|
 |
|
|
Doğaya sahip çıkmak
Bizim Köşe / İsmail Sivri
Geçen haftaki yazımızda, "Doğaya Merhaba" demiştik.
Uzak ve yakın okurlardan, dostlarımızdan olumlu yanıtlar aldık. Bu haftaki yazımızda şöyle diyoruz:
- Merhaba demek yetmez, doğaya sahip çıkmalıyız.
Doğaya tek başımıza sahip çıkmak kolay iş değildir. Kuzey ve Güney kutuplarında delinen ozon tabakasını ellerimizle kapatamazdık. Asit yağmurlarını nasıl tutacaktık? Yaşadığımız yeryüzü doğası için tüm dünya birlik içinde olmalı ve "ortak akıl"da buluşmalıyız. Eğer, hep birlikte bu beceriyi gösteremezsek, dünyamızı yitireceğiz.
Her geçen günle zaman azalıyor.
* * *
İnsanoğlu, kendi elleriyle yaşadığımız dünyanın doğasını bozdu ve yok etmeye çalışıyor. Yeryüzünün havası, suyu ve toprağı kirlendikçe kirlendi. Kanserli yiyeceklere mahkum olduk.
İklimler değişiyor. Görmüyor muyuz?
Kışlar ve yazlar karışmadı mı? Yaz ortalarında kışı, kışlarda yaz günlerini yaşamıyor muyuz? Kuzey ülkelerinde sıcaklar artıyor, buzullar erimiyor mu? Bu yıl boyunca birbirimize hep şöyle sormadık mı?
- Bahar geldi mi? Yoksa gitti mi?
Bırakın, baharı yaşamayı, birden bastıran sıcaklar bizleri bunaltmadı mı? Az çok sıcaklara dayanıklı İzmirliler olarak şaşırmadık mı? Bu şaşkınlık aklımızı başımıza getirmez mi?
* * *
Bu ilgisizliğimizi, Bekir Coşkun, geçen pazar günü, Hürriyet gazetesindeki köşesinde, "Dünya Biterken" başlıklı yazısında, bazı acı gerçekleri ortaya koyup, şöyle dile getiriyor:
"Evine hırsız girip transitörlü radyosunu çalsa kızar da en değerli varlığı dünyasını, havasını, suyunu, güneşini, mevsimlerini çalıyor, hiç de kızmıyor."
Coşkun, bu çok dikkati çekici yazısında, ozon tabakasındaki delinme nedeniyle bazı ülkelerde güneşlenmenin yasaklandığını, canlı türlerin azaldığını, baharların yaşanmadığını, sıcaklar ve buzulların erimesinden söz ediyor.
Sonra hepimize şöyle sesleniyor:
- Gözümüzün önündeki dünya bitiyor.
* * *
Bilim adamları ve çevreciler, bu gerçekleri yıllardır haykırıyorlar. Nedense, dünyamız, bu bitişe kulaklarını tıkamıştır. Yalnız toplantılar yapılıp nutuklar atılıyor.
Yeryüzü doğası için bir şeyler yapmak yerine, dünya yeni savaşlar ve sorunlar içinde vaktini yitiriyor.
Yalnız, bir yarış daha var. İnsanoğlu, yaşadığı dünyayı kurtarmak yerine uzay fethine hazırlanıyor.
Yoksa, hep birlikte dünyamızdan kaçacak mıyız?
Sizler ne dersiniz?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|