|
'Kötü'den 'daha da kötü'ye...
IRAK'tan son 24 saatte gelen haberler, durumun ülke çapında "kötüden daha da kötüye" gitmekte olduğunu gösteriyor.
Bu bağlamda sadece yabancı kamyon şoförlerini veya Irak'ta iş yapanları kastetmiyoruz.
Türk vatandaşlarının başına gelenler, başka milletlere mensup olanların da başına geliyor. Dün 4 Lübnanlının kaçırılması gibi...
Ama Irak'ın genelinde bir süredir meydana gelen bir dizi olayın ardından (bombalı saldırılar, baskınlar, suikastlar, vs.) şimdi de Mukteda el Sadr'ın önderliğindeki Şiilerin ayaklanması, gerçekten durumun vahim bir noktaya ulaştığını ortaya koyuyor.
Artık ABD ve Koalisyon güçlerine, ayrıca yeni oluşan geçici Irak yönetimine karşı direniş, "Sünni üçgeni" diye bilinen bölgeyi de aşıyor. Bu kez Şiilerin başkaldırmasıyla, çatışmalar Necef'ten Basra'ya kadar geniş bir alana yayılıyor. ABD - ve Koalisyon - yalnız Sünnilerin değil, Şiilerin de hedefi oluyor. Savaşın ülke çapında yayılması ayrıca ciddi bir siyasal anlam da taşıyor.
* * *
ABD ve Koalisyon güçleri başta, Sünni militanların direnişine karşılık, Şiilerin sınırlı ve ihtiyatlı da olsa, desteğini sağlamış görünüyordu. Özellikle İngilizlerin kontrolündeki Basra, daha güvenli ve sakin bir bölge sayılıyordu.
Çok geçmeden, Şiiler arasında da işgal güçlerine karşı bir hareket başladı. Yaşlı lider Ayetullah Ali Sistani'nin ılımlı tavrına karşılık, genç Mukteda el Sadr'ın sivri çıkışlar yaptığı ve "Mehdi" milislerini "cihat"a hazırladığı görüldü. Bu yılın başlarında bu milisler, yer yer işgal güçleriyle çatıştılar, ancak mayıs ayında ateşi kesmeye razı oldular.
Geçici Irak hükümeti, milislerin silahlarını terk etmesini, aksi halde "terörist" sayılacaklarını ilan edince, El Sadr saldırıya geçti. Devreye giren Amerikan kuvvetleri ile milisler bu çatışmalarda ağır silahlar kullandılar.
Bu çatışmalar daha çok kutsal kent Necef'te cereyan etti, ancak başka bölgelere de yayıldı. Dün milisler Necef'te hoparlörlerle halkı ayaklanmaya ve "cihat"a katılmaya çağırdı. El Sadr da "Artık ABD bizim düşmanımız" diyerek, hedefi açıkça belirledi.
Bu arada, bir "itidal ve uzlaşı unsuru" olarak görülen Ayetullah el Sistani, (talihsiz bir tesadüf eseri) kalp rahatsızlığından ötürü ilk kez Necef'ten ayrıldı ve... İngiltere'ye tedaviye gitti...
* * *
BAĞDAT ve civar bölgelerde haftalardır süregelen kargaşa ve çatışmalar, Irak'ın toparlanması ve istikrara kavuşması umutlarını zaten yeterince zayıflatmış bulunuyordu. Şimdi Şiilerin de bu kavganın içine girmesi, Irak'ın tamamen kontrol dışına çıkacağı ve tam bir kaosa sürükleneceği endişesini yaratıyor.
Mukteda el Sadr'ın ve adamlarının amacı, şimdiye kadar Sünni yönetiminde kalmış olan Irak'ta Şii çoğunluğuna dayanan bir hakimiyet kurmaktır. Mehdi milisleri, ülkenin yapılanma sürecine girdiği bir sırada ABD işgaline karşı halk desteğini sağlamak suretiyle, bu hedefe yönelik bir savaş vermektedir.
Ne var ki bu hareket, Irak'ın çok hassas etnik, dinsel ve siyasal dengelerini sarsacak niteliktedir. Halen ABD'ye ve yabancı işgale karşı "ulusal çapta" bir direnişten söz edilse dahi, Irak toplumunun çeşitli kesimlerinin birbirleriyle ters düşen çıkar hesapları ve niyetleri ciddi iç sürtüşmelere ve ayrılmalara yol açabilir. Böyle bir tehlikeyi kimin nasıl önleyebileceği ise, belli değil doğrusu...
skohen@milliyet.com.tr
|
|