|
 |
|
|
İzmir'in demiryolları (2)
Dünden Bugüne / Sabri Yetkin
Birkaç hafta önce yaşanan demiryolu kazası nedeniyle, ülkemizdeki demiryollarının durumu, güvenliği, yatırımlar, siyasi rant gibi tartışmalı konular basının gündemini oluşturdu. Demiryolları ortaya çıktığı andan itibaren insanlık tarihine yeni bir boyut kazandırmış, çağdaşlığın ve uygarlığın simgesi olmuştur.
Türkiye'nin ilk demiryolu hattı olan İzmir - Aydın demiryolu ve daha sonra yapılanlar Türkiye'de gerek çağdaşlaşma, gerekse kent mekanlarının yeniden organize edilmesi ve durağanlığın sona ermesinde çok önemli işlevler üstlenmiştir.
Mesafeler kısaldı
Demiryolları girdiği ülkelere öncelikle coğrafi bir derinlik kazandırmıştır. Demir ve buharın bileşkesi olarak kabul edilen demiryolunun keşfinden önce, taşımacılık deniz ve nehir kıyılarında gerçekleştirilebiliyordu. Bu yüzden uygarlıklar su yollarının çevresinde oluşmuştu.
Demiryolu kıyılardan içerilere girerek uygarlığı en uzak noktalara taşıma becerisini gösterirken, insanların dar bir coğrafyaya sıkışmış mekanını genişletti ve insana büyük bir hareketlilik sağladı. Demiryolları sayesinde mesafeler ve zaman kısalmıştı.
İzmir - Aydın demiryolu 1856'da ticari kaygılar göz önünde bulundurularak inşa edilmiş ve bu amaca hizmet edecek çok önemli işlev görmüş, Anadolu ekonomisine büyük canlılık getirmişti.
İzmir, demiryolları sayesinde çok önemli bir ihraç limanına dönüşerek, dünya ekonomisiyle bütünleşmişti. Ancak demiryollarını salt bir ekonomik unsur olarak gördüğümüzde, konuyu eksik tanımlamış oluruz. Osmanlı İmparatorluğu'nda demiryolu çağdaşlığın nedeni olarak değerlendirilmelidir. İzmir - Aydın, İzmir - Kasaba demiryolları imparatorlukta modernitenin ta kendisiydi. Demiryolları Osmanlı'da yaşantıyı, yaşam tarzını değiştirdi. Demiryolları Osmanlı'daki zaman ve mekan kavramlarını köklü değişimlere uğrattı.
Zaman kavramı değişiyor
İzmir - Aydın demiryolu hattının tamamlanması ve trenlerin tarifeli olarak işlemeye başlaması bu iki kent ve arasındaki kasabalarda yaşayan insanların zaman kavramını kökten değiştirdi. Klasik İslam toplumlarında zaman ölçüsü "ezanî vakit"ti. Zaman beş vakit namaza göre ölçülüyordu. Tarifeli trenlerle gelen ve yirmi dört saat esasına dayanan modern saat kavramı, ezana bağlı zaman ölçüsünün yerini almaya başladı. Özellikle gar binalarına yerleştirilen heybetli saatler ve kampanalar, Türkiye'deki yeni zaman ölçüsünün araçlarıydı. İlk demiryolunun başlangıcı olan Punta Garı'nın içindeki saat ve kampana Türkiye'deki zaman dönüşümünü başlatan bir araç olarak değerlendirilmelidir. Demiryolu kumpanyası, 1860'lı yıllarda Punta garı civarına mimari eserler kazandırmaya başladı ki, bu eser İzmir'in ilk saat kulesiydi. Bu kule yeni zaman birimini kitleselleştiriyordu. Zaman kavramındaki bu değişiklik Türk yenileşme sürecinde çok önemli kilometre taşlarından birisidir.
Modern mimarinin izleri
Demiryolunun modernleşme simgesini kumpanyanın çok şık ve gösterişli olarak inşa ettikleri gar ve istasyon binaları oluşturmaktaydı. 1860'lı yıllarda kentlerde ve kasabalarda henüz gösterişli hükümet binalarının bile olmadığı bir devirde, düzgün mimarili taştan yapılmış istasyon binaları inşa ediliyordu. Böylelikle modern yapı anlayışı kapalı kasaba yaşantısına yeni bir ruh katıyordu. Demiryolu kumpanyası hattın başladığı Tuzla Burnu'ndaki (Alsancak) "muvakkıf - ı kebire" (Büyük İstasyon) büyük önem vermekteydi. 16 Şubat 1859'da gerçekleştirilen temel atma töreni çok şaşaalı olmuştu. Kumpanya gar binasını çok şık biçimde inşa ettirmiş, binada yolcuların rahatını temin edecek ferah mekanlar yaratılırken, rengarenk vitraylar binaya ayrı bir hava katıyordu. Ancak tavan süslemelerindeki en dikkat çekici unsur, bölgenin zenginliğini oluşturan ve İzmir'in simgesi olacak incire yer verilmesiydi.
