Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 07 Ağustos 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
İzleri silinmiyor

Bosna Hersek'te ne yana dönsen, yalnız son kıyımların değil, İkinci Dünya Savaşı'nın bile acı izleri var. Yüzlerde, ruhlarda, yapılarda, hatta çiçeklerde

MİNE ÇÖMLEKÇİ


Mostar Köprüsü'nün yeniden açılışı nedeniyle İzmir'den de Bosna Hersek'e tur düzenlendi. 8 günlük geziyi eski Karşıyaka Belediye Başkanı ve Bosna Hersek İzmir Fahri Konsolosu Kemal Baysak organize etti. Kemal Bey, köprünün açılışından önce bize kenti tanıttı. Gidip savaşın izlerini ve barışta yaşayışı gördük.
Küçük, yüksek çatılı, yemyeşil ağaçlarla çevrili, balkonları çiçeklerle donatılmış evler ve kıyısından durgun akan; zümrüt yeşili bir nehir... Sanki tablolardan fırlamış gibi. Hayalimizde yaşattığımız, asla ulaşamayacağımızı sandığımız bir "Masal Ülkesi"nin ortasında buluverdik kendimizi.
Buraya gelmeden, 9 yıl önce savaştan çıktığı için, harabeye dönmüş bir ülkeyle yüzyüze geleceğimi düşünüyordum. Ancak gördüklerim beni şaşırttı. Yeniden doğuşu ve doğal güzelliklerini anlatmaya sözcükler yetmez bir ülkeyle karşılaşmıştım çünkü.

Osmanlı kültürü hakim
Tam bir Avrupa kenti düzeni kurulmuştu. Geçmişi ve bugünü her yönüyle içinde barındıran modern bir ülke. Tarihi yapısı ve mimari eserleriyle Osmanlı kültürünü yaşatan ve yaşayan bu ülke insaları, 1992 - 1995 yılları arasında yaşadıkları o kötü günleri çoktan unutmuş gibiler... Evlerine, sokaklarına, güleç yüzlü insanlarına baktıkça içim açıldı. Cennet bahçesini andıran balkonlarına baktıkça hayretler içinde kaldım. Suskun, sessiz Bosna - Hersek halkına çok çabuk alıştım.
Karmaşık duygular sarıyor her yerimi. Bir yandan güzellikler, bir yandan nereye baksan savaşın silinmeyen izleri. Binalardaki mermi delikleri. Gülen yüzlerin ardındaki savaş tedirginliği. Dalıp giden gözler, o günleri mi anımsıyor. Toplar var kentin değişik yerlerinde, çiçekler arasında ibret vesikası gibi duruyor. Savaşın kokusu, çiçeğin kokusuna karışmış.

Savaşılacak kadar güzel
Ama güzellikler yine yerli yerinde duruyor. Öyleyse "300 bin Boşnak neden katledildi" diye düşünüyorum. Diğer yandan, konuştuğum Boşnaklar'ın "Bu ülke uğrunda savaşılacak kadar güzel" sözleri gördüklerimle örtüşüyor.
Barışcıl bir insan olarak, savaşı çağdışı görsem de; dost bildiğin düşmanlarla iç içe yaşayıp, soykırıma uğramak ve ülkenizin elden gittiğini görmek durumunda savaşmak gerektiğine bir kez daha inanıyorum.

Sokak arasında mezarlar
Şehrin içinde mezarlar görüyorum. Sokak aralarında bile var. Hepsinin taşı yeni. Ve üzerlerinde "şehit" yazıyor. Beyaz mermerden mezar taşları bize savaşı anlatıyor.
Koca binalara sıkılan kurşun izleri gelişi güzel harçla sıvanıp kapatılmış. Yanmış ve tamamen harap olmuş binalar ise yenisiyle geri dönmüş...
Hayretle karşıladığım diğer bir durum ise 9 yıl önce savaştan çıkmış bir ülke olan Bosna - Hersek'in nasıl bu kadar çabuk toparlandığıydı. Çalışkan Bosnalı, kendini yoketmek isteyen Sırp ve Hırvat komşusunun inadına yaralarını çabuk sarmış.

