Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Ağustos 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
IMF ile devamı kim istiyor, kim istemiyor?


Türkiye'nin 2005 Şubatı'nda bitecek olan mevcut stand - by anlaşması sonrasında IMF (Uluslararası Para Fonu) ile ilişkilerini nasıl sürdüreceği uzun süredir tartışılıyordu. TC Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, sık sık "IMF'siz olmaz" mesajları veriyor ve zaman zaman hükümet içinden tepki alıyordu. IMF ile ilişkilerin nasıl devam edeceğinin belirlenememesi ise iş aleminin önemli bir bölümünde ve finans piyasalarında bir tedirginlik yaratıyor ve hükümete "Bir an önce IMF ile nasıl devam edeceğinizi belirleyin" çağrısı yapılıyordu. Biraz da AKP hükümetine güvensizlikten kaynaklanan bu tedirginliği duyan ve yansıtanlar arasında benim gibi gazete yazarları da vardı. Hükümet kanadından ise bu konudaki kararın eylül ayında verileceği ve bu arada Türkiye'nin kendi üç yıllık programını hazırlamakta olduğu haberleri geliyordu. IMF'ye verilen son niyet mektubunda da bu konuda net bir ifade kullanılmamıştı.
Devlet Bakanı Ali Babacan'a bağlı olan Hazine Müsteşarlığı'ndan önceki gün yapılan açıklama bu nedenle sürpriz oldu. Sayın Babacan'ın, orta vadeli bir işbirliğinin koşullarını konuşmak üzere IMF Türkiye masası sorumlusu Mogadam'ı acilen Türkiye'ye davet ettiği anlaşılıyordu. Benim aldığım duyumlara göre, başından beri IMF ile yeni bir anlaşma yapmaktan yana olan Sayın Babacan, nihayet kendi hükümetindeki gerekli kişileri ikna ederek bu daveti yapmış olabilir.

Bush mu Kerry mi kazansın?
Evet konumuz gene Amerika sevgili okurlar, daha doğrusu, önümüzdeki kasım ayında yapılacak olan ABD başkanlık seçimi. "Bu adam Amerika ile ve Başkan Bush'la bozdu, sanki dünyada ve Türkiye'de ilgilenecek başka konu yok mu?" diyenler varsa onlara verilecek cevabım hazır: Dünyanın tek süper gücü sayılan ABD'nin başındaki kişinin tavrı ve politikası bütün dünyayı etkileyebiliyor. Kasımda yapılacak başkanlık seçimi de bu nedenle çok önemli ve şu soruları şimdiden sorup cevaplarını düşünmekte fayda var: Amerika'yı hemen bütün dünyanın nefret ettiği bir ülke haline getirmeyi başaran (!) George W. Bush'un seçimi kazanması ve görevde kalması mı daha iyi olacak dünyamız için ve hepimiz için? Yoksa rakibi John Kerry'nin kazanması ve Bush saltanatının sona ermesi mi?
Sağdan ve soldan fikir yürüten kimilerine göre hiç önemi yok bu seçimin. Seçimi Kerry de kazansa fazla bir şey değişmeyecek ve o da dış politikada Bush'un yolundan gidecek. Bush yandaşlarının doğal olarak benimsediği bir bakış açısı bu. Özetle şöyle diyorlar: "Tercihinizi etkileyecek en önemli konu, seçilecek başkanın dış politikadaki tutumu ve özellikle ABD'nin teröre karşı savaşı kazanmak için neler yapacağı ise oyunuzu bu işlerin acemisi Kerry'ye değil, başkomutan olarak kendini kanıtlamış bulunan Bush'a verin." Bush yandaşı olmadıkları, hatta "Amerikan emperyalizmi"ne karşı oldukları halde "ha Bush, ha Kerry, al birini, vur ötekine, ikisi de hakim sınıfların adamı" diyenlerin ise bu seçimin özel önemini kavrayamayan, yüzeysel bir bakış açısına takılıp kaldıklarını düşünmek mümkün bence.