Durağanlıktan kurtuluş
Tren hareket demekti, durağan bir topluma ve kapalı kasaba yaşantısına heyecan katmıştır. Tren gelip geçen gürültülü, heybetli ve o güne kadar görülmemiş bir araçtı. Bu özelliklerinden ötürü tren, kent ve kasaba insanları için "seyirlik" bir olay haline gelmişti. Durağan bir yaşantıya heyecan katan bu aracın gelip geçiş saatleri ahali tarafından beklenir, gözlenir olmuştu.
Zaman içinde istasyon etrafı seyir anlayışı nedeniyle gezinti mekanı oldu. Kısa sürede cazibe merkezi olan istasyonların yakınında açılan istasyon kahveleri, çay bahçeleri ve en sonunda gar lokantaları sosyalleşme alanları haline geldi. Nitekim Punta Garı'nın avlusunda yer alan şık kahve ve Basmane Garı'ndaki Gar Lokantası ve diğer istasyonlardaki tesisler bu yeni anlayışın, sosyalleşme çabasının ürünlerinden başka bir şey değildi.
Yeni mekanların doğuşu
İstasyon meydanları, Osmanlı'nın klasik kamusal mekanı olan cami çevresinin yerini almaya başladı. Kasabaların yeni kamusal alanları istasyonlar olmaya başladı. Bu dönüşüm de modernleşme tarihi açısından çok önemli evredir. Halkın demiryoluna büyük ilgi göstermesi sonucunda yerleşim mekanları, pazarlar istasyon civarında yoğunlaştı.
İzmir - Aydın demiryolu, İzmir'in mekansal dönüşümüne de neden oldu. Tuzla Burnu'na Punta Garı ve demiryolu tesislerinin yapılması, kentin dışı sayılan ve bataklık konumundaki alanı yerleşime açtı. Demiryollarının yapımı ve işletimi büyük bir emek gücüne ihtiyaç duymaktadır. Kumpanya binlerce işçiyi istihdam etmiştir. Puntadaki atölyelerde çalışan işçiler için lojmanlar, spor salonları, yemekhaneler, kahveler vb tesisler inşa edilmişti. Demiryolu sayesinde Gardan Halkapınar'a doğru Darağacı bölgesinde yeni işçi mahalleleri oluşmaya başlamıştı.
Demiryolu İngiliz sermayesiyle kurulduğundan Punta Mevkii bir anlamda İngilizler'in denetimi altına girmiş, bu bölgede depolar, işletmeler ve gerekli müştemilatı kurarken, aldıkları arazilere konutlar yapmışlar, varolan İngiliz hastanesini büyüterek modernleştirmişler ve St. Jean Şapeli'ni de inşa etmişlerdi.
Garın alt kısmı demiryoluna yakınlığı nedeniyle 19'uncu yüzyılın sonlarından itibaren sanayi bölgesi haline gelmiş, büyük fabrikalarla birlikte, yüzlerce irili ufaklı işletme demiryoluna yakın yerlerde faaliyet göstermeye başlamıştı.
Turizmin öncüsü
Demiryolu, Batı Anadolu için çok önemli sayılacak turizm endüstrisinin doğmasına önayak oldu. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında İzmir'deki kulüpler üyelerine turistik amaçlı tren turları düzenlemeye başladı. 19'uncu yüzyıldan itibaren Batı dünyasının arkeolojiye önem vermesi sonucunda Efes Antik Kenti'ndeki kazılarda bulunan eserleri görmek için Selçuk'a tren turları düzenlenmeye başlandı. Ayrıca tren seferleriyle inanç turizminin de, ilk adımları atılmaya başlanmış, Hıristiyanların hac merkezi olarak kutsal alan saydıkları Meryem Ana Kilisesi de tren turlarının programına dahil edilmişti.
Demiryolu, kentin yapısını da değiştirmeye başlamıştı. Kumpanya küçük bir köy konumunda olup, zengin tüccar ailelerin malikanelerinin bulunduğu Buca'ya ek hat açmak için 1863 yılında başvuruda bulunur. 1866'da alınan imtiyaz sonrası Paradiso (Şirinyer) istasyonundan Buca'ya 2 bin 400 metrelik ek hat açarak, İzmir'e 6.5 kilometre uzaklıktaki bu yerleşim birimini merkeze bağlamıştı.
Demiryolu sayesinde Buca büyük bir gelişme göstererek at yarışlarıyla, piknik alanlarıyla kentin mesiresi olmuş, konutlarıyla, yarış alanındaki Batı tarzı yaşantısıyla modern bir yerleşim birimine dönüşmüştü. Türkiye'nin modernleşme sürecinde, Batılı yaşam tarzıyla tanışmasında demiryolları önemli bir oluşumdur ve bu oluşum da İzmir'den başlamıştır.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|