemsemiyoruz
Yüksek Askeri Şûra bugün toplanıyor
2 milletvekiline şok suçlama






Derya SAZAK
Kayyuma gitmesin
CHP Politbürosu'nun hukuk tanımazlığı yüzünde...


 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri

© 2004 Milliyet