Bush kalsın mı?
Bush'tan nefret ettikleri halde bu seçimde Bush'a oy vermenin daha uzak görüşlü bir davranış olacağını düşünen Bush karşıtları da var. Bu görüşü savunanlara göre Kerry seçimi kazanırsa pek çok alanda çıkmaza girmiş ve dünyanın gözünde itibar yitirmiş bir ülke devralacak ve bu olumsuz tabloyu olumluya çevirmesi çok zor olacağı için ister istemez puan kaybedecek. Oysa seçimi Bush kazanırsa kendi yarattığı çıkmazların içinde bocalayacak, hemen her alanda yeni başarısızlıklara uğrayacak ve seçmenin gözündeki itibarı sıfıra inecek.
Bush'un bu acıklı serüveni Cumhuriyetçi Parti'nin uzun yıllar iktidar yüzü görmemesine yol açabilecek. Bush'un iktidarda kalmasının dünyada ABD'ye karşı doğmuş olan tepkileri daha da artırarak ABD'nin dünyaya hükmetme planına yeni darbeler vurabileceğini ileri süren ve bu nedenle Bush'un desteklenmesini önerenler de var.
Bu görüşlerde gerçek payı yok değil. Bush yönetiminin küstah ve pervasız davranış biçiminin dünyanın büyük bölümünü ABD karşıtı haline getirdiği ortada. ABD'nin demokrasi ve insan hakları savunucusu olarak dünyaya sattığı imajın, Irak'taki akıl almaz işkence öyküleriyle ve ABD'deki özgürlük kısıtlamalarıyla paramparça olduğu da bir gerçek. İşte bu gibi gerekçelerle Bush'un bir dönem daha iktidarda kalmasını savunmak mümkün. Usame bin Ladin ve El Kaide'nin seçimi Bush'un kazanmasını istediği yolundaki iddia da bu çerçeveye oturuyor.

Umut Kerry'de...
Kerry'nin kuracağı bir yönetimin Bush'unkinden pek farklı olmayacağını ileri sürenlerin bir dayanağı da Kerry'nin seçim kampanyası sırasında Bush'un dış politikasına fazla saldırmaması. Buradaki amaç, Bush karşıtı ve savaş karşıtı bir söylemle ortadaki seçmeni yabancılaştırmamak. Demokrat Parti'nin kendi tabanındaki Bush karşıtlığı ise fevkalâde sağlam ve Kerry, ortadaki seçmenin de oyunu alarak başkan seçildiği takdirde kendi tabanının sesine daha fazla kulak verecek. Bunun anlamı ise şu: Kerry hemen her alanda Bush'un izlediği çizgiden çok farklı bir çizgi izleyecek, dış politikada Bush'un buyurgan tavrını terk ederek çok taraflı bir işbirliğinin zeminini oluşturmaya ve ABD'yi "korkulan değil sayılan ülke" haline getirmeye çalışacak. Bunun olumlu yansımaları ise tüm dünyada hissedilecek.
Dünyanın Bush'tan, Tanrı'dan ilham aldığını söyleyip kendi keyfine göre bir küresel düzen kurmaya heves eden, uluslararası hukuku tanımayan ve her sorunu asker gücüyle çözmeye kalkışan, çevre sorunlarına duyarsız bir ABD Başkanı'ndan bir an önce kurtulması herhalde hepimizin yararına olacak.

oulagay@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
İki küçük portre

Yasemin CONGAR
'Savaş' kurultayı

Faik ÖZTRAK
Nihayet IMF de cari açık dedi

Hasan PULUR
Doping ve ABD

Derya SAZAK
Kayyuma gitmesin

Osman ULAGAY
IMF ile devamı kim istiyor, kim istemiyor?

Güngör URAS
Yüzde 70 tenzilat 7 taksit


© 2004 Milliyet