|
 |
|
|
Karaborsacılar dikkat!
Biz daha tatil sözcüğünü telaffuz edemeden lig başladı. Tenimiz güneş ve tuzlu suyu göremeden, kavruk bedenlere kıskanç gözlerle bakıyorduk ki, aradan tam "86 gün geçti" dediler. Yüz küsür gün resmi tatili olan bir ülkede bize yapılan alenen haksızlıktı...
Beyin ve beden yorgunluğumuzla kaldık... Dinletemedik!
İşte hayatımızın bir yerine, istesek de istemesek de sızan bu futbol tutkusu ya da kimine göre heyecanı, beraberinde reform sayılacak değişikliklerle birlikte yeni ufuklara yelken açtı. Bunların en önemlisi de kuşkusuz şiddet ve düzensizliği önleme amaçlı yeni yasa ve bunlara paralel olarak hazırlanan talimatlar. Tekmili birden bugünden itibaren fiilen uygulamaya girdi.
Müsabaka güvenliği, taraftar temsilcileri ve sorumluları, çirkin ve kötü tezahürat, usulsüz bilet satışı gibi konularda artık taviz yok, ciddi cezalar kapıda. Ama bunların hangisi ne oranda hayata geçecek, birlikte izleyeceğiz.
Bilet satışları
Yıllardır müthiş bir kandırmacayla hasılat rekorları kıran (!) kulüplerimizin en çok canını yakacak konu bilet satışları ile ilgili düzenleme olacak. Eğer kontrolü tavizsiz bir şekilde gerçekleştirilirse, hem devletin milyarlarca lira gelir kaybı önlenecek, hem de haksız rekabet ortadan kalkacak.
Gerek Futbol Federasyonu tarafından yayınlanan müsabaka statüsü, gerekse 5149 sayılı şiddet yasası rayiç bedelin altında ya da üzerinde bilet satışını yasaklıyor. Misafir takım seyircisine pahalı bilet satışının önüne geçiyor. Maçta kaç bilet ve hangi ücretten satıldığı konusunda federasyon temsilcisine doğru bilgi verilmesini öngören talimatın yanı sıra yasa ağır yaptırımlar içeriyor. Usulsüz bilet satışı ve karaborsaya ilk etapta 6 aydan bir yıla kadar hapis, her bilet için 250 milyon lira para cezası isteniyor.
Talimatlar ortada, yasa açık...
Gerisi uygulayıcıları ile sorumlulularına kalmış. Kimler eski alışkanlıklarını sürdürecek, kimler hizaya gelecek zaman gösterecek...
Kuşlar ve vefa
Kulakları çınlasın. Sevgili Devrim Sağıroğlu ağabeyin yıllar önce biz yeni yetmelere bir öğüdü vardı. Canı bir arkadaşına, eşine - dostuna sıkıldığı vakit "Oğlum, Vefa İstanbul'da bir semt, ünlü bir bozacının adı artık. Siz siz olun, sakın sevdiklerinize vefasızlık etmeyin. " derdi... Bir arkadaşın elektronik postayla gönderdiği fotoğrafı görünce anımsadım. Ve paylaşmak istedim. Aslında çok üzücü, bir o kadar da düşündürücü bir tablo bu. Kuşların tek eşli olduğunu çoğumuz duymuşuzdur. Ama bu kadar vefalı olabilecekleri aklınıza geldi mi bilmem? Sanırım, sevgisiz kalmış, saygı kavramını yitirmiş, hoşgörüsüz, çıkar ilişkileri içinde boğulmuş bir toplumun insanları olarak şu küçücük kuştan öğrenmemiz gereken çok şey var hepimizin...
Duyuyor musun Devrim ağabey? Seni bilmem ama ben hâlâ sevgi bağlılığına inananlardanım.
