|
Nerede o yeldeğirmenleri?..
TEMMUZUN sonunda Cenevre'de toplanan Dünya Ticaret Örgütü, tarım ve hayvancılık alanında uluslararası ticaretin kolaylaştırılmasını öngören birtakım kararlar aldı.
Bu kararlara göre, köylüsü yoksul olan ülkelerde tarım ve hayvancılığa yapılan iç destekler azaltılacak; bu alanlardaki ithalatı zorlaştıran gümrük engelleri, yeniden düzenlenip hafifletilecek, yahut kaldırılacak...
Sözün kısası küreselleşme sürecinde, tarım ve hayvancılık alanındaki bazı ulusal ve yerel politik korumacılık zımparalanacak...
***
Türkiye'de nüfusun yüzde 35'inin geçimini sağlayan tarım, dünya rekabetine açılacak ve bizim köylü kesiminin; başı bağlı bacılarıyla, başı kasketli dayıları, bu alanda en ileri teknolojiyi kullanan 21. yüzyıl devleriyle bilek güreşine girecek...
***
Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş uygarlık düzeyine, ne kadar eriştiğimizin yeni bir sınavıyla karşı karşıyayız. Ne mutlu bize...
Ancak bu durum bir Amerikan bulmacasını hatırlatıyor insana biraz da...
Bulmaca şöyle:
- Bir kirpiyle, donsuz bir kıç ne zaman yan yana gelebilir?
3 yanıtı var bulmacanın:
1- Kirpi tıraş edilmişse...
2- Kıç, başkasının kıçıysa...
3- Lider emretmişse...
Bu 3 yanıta, bir 4'üncüyü de biz ekleyelim:
- Dünya Ticaret Örgütü, tarım ve hayvancılık alanında her türlü ulusal korumacılığın sıfırlanması kararını almışsa...
***
İtalya'da adamın biri papaza gitmiş:
- Papaz efendi, demiş, evleneli 3 ay oldu ve bir çocuğum doğdu. Sizce ne anlama geliyor bu?
Papaz:
- Evladım, demiş, bu bir Tanrı sırrı...
Adam:
- Tanrı sırrı, veya değil, demiş; 5 aydan beri tanıyorum karımı ve bir çocuk doğurdu. Sizce ne anlama geliyor bu?
Papaz yine:
- Evladım, demiş, bu çok büyük bir Tanrı sırrı...
Adam sinirlemiş:
- Bakın papaz efendi, demiş; benimle alay etmeyin. Şayet bir benzetme yaparsak, diyelim ki ava gittiniz ve bir kekliğe nişan aldınız, henüz siz ateş etmeden keklik yere düşerse, siz buna Tanrı sırrı mı diyeceksiniz?
Papaz:
- Yok, hayır, demiş; burada, sizden daha önce bir başkasının yaptığını gösterir atışı...
AB üyeliği konusunda, komşu Balkan ülkelerinin de gerisinde kalmış olduğu görünen Ankara'nın kulakları çınlasın.
Biz kaç yüzyıldır çağdaşlığa nişan alıyoruz, kekliği hep başkaları vuruyor.
***
Kamu hukuku doktrinleri dersinde bir öğrenci, hukuk felsefesi profesörüne şöyle bir soru sordu:
- Demokrasiyi kurtarma gerekçesiyle, hükümet darbesi yapmış bir militerin durumunu siz nasıl açıklarsınız?
Profesör:
- Bak, dedi, küçük bir oğlan çocuğu babasına gitmiş ve:
"- Baba, demiş, galiba kediyi öldürdüm ben...
"- Ne, ne diyorsun sen; nasıl öldürdün zavallı kediyi?
"- Çok kirlenmişti, yıkamak istedim kediyi...
"- Kediler nefret eder yıkanmaktan da, sudan da; bunu bilmiyor musun sen?
"- Ama baba, yıkarken ölmedi ki kedi; kurutmak için bükerek sıkarken öldü...
***
İncili Çavuş'a sormuşlar:
- Avrupa Birliği ile Türkiye'nin durumu neye benziyor?
İncili Çavuş:
- Vitrini, demiş, çok albenili bir mağazayla, kapısı önünde sağa sola bakınan bir müşteriye...
Ve eklemiş:
- Mağazanın vitrininde, bir de şöyle bir yazı varmış, "Neye ihtiyacınız olduğunu bilmiyorsanız; girin içeri, bulursunuz"...
***
Necati Cumalı'nın, Nurullah Ataç'a armağan ettiği "Günaydın" şiiriyle bitirelim yazıyı:
Günaydın
Günaydın tavuklar, horozlar
Artık memnunum yaşamaktan
Sabah erkenden kalktığım zaman
Siz varsınız;
Gündüz işim var, arkadaşlarım...
Gece yıldızlar var, karım var,
Günaydın tavuklar, horozlar!
c.altan@prizma.net.tr
|
|