Mostar'da tarihe tanıklık
Mimar Sinan'ın öğrencisi olan Mimar Hayreddin'in 1557 - 1566 yılları arasında yaptığı "Mostar Köprüsü" dünyadaki en güzel taş köprü unvanına sahip.
Savaşın en hararetli günlerinde, 9 Kasım 1993'te, Hırvatların topçu ateşiyle yıkıldı. 427 yıllık köprü yine Türkler tarafından dünyaya kazandırıldı ve 23 Temmuz 2004'te açıldı. Bu çılışa tanıklık etmek için İzmirden 60 kişilik bir grupla Mostar'a gittik. Ve tarihe imzamızı attık. Osmanlıların torunları, savaşta tamamen yıkılan Mostar Köprüsü'nü tekrar dirilterek Bosna'da coşku yaşanmasını sağladı.
Bu görkemli açılışın sevinci, Boşnakların gözlerinden okunurken Sırp ve Hırvat liderleri de coşku ve heyecanı en ön sıralarda suskunlukla, belki de utançla izliyordu.

Onlar bizi seviyor
Türkiye yine oradaydı... Kardeşlik ve dostluk, bu köprü açılışınında daha da kuvvetleniyor, bu kültür mirası bütün dünyaya Osmanlı torunlarının kültürüne bağlılığını sergiliyordu.
Binalar kurşunlanabilir ,insanlar soykırıma uğrayabilir. Acılar ancak unutulmak istenirse unutulabilir. Bosnalılar geçmişi unutmak, geleceğe bakmak için köprüyü yaşama bağlantı olarak görür gibiydiler. Tam anlamıyla barışın sağlandığı söylenmese de, Bosna halkı düşmanıyla aynı mahallede aynı sokakta yaşamaktan da ürkmüyor. Eskiden olduğu gibi...
Savaş sırasında Avrupa Birliği'nin, çifte standart uyguladığı biliniyordu. Lakin Türkiye Cumhuriyeti'nin sonsuza kadar yanlarında olduklarını biliyorlardı. Bekledikleri oldu, Türk insanı onları hayal kırıklığına uğratmadı.
Bunun için dost canlısı bu insanlar özellikle bizleri çok seviyor. Yaşlı bir kadınla görüşüyorum. Zenica kentinde konuşlanmış Türk Birliği'nin yapmış olduğu yardım ve fedakarlıklardan gözleri dolarak söz ediyor. Bir yandan da o dehşet günlerini anmak bile istemediğini söylüyor.

Bir dua gibi mırıldanıyorm
Gelirken olduğu gibi, buradan ayrılırken de karmaşık duygular içindeyim. Ancak en büyük dileğimini şu olduğunu biliyorum: Bir daha o acılar yaşanmasın. Balkonlardaki rengarenk çiçekler solmasın. Çocuklar üşümesin. Yaşlılar üzülmesin. Gençler umudunu yitirmesin.


EGE
İşte İzmir'in en başarılı liseleri
İpin ucu kaçtı
İzleri silinmiyor
Helikopter kurtardı
Susam'a büyük destek
İnsanlık ölmüş
Yerlerini bilen polisi arasın
Yürümek istiyorum
Vali öfkesi: Yaptığından utansın
Bikininin cazibesi bir başka
Ameliyat TV'den canlı yayın
Albay Çörten'in çifte başarısı
Lodos bu kez Komşu'da esecek
TARİŞ'te grev kararı asıldı
Aliağa Meclisi'nde garip yasak
Alsancak'ın simge binalarına bakım
Karşıyakalı esnaf esneklik istiyor
Foçalı sanatseverin Avni Arbaş'a vefası
Honey
Ege'de Hava Durumu ve İmsak
İZMİR REHBERİ





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Kutlu Aktaş
Güneş Aynacı
Bülent Buda
Deniz Sipahi
Süha Tanrıöver
Hakan Tartan

© 2004 Milliyet