
|
|
|
 |
|
|
Yabancılar ona 'Aga Ugu' diyor
Borusan Holding Genel Müdürü Agah Uğur, çok genç yaşta kariyerinin zirvesine çıkmış. Birmingham Üniversitesi'nde endüstri mühendisliği okuyan Uğur, mali müşavirlik ve danışmanlık firmalarında, bankalarda çalışmış. 1988'de Borusan Holding'e geçen Uğur, 1995'ten bu yana holding genel müdürü. İşi gereği birçok kez yabancılarla görüşüyor. Adının zor telaffuz edildiğini ifade eden Uğur, "Yabancıların yüzde 80'i söyleyemiyor. Bazen Aga Ugu diyorlar" diye anlatıyor
EYLEM TÜRK
Ofisine adım atar atmaz, dekorasyondaki yalınlık karşılıyor bizi. Sade masalar, sandalyeler... Söylediğine göre yalınlığı çok seviyormuş. Şöyle diyor: "Evim de böyle. Dekorasyonda sadeliği seviyorum ben. Az detay olmalı. Bu detaylarda da hiç problem olmamalı. Ofisimde bile bir çok hata görüyorum, belki siz fark etmediniz..."
Sadelik o kadar göze çarpıyor ki, itiraf edeyim fark edemedim.
Borusan Holding Genel Müdürü Agah Uğur'un sadeliği bunca sevmesine karşın iş yaşamı bir o kadar renkli.
1957 doğumlu olan Uğur, genç yaşında kariyerinin zirvesine çıkmış. Öyküsüne gelince; liseyi bitirdikten sonra İngiltere'ye giden Uğur, Birmingham Üniversitesi'nde endüstri mühendisliği okumuş. Ancak mühendisliği sevdiği için değil, o dönem trend olduğu için seçtiğini söylüyor.
Uğur okulu bitirdikten sonra Türkiye'ye hemen dönmek istememiş. Pakistanlı sınıf arkadaşının 'auditing' (denetim) mesleğinin geleceği parlak olacağını söylemesi üzerine, bu alandaki firmalara iş başvurusunda bulunmuş.
1980 yılında Deloitte - Touche firmasına giren Uğur, "Denetim mesleğini seçmem tamamen tesadüf oldu ama tam beş yıl çalıştım. Altı ayım da Jersey'de vergi cennetinde geçti. Fransa'ya 10 km. uzaklıkta bir bölge burası. Dünya zenginlerinin paralarının yönetildiği yer. Farklı bir alan, farklı bir açılım oldu benim için. Denetim uzmanı olarak çalıştığım adada 75 bin kişi yaşıyordu ama bunun 50 binini muhasebeciler, denetçiler, emlakçılar, avukatlar oluşturuyordu. Enteresan bir deneyimdi" diyor.
Bankacılık deneyimi
Uğur, 1985 yılında Türkiye'ye dönmüş ve gelir gelmez denetim firmalarına başvurmuş. Kısa sürede Arthur Andersen'da işe başlayan Uğur şöyle anlatıyor: "Müthiş bir çalışma temposuna girdim. 1980'li yıllarda vitrindeydik. Diğer arkadaşlarım gibi neredeyse her hafta iş teklifi alıyordum. Amacım başarılı olmaktı. Para kazanma güdüsü önde olmadığı için o tekliflere itibar etmedim. Bir süre sonra Emlak Bankası'ndan gelen teklifi kabul ettim. 30 yaşında Mali İşler Grup Müdürü oldum. Genel Müdürün beyninin yarısı olunması gereken bir görevdi. 18 ay çalıştım ama 18 yıla bedeldi. Ayrılmadan dört ay önce evlenmiştim. Evlendikten sonraki dört ay boyunca eşimi neredeyse görmedim."
