|
 |
|
|
Bir Ege masalı
Burası tarihi dokusu, rüzgarı, değirmenleri ile ünlü Alaçatı'da harika lezzetleri sunan butik restoran... Adı, cafe&bar Sardunya
Güneşin Aynası / Güneş Aynacı
Çeşme Alaçatı'nın, benim için özel bir yeri vardır. İzmir'e geldiğim yıllarda her hafta sonu otobüse atlar, bir ev pansiyonda kalırdım. Adeta başka yer yok gibi... Bu küçük kasabayı o zamanlarda sevmiştim. Yıllar sonra tekrar Alaçatı'ya girerken nostalji yaşıyordum.
Yine aynı sevimlilikte ama kalabalıktı. Yeldeğirmenlerini geçtikten sonra sağa kıvrılıyor ve ilk sokaktan tekrar sağa dönünce otantik kapısıyla karşımda, Sardunya Restoran, cafe&bar..
İşletmeciler, Mehmet ve Hürriyet Çelik, "hoş geldin" diyor. Mehmet Çelik, yıllarca mutfakla ilgili firmaların bölge sorumluluklarını yapmış. Sonunda "Artık kendi mutfağımı kurmalıyım" demiş. Asıl mesleği makine mühendiliği, eşi ise öğretmen...
"Keyfiniz yerinde mi?"
Soldaki dut ağacının altında bir yazı: "Keyfiniz yerinde mi???"
"Keyfimiz yerinde olmasa ne olacak" diye soruyorum Mehmet Bey'e. "Keyfinizi yerine getirmek için elimizden geleni yapacağız" diyor. Sonsuz müşteri memnuniyeti...
Taş bara oturuyoruz. Bar sorumlusu Kaan Bey, Pamukkale'nin çok güzel şaraplarından "Öküzgözü&Boğazkere"den bir kadeh koyuyor. Sonra bahçeye bakan mutfağı geziyorum. Alaçatılı Cahit Sevinç Usta ve yardımcısı Musa Çetin en sevilen sardunya spesiyalin etlerini doğruyorlar. "Size ne ikram edelim?" diyor ustalar. Doğal olarak spesiyal ve liste de adını gördüğüm Girit mezesi. Ara sıcak olarak da saganaki yani yumurtada kızarmış kaşar ve beyaz peynir.
Dut ağacının altındaki koltuklara geçiyorum ve Yunanlı sanatçı Anna Visisi'nin muhteşem sesinden gelen Girit ezgilerini dinleyerek yudumluyorum şarabımı. Erken olduğu için herkeste bir telaş.
İstanbullular akın ediyor
Mehmet Bey ve eşi, masalara krem rengindeki deri örtüleri, şamdan ve mumları tek tek, özenerek büyük bir keyifle koyuyor. Karşıdaki yel değirmenlerine bakarken güneş yavaş yavaş terk ediyor bizi. Gelen konuklarla yanan şamdan, mum ve meşalelerle ayrı bir havaya bürünüyor ortam. Masamızda sohbete devam ediyoruz.
Açılalı bir ay olmuş ama çok memnunlarmış talepten. Özellikle İstanbullu olup Çeşme'yi sevenlerin çok sık uğrak yeri haline gemiş bile. "İçeriyi de düzenleyip yaz - kış hizmet veren bir restoran olmak istiyoruz" diyor Mehmet Bey.
Bu arada gelen müşterileri Hürriyet Hanım ve Mehmet Çelik karşılıyor, hizmeti de kendileri yapıyor. Kendilerinin bundan çok keyif aldıklarını ve gelen misafirlerin de bundan hoşlandığını söylüyor. "Dut ağacının altında da servis isteyen olmuyor mu?" diye soruyorum, yanıt hemen geliyor:
"Olmaz mı? Sabah 5'e kadar açığız. Özellikle 12'den sonra bar olarak da çok keyifli ortam oluyor."
O sırada bayılarak çift porsiyon yediğim Girit mezesinin tarifini almak için Cahit Usta'yı buluyorum. Asıl bir başka Girit mezesi var ki o bir harika!
Acı rokfor peynirinden yapılan htipiti kopanisti. Sakız rakısı ve Ovacık kavunuyla bir harika oluyor. Sırf bu lezzet için bile Alaçatı Sardunya Restoran'a gidilir.
İstemeyerek ayrılma vakti geliyor. Kapıdan çıkarken "Yarın sabah köy kahvaltısına bekliyoruz" yazısıyla uğurlanıyoruz. Hürriyet Hanım'ın Giresunlu olan annesinin yaptığı dağ çileği reçeli, özel zeytin ve peynirin olduğu kahvaltının da çok keyifli olacağı belli. Otomobille yarım saatte Üçkuyular'a dönüyorum. Adeta bir Ege masalından kopup gelmiş gibiyim.
Adres: Kemalpaşa Caddesi Biberlikuyu Sok. No: 3/A Alaçatı - İzmir.
Tel: (0232) 716 02 06 - 716 12 16
e-mail: www.info&sardunya.com.tr
www.sardunya.com.tr
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|