Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Ağustos 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Irak'ta etik sorumluluk maddi ve manevi sorumluluğun önünde

İŞ ETİĞİ / GÜNGÖR URAS

Afganistan, Irak gibi ülkeler Türk işadamları için iş fırsatı ile dolu. Çünkü bu ülkeler yakılıp, yıkıldı. Yeniden yapılanacak. Bu ülkelerin insanları aç ve açıkta. Yiyecek ve giyecek ihtiyaçları var.
Bu ülkelerin kendi işadamlarının gücü yok. Başka ülke işadamlarının ilgisine ihtiyaç var.
Fakat bu ülkelerde terör var. Can ve mal güvenliğini sağlayacak güçler oluşamadı. Bu nedenle bu ülkede öncelikle can güvenliği, sonra mal güvenliği yok.
Ülkedeki terörist güçler, politik, ideolojik, dini nedenlerle yabancıları kaçırıyor, öldürüyor. Yabancılara ait varlıkları tahrip ediyor.
Sadece o kadar mı? Otorite boşluğu nedeniyle, bu ülkelerde çok sayıda "haydut" ortalığı haraca kesiyor. Haraç almak için adam kaçırıyor. Haraç almak için maddi varlıkları yakıyor, yıkıyor. Soygun yapıyor.
İşte bu nedenle bu tür ülkelerdeki fırsatları ele geçirmekte usta Batı ülkelerinin işadamları bu pazarlara girmekten korkuyor.
Sonuçta Türk işadamları ya Batı ülkelerinin işadamlarının "taşeronu" olarak ya da "doğrudan" bu ülke pazarlarına giriyor.
Türk işadamlarının pazara girmesi demek, Irak'ta, Afganistan'da yaşamaya başlaması demek değil. Profesyonel yönetim birimlerini bu ülkelere göndermeleri, bu ülkelerde Türk işçilerini çalıştırmaları demek.
Bu durumda ülkelerdeki mal güvenliği riskini Türk işvereni üstleniyor ama, can güvenliği riski ülkelerde çalışan profesyonel yöneticileri, teknisyenleri ve işçileri ilgilendiriyor.
Afganistan'daki Türk işadamlarına ait şantiyelerden kaçırılan, öldürülen mühendis, teknisyen ve şoförler riskin ilk örnekleri idi.
Ardından Irak'ta mal taşıyan Türk şoförlerine saldırılar, kaçırmalar, öldürmeler başladı. Irak'taki bazı şantiyelerden de Türk çalışanların kaçırıldıkları duyuldu.
Tabii ki, bu durumlarda işverenin kanuni sorumluluğu sınırlıdır. Çünkü işveren profesyonel yöneticiyi ve işçiyi zor kullanarak Irak ve Afganistan'a yollamamaktadır.
İşverenin bekleyişi belli bir işi yaparak kazanç sağlamaktır. Irak ve Afganistan'a gidenin bekleyişi "ekmek parasını çıkarmaktır". Ekmek parası uğruna risk üstlenmektedir. İran'a ve Afganistan'a gidenlerin, "Bize bu ülkelerin tehlikeli olduğunu söylemediler. Bize can güvenliği var, dediler. Bizi kandırdılar" demek şansı yoktur.
İşte burada bir etik çelişki ortaya çıkmaktadır. Irak ve Afganistan'da iş yapan işveren, "Ben para kazanacağım ama, bu ülkede çalışanların can kaybına uğrama tehlikeleri var... Ben bunun vebalini üstlenmeyeyim. Bu ülkelerde iş yapmayayım" diyerek düşünmesi beklenebilir mi?
Batılı işadamlarının acaba bu ülkelerde doğrudan iş yapmamalarının gerisinde bu tür bir "etik sorumluluk duygusu" mu var? Kendi vatandaşlarını riske atmaktan çekindikleri için mi, taşeron firmalar kullanıyorlar.
Taşeron firmanın bu tür ülkelerde kendi vatandaşlarını riske atarken "Batılı firma gibi düşünmemesinin gerisinde acaba ne vardır?"
Bu tür olaylarda tabii olarak kınanacak taraf, terör cephesidir. Can ve mal güvenliğine kasteden taraftır. Acımasızca insanları öldürenlerdir. Kaçıranlardır. Bunlar ne için yaparlarsa yapsın suçludur...
Fakat genelde her olayda dikkatler suçlu tarafa yönelince, bu ülkelere profesyonel yöneticilerini, teknisyenlerini, işçilerini gönderen işadamlarının etik sorumluluğunun olup olmadığı dikkatten kaçmaktadır.
Bu yazının sonunda konuyu basitleştirelim... Sayın okuyucularım siz işadamı olarak Irak'tan bir teklif aldınız. ABD askerlerine Türkiye'den malzeme göndermeniz isteniyor. Bunun için size 10 bin dolar ödenecek. Siz biliyorsunuz ki komşunuz bir kamyon aldı. Borcunu ödeyemiyor. Ne yapayım diye dertleniyor. Ona diyorsunuz ki, "Irak'a bir sefer yaparsan 10 bin dolar alacağız. 3 bini benim, 7 bini senin... Siz de biliyorsunuz, o da biliyor ki, bu yüksek ücret, Irak'ta şoförlerin can ve mal güvenliğinin olmaması nedeniyle ödeniyor. Komşunuz para ihtiyacı olduğu için can riskini göze alarak işi kabul ediyor. Yola çıkıyor. Irak'ta kaçırılıyor. Öldürülüyor. Kamyonu tahrip ediliyor. Türkiye'de karısı dul, çocukları yetim kalıyor... Bu tabloda lütfen kendi kendinize sorun: Sizin bir etik sorumluluğunuz var mı? Siz diyebilir misiniz ki, bu işi ben yapmasa idim başkası yapacaktı. Aynı kamyoncuyu bir başkası Irak'a gönderecekti. Para onun cebine girecekti. Veya o kamyoncu yerine başkası gitse idi, o öldürülecekti... Acaba bu tür düşünceler insanları etik sorumluluktan kurtarır mı?
Ben sadece soruyu ortaya atıyorum. Siz kendinize göre soruyu cevaplayınız.

BUSINESS
 En büyük 100 lira başka büyük yok!
 Editörden
 Irak'ta etik sorumluluk maddi ve manevi sorumluluğun önünde
 Bürokratlar Mülkiye, bakanlar İstanbul Üniversitesi ağırlıklı
 Deco'da üretim, beş yeni fabrika... Beyaz eşya ise şimdilik beklemede
 Atatürk'ün bin liralık banknotu 125 bin dolar
 İnternetten hergün 4 bin reklam filmi indiriliyor
 'fotoport.com, günde 2 bin kart baskı yapıyor
 Namaz kılmaya elverişli bacak protezi üretiyor
 VERGİ BARIŞI'NDA DEĞİŞİKLİK:
 Yabancılar ona 'Aga Ugu' diyor
 Türkiye'ye borcunu kitap yazarak ödedi
 Terör
 Romantizm yüklü bir 'şirket' hikâyesi
 Olimpiyatlarda tasarımlar da yarışacak





© 2004 Milliyet