Patron belli oldu
1988 yılında bankadan ayrılarak Borusan Holding'e geçen Uğur şöyle devam ediyor: "O ana kadar patronun belli olduğu bir kuruluşta çalışmamıştım. Denetim firmalarında binlerce partner vardır. Bu nedenle tereddütüm vardı. Ahmet Kocabıyık ile ilk görüşmemiz beş saat sürmüştü. Müthiş heyecan duyduğum bir görüşme oldu. Yapmak istediklerimin tamamını yapmayı hedefleyen bir patron olduğunu gördüm. Bugün herkese aile şirketlerinin profesyonellerle beraber sinerji yaratıldığında çok başarılı olduklarına inanıyorum. Patronajın kalıcılığı, kurumlara destek veriyor. Ben Borusan'ı böyle tanımlıyorum."
Ferrari'ye supap üretimi
1995 yılında holding genel müdürü olan Uğur, 1997 yılında beş yıllık bir plan yaptıklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor: "Çelik sektörünü, tabiri caizse çok seksi bir sektör olmasa da işi iyi bilmemizden ve Türkiye'deki fırsatlardan dolayı, büyüterek devam etmemiz gereken bir iş kolu olarak seçtik. Distribütörlükte Caterpillar ve BMW işlerimizi büyütme eskiden kalma ve uzun vadeli stratejik olmayan işlerimizden çıkma kararı aldık ve çıktık. Bir tek Supsan şirketimizin faaliyetleri devam etti.
1974 yılında kurulmuş olan Supsan, içten yanmalı motorlar için supap ve supap aksesuvarları üretiyor. Orijinal yedek parça ve yenileme pazarında yaklaşık yüzde 60 pazar payı var.
Yöneticiler patron oldu
Bu işimizden çok memnunuz. Kârlı bir şirket. Üretiminin yüzde 70'ini ihraç ediyor. Mesela Ferrari'nin supaplarını biz üretiyoruz."
Uğur, çıktıkları diğer iş kollarının da kârlı olduğunu ancak stratejik olmadıklarını düşündüklerini söylüyor. "Bu şirketlerden çıkarken de değişik bir model uyguladık. Şirketlerimizi yöneticilerimize sattık, hepsini iş sahibi yaptık. Altı şirkete bu modeli uyguladık. O günkü genel müdürlerin hepsi patron oldu" diyor.
2002 sonuna kadar bütün hedefleri gerçekleştirdiklerini belirten Uğur şöyle devam ediyor: "Borçelik'in yeni yatırım kararını 2000 yılında aldık. Boru operasyonlarımızı Mannesmann ile birleştirdik. Land Rover'ı aldık. Bunların yanında iki yeni iş koluna daha girdik. Lojistik ve telekom. Şu anda 30'un üzerinde şirket var grupta. Yedi fiili iş kolumuz var. Bu şirketlerin cirosu, 20 ile 500 milyon dolar arasında değişiyor. 2002'de birinci stratejik planımız bitti."
2007'de 2 milyar dolar ciro
İkinci beş yıllık planlarını da yaptıklarını anlatan Uğur, 2002 - 2007 arasındaki dönemin kendileri için yeni milad olacağını söylüyor. Hedeflerini büyüttüklerini belirten Uğur şöyle devam ediyor:
"2007 sonunda hedefimiz 2 milyar dolar ciro. Diğer hedeflerimiz, müşteri mutluluğunda ilk akla gelen firmalardan birisi olmak. Halka açık şirketlerimizin toplam değerini 1 milyar dolara çıkarmak. Yeni halka açılma planlarımızı gerçekleştirmek, toplam ciromuzun yüzde 15'ini yurtdışı yatırımlardan elde etmek olarak sıralayabiliriz."
Şu anda grup bünyesinde 30'u aşkın firma olduğunu kaydeden Uğur, ihracatlarının 200 milyon dolar olduğunu belirtiyor.
2004 yılının grup için olumlu geçtiğini söyleyen Uğur, "Türkiye kriz sonrası artı bir dönem yaşıyor. Hem ekonomik göstergeler, hem işadamı, hem de tüketicini geleceğe bakış açısı daha olumlu. İşlerimiz büyüyor. Ciromuz geçen yıla göre yüzde 50 artacak. Bu yıl 1.5 milyar dolarlık bir ciro bekliyoruz. 2007 yılındaki 2 milyar dolarlık hedef ciroya üç yıl önceden yaklaşmış durumdayız. Şu anda 4 bin 200 çalışanımız var" diyor.