Yanal'ın yetkileri
Kısa bir süre önce Ersun Yanal'ın milli takımdaki göreviyle ilgili derin endişeler taşıdığı iddiaları ortaya atılmıştı. Hatta konu o kadar ciddi boyutlara gelmişti ki, Ersun hocanın "Yeni federasyon benimle çalışmazsa ne yaparım ?" diye kara kara düşündüğü bile yazılıp çizilmişti!
Aslına bakarsanız dedikoduyla filan işimiz olmaz. Ama zaman zaman öyle senaryolar üretiliyor ve bunun mucitleri öyle isimleri başrole koymaya kalkıyor ki... Bazen dayanamıyor insan...
İsterseniz gelin Levent Bıçakçı federasyonu ve A Milli Takım Sorumlusu Ersun Yanal cephesinde işler ne alemde, ilişkiler ne boyuttaymış bir bakalım...
Federasyon, geçtiğimiz günlerde Ersun Yanal'a çok önemli ve sorumluluk gerektiren bir görev verdi. Yönetim, Yanal ve ekibi ile Raşit Çetiner hariç, federasyon bünyesinde görev yapan tüm antrenör ve menajerlerin performanslarının gözden geçirilmesi ve bir yıllık izleme süresi konmasını kararlaştırdı. Performans değerlendirmesini ise Ersun Yanal'ın yapması istendi. Yanal'ın belirlenen süre sonunda hazırlayacağı raporun önce 5 kişilik milli takımlar kurulunda ele alınması, son kararın ise yönetim kurulunca verilmesi öngörüldü. Uzun lafın kısası, federasyon genç teknik direktöre duyduğu güveni böyle bir yetkiyle dile getirirken, kimin verimli olduğunu, kimin iş üretmediğini de test etme fırsatı buldu.
Unutmadan... Haluk Ulusoy federasyonunun görevi teslim etmeden kısa süre önce bazı kişilerin maaşlarına yaptığı astronomik artışlar eski seviyesine çekildi, kendilerine ancak bu koşullarda çalışabilecekleri mesajı verildi. Herhalde mesaj doğru algılandı ki, herkes işine dört elle sarılır oldu...
Gözlemciler gizlenmeyecek!
Yıllardır şeref tribünü kalabalığında gözlerden uzak durmaya çalışan, siyah gözlüklü, pardesülerinin yakalarını kaldıran, gizli gizli not tutmayı alışkanlık haline getiren "gözlemci profili" artık yok. Futbol Federasyonu yeni sezonla birlikte hakemler gibi her hafta süper lig maçlarının gözlemci ve temsilcilerini de kamuoyuna açıklayarak "şeffaflık" yolunda önemli bir adım attı. Uygulama sadece hakemlerin daha objektif bir şekilde denetlenmesini sağlayacak sanmayın. Bir anlamda gözlemci ve temsilcilerin otokontrolü de yapılacak. Milyonlarca insanın gördüğünü hem hakem rapor edecek, hem gözlemci. Temsilciler de teyidini alacak. Görmeyen, gördüğünü yazamayan gözlemci tipi tarihe karışıyor. Hatır - gönül ilişkisi, ahbaplık-dostluk saha dışında kalacak. Bekleyin görün. Bu girişim, futbolun pek çok unsurunun artık daha özenli ve dikkatli olmasına yol açacak.
Atina yolcuları
2004 olimpiyatına sayılı günler kala Milliyet'in "Atina yolcuları" başlıklı bölümünü ilgiyle okuyanlardan biriyim. Murat Ağca'nın titizlikle ve takdir edilecek bir uğraş sonucu hazırladığı bu sayfa, Türk sporcularının olimpiyat performanslarıyla ilgili çok önemli bir rehber. Pekçoğumuzun bilmediği ilginç notlar içeriyor. Ellerine sağlık Ağca... Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay'ın yerinde olsam bu değerli çalışmayı en kısa sürede derletir, yabancı dile çevirtir, Atina'da Türkiye'nin tanıtımı adına etkin bir çalışmaya imza atardım.
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|