|
 |
|
|
Rüzgâr ve güneşe de lobi gerek
Bazı okurların iddiasının aksine nükleer santrallara takmış falan değilim. Türkiye'nin değişik alanlardaki enerji potansiyeliyle ilgili araştırma yapmak bile, kimilerince "nükleer takıntı" diye damgalanabiliyorsa vay halimize!
Neyse ki yapıcı eleştirileri sonuna kadar dikkate almak, haksız olanlara ise hiç kafayı takmamak gibi, son yıllarda mükemmel bir huy geliştirdim. Doğru bildiğim yolda yürümek konusunda öteden beri engel tanımazdım, şimdiyse (ilaveten) haksız eleştirilerin beni motive ettiğini bile söyleyebilirim.
Yoksa kimi lobiler (Doğalgaz, nükleer, petrol gibi), kuruluş maliyetini amorti ettikten sonra neredeyse sıfır maliyetle enerji üretebilecek olmasından dolayı, rüzgar ve güneş enerjisinin lafının bile edilmesini istemiyorlar olabilirler mi?
EMO'nun tespitleri
Dün ilk kez Elektrik Mühendisleri Odası'nın web sitesine girmeye gerek kalmadan, EMO'dan bilgi aldım. EMO Başkanı Kemal Ulusaler'in gönderdiği e - postada güneş enerjisinde verimliliği sadece % 10 kabul ettiğimizde bile 1.04 kwh (350 milyar MW) gibi çok yüksek bir ekonomik potansiyele sahip olduğumuz yazıyor.
Ulusaler, e - posta mesajında diyor ki:
"5 Ağustos günkü yazınızda EMO'yu kaynak göstererek verdiğiniz rüzgar potansiyeliyle ilgili rakamlarda bir düzeltme yapmak istiyorum. Odamızın 83 bin MW'lık potansiyel tespiti tekniktir. Yüzde 50 verimlilik söz konusu edilirse, rüzgar enerjisinde ekonomik potansiyelimiz 41 bin 500 MW'tır.
Fişi güneşe takmak
Ülkemizin güneş enerjisi ekonomik potansiyeli ise (sadece % 10 verimlilik söz konusu olduğu halde) 1.04 trilyon kwh'tır. Teknolojik alanda hakimiyet arzu ediliyorsa, bu alana ağırlık verilmesinin uygun olduğu görüşündeyiz.
Bizde göz ardı edilen güneş enerjisi konusunda dünya bir hayli yol almıştır. Meksika, Fas, Sri Lanka, Zimbabwe gibi ülkeler çoktan yerel endüstrilerini kurdular.
Bu arada İngiliz BP, Amerikan AMACO ve Fransız NAPS ve TOTAL gibi dünya petrol devleri; BP Solar, AMACOSolarex gibi yeni şirketleriyle fotovoltaik piyasaya girdiler ve bütçelerinden Ar - Ge çalışmaları için çok büyük paylar ayırıyorlar. Yarın - öbür gün petrol tükendiğinde kapılarına kilit vurmayacak olan bu petrol devleri, demek ki geleceği güneşte görüyor ve fişi güneşe takmak üzere yatırım yapıyorlar."
4 - 5 yıl sonra bedava
Hafta başında Ankara'dan arayan Enerji Bakanlığı Müsteşarı Doç. Dr. Sami Demirbilek'le uzun telefon sohbetimizde güneş de gündeme gelmişti. Demirbilek, "Güneş enerjisini bugün için finanse etmemiz çok zor. İlk yatırımını ancak 4 - 5 yılda amorti ediyor. Ondan sonrası bedava, ama ilk yatırım çok pahalı" demişti.
Ben tam bu satırları yazarken Feniş Grubu'nun sahiplerinden Sedat Aloğlu aradı. Feniş'in ürettiği güneş kollektörlerine gerek Avusturya ve Almanya gibi AB ülkelerinden, gerekse güney illerimizdeki konut ve otellerden her geçen gün daha fazla talep olduğunu anlattı.
Pekiyi güneş enerjisinin kuruluş maliyeti çok yüksek değil mi? Aloğlu'nun bu soruma yanıtı, "Ekonomik mantığı olmasa, adam oteline ya da evine koyar mı? Demek pahalı değil ki, ihtiyaçların güneş enerjisiyle karşılanma oranı artıyor" oldu.
Hangisi kaça, bilelim
Aslında müsteşarın dediğiyle Aloğlu'nun dediği çelişmiyor. Bir otelde ya da konutta gelecekte bedava enerji için başlangıçta yüksek bir maliyet ödenebilir. Ama Türkiye gibi borcu yüksek bir ülkenin bugün için böyle bir lüksü olmayabilir. Diğer çekincelerim bir yana, nükleer için de ekonomik açıdan aynı durum geçerlidir.
Galiba bu noktadan sonra değişik enerji alternatiflerinin ilk kuruluş ve işletmeden söküme kadarki tüm aşamalarda maliyetlerinin ne olduğunun, Enerji Bakanlığı'nca kamuoyu ile paylaşılmasında yarar var.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|