Yılın ilk altı ayında yeni yatırımları hayata geçirdiklerini söyleyen Uğur, "Bugün en büyük yatırımımız Borçelik. Bu projenin fikir babası Asım Bey. İlk ayağı 180 milyon dolar, ikinci ayağı da 140 milyon dolarlık bir yatırım bu. 500 milyon dolar cirosu olan bir şirket haline geldi. Fransızlarla ortak çalışıyoruz" diye anlatıyor.
Uğur, yurtdışı yatırımlarını artırmayı planladıklarını belirterek, şöyle devam ediyor:
"Şu anda Türk Cumhuriyetleri'nde faaliyet gösteriyoruz. Caterpillar'ın o bölgedeki temsilciliklerini aldık. İtalya'da boru fabrikamız var. İleride Orta Avrupa ve Türk Cumhuriyetleri'nde büyümeyi hedefliyoruz. Distribütörlük alanımızı genişletmeyi düşünüyoruz. BMW ve Caterpillar'ın yakın ülkelerdeki distribütörlüklerini almayı planlıyoruz."
Uğur, "BMW'de bu yıl satışlar gayet iyi gidiyor. 7 bin otomobil satışı hedefliyoruz. Bu da geçen yıla göre yüzde 40 büyüme demek. Bu yıl ciroda yüzde 50, kârda yüzde 80 büyüme hedefliyoruz" diyor.
Barmenlik de yaptı cankurtaranlık da...
İngiltere'de okuduğu yıllarda bir pub'da çalışan Uğur, bir süre barmenlik de yapmış. O dönemi şöyle anlatıyor: "Bu nedenle çok iyi bira doldururum. Birayı köpüksüz doldurmak bir el alışkanlığıdır. Ayrıca ekipmanın da iyi olması gerekiyor. Hava yapmamış olması gerekiyor. Yaz dönemlerinde Türkiye'ye dönmüyor, çalışıyordum. Başka bir yaz döneminde de lüks bir otelin havuzunda cankurtaranlık yaptım. Müthiş bir yüzücü değilim ama havuz çok küçüktü ve kendime güvendim. Burada bir olay olmaz diye düşündüm. Gerçekten de hiç olay olmadı."
Uğur'a hobilerini sorduğumuzda yanıtı şöyle oluyor: "Yetenek derseniz o yok. Ama hobilerim var. Ben seminerlere katılmayı, okumayı, sunumlar hazırlamayı, özel davetler üzerine konuşmacı olmayı, bunlara vakit ayırmayı seviyorum. Toplumsal sorumluluk bilinci adına beş sivil toplum kuruluşunda görev alıyorum. 9 ve 11 yaşlarında iki kızım var; onlar benim için çok önemli. Evden uçacakları günü düşünmek bile istemiyorum. Onlarla beraber olmak ufkumu açıyor, rahat ve duru düşünüyorum. Önemli ve önemsizi ayırtedebilme yetkinlikleri naturel olarak gelişmiş. Ben de onlardan çok şey öğreniyorum
Tutkusu Harley
Özel zamanlarında motosiklete binmeyi sevdiğini söyleyen Uğur, Harley - Davidson motosiklet kullanıyor. "Boyun ve bel fıtığı olunca artık daha az binmeye başladım. Spora çok meraklıyım. Golfe başladım. Emeklilik sporu derler ama ben erken başladım. Bunun yanı sıra kayak yapıyorum. Koyu bir Galatasaray taraftarıyım. Maçlara sık sık giderim" diyor.
Agah isminin kendisine babası tarafından konulduğunu söyleyen Uğur, "Agâh, 'bilen' demek. Sanırım benim bilen bir kişi olmamı istemiş. Ama zor bir isim. Türkler'in yüzde 10'u, yabancıların yüzde 80'i söyleyemiyor. Bazen Aga Ugu diyorlar" diye anlatıyor.
|
|
|

|
|