
|
|
|
 |
|
|
Sosyalist patron!
Nelson Mayolarının sahibi Moris Eskinazi, 68 Kuşağı'ndan gelen, sosyalist fikirli bir patron. Gençliğinde 'Sendika lideri' olmayı hayal edermiş. Ama kader onu 'patron' yapmış. Yine de kendisini 'sosyalist patron' olarak tanımlıyor. Özel şoförü yok, arabası 10 yıllık. Kredi kartı, cep telefonu kullanmıyor. İşadamı derneklerine uğramıyor. Bara, partiye gitmiyor
ŞULE YÜCEBIYIK
axbus02.jpg
Nelson mayolarının sahibi Moris Eskinazi, kuşkusuz başarılı bir işadamı. Türkiye'nin en önemli mayo markalarından Nelson'u yaratmış. Zara, Victoria's Secret, Calvin Klein gibi global moda ikonları için üretim yapıyor. Yılda 2 milyon dolara yakın ihracatı, 4 milyon dolara yakın cirosu var.
Ancak o, kendisini başarılı saymıyor. Daha büyük ihracat, daha yüksek ciro hayal ettiği, bunu gerçekleştiremediği için değil, hayallerini gerçekleştiremediği için! Çünkü hayalleri 'iş' ve 'ciro' başarısına ilişkin değil. Eskinazi, gençlik ideallerini gerçekleştirme konusunda kaderin kendisine hiç yardımcı olmadığını düşünüyor.
1960'lı yılların sonunda, Saint Joseph Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra İstanbul Hukuk Fakültesi'ne devam eden Eskinazi'nin, birgün 'başarılı bir işadamı olmak' aklının ucundan bile geçmiyormuş. O zamanlar '68 Kuşağı'ndan, sisteme muhalif bir genç olarak isyanlar içindeymiş. Yürüyor, gösterilere katılıyor, fikirlerini eyleme dönüştürüyormuş. Kuşağının Türkiye'ye, dünyaya ilişkin hayalleri biliniyor. Eskinazi'nin kişisel hayali ise 'sendika lideri' olmakmış! Meydanlarda gürleyen, ayağa kaldıran ajitasyonlarla binlerce işçiyi bir anda harekete geçiren o büyük gücü istiyormuş. Fakat çok geçmeden hayallerin yerini gerçekler almış.
Musevi olmasının bu hayalini gerçekleştirmesinin önünde engel olduğunu düşünüyor, "Bir yahudiyi, işçi sendikası lideri yapmazlardı" diyor. Bu nedenle okul bittikten sonra istemeye istemeye konfeksiyoncu babasının yanına döndüğünü anlatıyor. Eskinazi, baba işletmesinde çalışırken, Nelson'un sahibi akrabası Nesim Hason'dan iş teklifi almış. Eskinazi, 1980'de firmanın genel müdürü olduğunda, Nelson iplikten kumaşa kadar entegre üretim yapan bir firma haline gelmiş.
1970'li yıllarda artan grevler Nelson'un kapısını 1980'de çalmış. Kaderin cilvesi, bir zamanlar, 'sendika lideri' olmayı hayal eden Moris Eskinazi, fabrikadaki işçi eylemi ile karşı karşıya kalmış. "İşçi olayları kaosa dönüşmüştü. İşçiler işvereni bırakmış birbirleriyle kavga ediyordu" diye anlatıyor. Bu olaylar nedeniyle grup şirketleri ayrılmış. 700 işçi ayrı şirketlere dağıtılmış. 12 Eylül 1980 günü, Nelson Grubu'nun mayo bölümü Eskinazi'ye geçmiş.
Moris Eskinazi, 'hem modaya uygun, hem ekonomik' bir marka yaratmaya karar vermiş. Seri üretime geçilmiş. Ünlü mankenlerle tanıtım yapılmış. Eskinazi, 'istemeye istemeye' başladığı tekstil işinde başarıyı yakalamış ama 'patron' olmakla, 'sol' ideallerin kafasındaki çatışması hep sürmüş. Fakat zamanla, 'Paylaşmanın yolu üretmekten geçiyor. Patron olmanın utanılacak bir yanı yok' diye düşünerek 'sosyalist - patron' olarak yaşamayı seçmiş.
Patron kulüplerine uğramıyor
'Sosyalist patron' Eskinazi için nostaljik bir sıfat değil. Temel fikirlerinde bir değişiklik yok. Hayatındaki en önemli idolü, kendisi gibi varlıklı olan İtalyan Komünist Partisi'nin efsane lideri, Avrupa komünizminin kurucularından Berlinguer!
Arkadaşlarını 'patronlar' arasından değil, kendi gibi düşünenler arasından seçiyor. İşadamı derneklerinin kapısından geçmiyor. Gösterişten uzak yaşıyor. "Şaşaalı davetlere, paranın su gibi aktığı gece kulüplerine gitmiyorum. Şoför kullanmıyorum. 10 yıldır aynı otomobili kullanıyorum. Lüks otomobillere binemem çünkü o zaman yağmur altında minibüs kuyruğuna bekleyen insanların yüzüne bakamam. Türkiye'de yaşıyoruz. Zengin olmak kusur değil ama fukarayı rahatsız etmenin de manası yok" diyor. Cep telefonu ve kredi kartı kullanmayı da reddediyor. Hayattaki tek tutkusu ve kendi deyimiyle 'lüksü' motosikleti.
'Kapıda binlercesi bekliyor diye ucuza adam çalıştıramam'
Moris Eskinazi, Nelson'da çalışan 100 işçisini 'aileden' sayıyor. "Onlar benim işçilerim değil ailem" diyor. Fabrikasında sendika olmadığını kaydeden Eskinazi, "Ben varken, işçilerin sendikaya ihtiyacı yok. Tüm ekonomik ve sosyal haklarının garantisi benim. Bu nedenle bizden ayrılan çok az kişi vardır" diyor.
Türkiye'deki ekonomik krizlerin yarattığı işsizliğin, çalışan kesimi son derece mağdur ettiğini anlatan Eskinazi, "Bakıyorsunuz, günde 12 saat çalışan, ter döken adam, ayda 250 milyon lira ücret alıyor. Mülti milyarder patronu da, 'Herkes 250 verirken ben 300 milyon mu vereyim yani. Canı istemeyen çalışmasın, nasıl olsa kapıda binlercesi bekliyor' diyor. Bunu ben yapamam. Vicdansızlık bu.
Para her şey demek değil" diye anlatıyor.
|
|
|

|
|