|
 |
|
|
Petrol 50 dolara, Türkiye IMF'ye
Önceki gün öğleden sonra ilginç haberler birbirini izledi. Önce Türkiye'de bulunan IMF heyetinin Devlet Bakanı Ali Babacan ile son görüşmesini yaptığı ve AKP hükümetinin IMF ile yeni bir stand - by anlaşması yapmaya eğilimli olduğu haberi geldi. Bu, iş aleminin ve piyasaların bir süredir özlemle beklediği bir haberdi. Ancak bu haber o anda henüz duyumlara dayanan bir söylentiden ibaretti ve piyasaları fazla etkilemedi. TV kanallarından yansıyan bilgiler, borsanın ve piyasaların dünya petrol fiyatlarındaki tırmanışa endekslendiği yolundaydı. Birbirini tetikleyen gelişmeler sonucunda 45 dolara dayanan petrol fiyatındaki tırmanışın dünya ekonomisini ve Türkiye'yi olumsuz etkilemesi bekleniyordu.
Bu sırada ABD'den gelen bir haber ortalığı karıştırdı. Temmuz ayında ABD'de tarım dışı kesimde ancak 32 bin kişiye yeni iş yaratılabilmişti, piyasalardaki beklenti ise bu rakamın 228 bin olarak gerçekleşeceği yolundaydı. Bu haber üzerine dolar, euro karşısında hızla değer kaybetmeye başladı. Hemen yapılan bazı değerlendirmelere göre, ABD ekonomisinin yavaşlama eğilimine girdiğini gösteren istihdam verileri, ABD Merkez Bankası(FED)in faizleri yükseltme kararlılığını azaltabilir bu da bizim işimize yarayabilir, Türk eurobondları değer kazanabilirdi. Nitekim bunun ilk sinyalleri hemen alındı.
'Dünyanın gerçeği IMF'
Başbakan Erdoğan'ın IMF ile ilişkilerin 2005 ve sonrasında da, kaynak kullanımını içeren bir stand - by anlaşması çerçevesinde sürdürüleceğini belirten sürpriz açıklaması ise akşam saatlerinde geldi. Sayın Başbakan'a göre "IMF yandaşlığı ya da karşıtlığı tartışmaları içi boş tartışmalardı, önemli olan dünya gerçeklerine uygun bir politika izlemekti." Daha bir hafta önce, "IMF'siz olmaz" diyerek yeni bir anlaşmanın gereğini vurgulayan TC Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti'ye haddini bildiren Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Sayın Başbakan'ın bu sözlerini nasıl karşıladı bilmiyorum ama bu açıklama, hükümetin IMF ile ilişkilerin geleceği konusundaki tavrını tartışmaya gerek bırakmayacak biçimde netleştirdi ve sanırım çoğu kimseyi rahatlattı. Bu açıklamanın zamanlamasının yukarda değindiğim kritik gelişmelerle ne kadar ilgisi olduğunu da bilmiyorum ancak bu net açıklamanın daha fazla gecikmeden yapılması çok yararlı oldu bence ve hükümetin ekonomide gereksiz riskler almak istemediğini, işi Allah'a havale etmeden önlem almanın yararına inandığını gösterdi.
Bir yandan tek haneli enflasyona doğru giderken parasından altı sıfır atmaya hazırlanan, diğer yandan hızla büyüyen cari işlemler açığını nasıl finanse edeceğini ve diğer alacaklıların yanısıra IMF'ye olan borçlarını nasıl ödeyeceğini düşünen Türkiye'nin, dış dünyadan gelebilecek olumsuz yansımaları da hesaba katarak IMF ile anlaşma yoluna gitmesi gerekliydi. Şimdi önemli olan IMF ile iyi bir anlaşma yapabilmek.
Petrol bombası
Önümüzdeki dönemde dış dünyadan yansıyabilecek olumsuz gelişmeler arasında öncelikle petrol piyasasındaki gelişmeler üzerinde durmak gerekiyor. Petrol arzının talebi karşılamakta zorlandığı ortamda arz cephesiyle ilgili en ufak bir olumsuz haber bile fiyatı sıçratabiliyor. OPEC Genel Sekreteri Purnomo Yusgiantoro'nun OPEC'in üretim kapasitesinin sınırına geldiği yolundaki açıklaması fiyatları yeniden sıçratmaya yetti. Yusgiantoro daha sonra yanlış anlaşıldığını ve OPEC'in günde 1.5 milyon varile kadar çıkacak bir yedek kapasitesi bulunduğunu açıkladı. Suudi Arabistan da günde 800 bin varil ek üretim kapasitesi olan iki yeni kuyuyu devreye soktuğunu açıklayarak petrol piyasasının ateşini düşürmeye çalıştı. Ancak Suudi Arabistan'dan Rusya'ya, Venezüella'dan Nijerya'ya, petrol üreticisi ülkelerle ilgili çeşitli risklere, kıtlığı fırsat bilerek petrolü spekülasyon aracı haline getiren spekülatörlerin etkisi de eklenince iyimser olmak zorlaşıyor ve 50 dolarlık petrolden bile söz ediliyor.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|