|
Havanda dövülen suların sesi...
AĞUSTOSUN da ilk haftası geçiverdi. 3 aya yakın bir aradan sonra, Süper Lig maçları da yeniden başladı işte. Tatilcilerden belirli bir bölümünün de, geri dönme günleri yaklaşıyor olmalı...
Mevsimlerin dönüp duran çarkları; kuşakların da öyle...
Dönüp duran çarklarla, Türkiye gibi salt makyajına özenilmiş bir ülkenin de, gün günden daha çok ortaya çıkıyor gerçek yüzü.
***
Son 60 yılda İstanbul kadar değişime uğramış başka bir kent var mı dünyada, bilemiyorum...
Nüfus 600 - 700 binden, 15 milyona çıkmış. Dersaadet'e doğru hızı, öylesine hiç kesilmeyen bir göç ki; Hüseyin Rahmi, yahut Sermet Muhtar şöyle bir dirilip, İstanbul'un bugünkü durumuna baksalar, şaşkınlıktan ayakları ağızlarından çıkardı.
***
Vaktiyle padişahın şahsına ait tüm toprakların, Cumhuriyet'le "Hazine arazisi" olmasından sonra da, kadastrosunun bir türlü çıkarılmaması, İstanbul'un da bir güzel yağmalanmasına yaradı. Amerikalıların başlattığı karayolları seferberliğiyle birlikte yoğunlaşan göçler, yaygın bir gecekondu yağmasını ateşledi, körükledi, alevlendirdi...
Ve gecekonduların bir bölümü, yap - satçı aracılığıyla çok katlı apartmanlara dönüştü. Anadolu köylerindeki insan bataklığından, kapağı İstanbul'a atmış gariban takımının da bir kesimi; yap - satçılar sayesinde gecekondularının apartmanlara dönüşmesiyle, zenginler takımının saflarına geçti.
Böylesi bir değişim biçimi, Mehmet Rauf'un da aklına gelmezdi, Ahmet Rasim'in de...
***
Son yüzyılda Türkiye'nin nasıl yönetildiği ve nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda, kimbilir kaç yüz bin, belki de milyon yazı yazıldı.
Buz üstüne yazıldı sanki hepsi...
Dünkü Vatan'da Güngör Mengi şöyle başlıyordu yazısına:
"Yargının bile dokunamadığı insanların yaşadığı yerde adalet olmaz.
Adaletin bulunmadığı bir ülkede özgürlük ve eşitlik de olmaz.
Türkiye bu yüzden demokratik hukuk devleti haline gelemiyor. Burası hala oligarşilerin, aşiretler reislerinin, mafyaların, kirli ve karanlık ilişkilerin hükmettiği bir garibanlar toplumu.
Ama muasır medeniyetin kurum ve kurallarını işliyor gibi göstermekte kimseler elimize su dökemez. İnşallah yıl sonunda AB'den müzakere tarihi alacağız ve bu büyük başarımız ödüllenecek..."
***
Son yerel seçimlerde 5 milyon aday adayı çıkmıştı. Gelecek genel seçimlerde bu sayı 10 milyona kadar yükselir herhalde...
Adaylara:
- Neden politikaya atılmak istiyorsunuz, diye sorulduğunda:
- Vatana, millete hizmet için, diyorlar...
Politikacıların ortak özelliği ise, durmadan övünmek; övünmelerini azıcık fiskeleyenlere de, sinirlenmek, kızmak, öfkelenmek...
***
Bir yanda gösteriş yapalım derken devrilen trenler; bir yanda 300 - 500 milyon lira kazanmak için Irak cehenneminde ölümü göze alan ve güvencesiz, pesperişan seferlere çıkan Güneydoğu şoförleri; bir yanda doktor ve donanım yetersizliği çekilen hastanelerin kapılarındaki kuyruklarda sürünenler...
Vaktiyle de bu tür konulara az değinilmedi; ne var ki, bu tür konulara değinenlerin ya hayatları zehredilip, karartıldı; ya karartılmak istendi.
***
Bundan 40 - 50 yıl önce, o zamanki Suadiye Gazinosu'nda, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Cevat Dursunoğlu'yla baş başa oturuyorduk.
Dursunoğlu, Erzurum Kongresi'ni düzenleyenlerden, eğitimini "Spartacus hareketlenmesi" döneminde Almanya'da yapmış, öğretmen kökenli bir politikacıydı.
Suadiye Gazinosu'nda bana anlattıklarını, kendisi sağken de yazdığım için, tekrarında bir sakınca görmüyorum.
Cevat Dursunoğlu, Gazi'nin kendisine yaptığı bir itiraftan söz etmişti bana. Gazi, şöyle demişti Dursunoğlu'ya:
- Tarih bizden, iyi niyetli insanlardı, ama ekonomiden hiçbir şey anlamıyorlardı, diye söz edecek...
***
Politika... Politika hırsı... Politikanın getirdiği belalar... Politikanın sağladığı saltanat...
Ve politikacıların söyledikleri yalanlar, yahut sakladıkları doğrular...
Sonra da tüm bu hengame içinde şatafatlı yaşayanlar, şatafatlı yaşıyor görünenler, çaresizler, ezikler, sürünenler...
Son yüz yıl içindeki savaşlarda ölmüş olanların dökümüne bakıldığı zaman da, politikacıların; insanlığa karşı "eksi mi, artı mı" bir pozisyonda bulunduğu sorunu geliyor gündeme...
***
Ağustosun da ilk haftası geçiverdi. 3 aya yakın bir aradan sonra, Süper Lig maçları da yeniden başladı işte...
c.altan@prizma.net.tr
|
|