Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Ağustos 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Bana 'Yapamazsın' diyen hocaya inat sörfçü oldum"

Bora Kozanoğlu küçükken ona "Sen sörfe uygun değilsin" diyen hocaya inat sörfçü oldu. İki yıl önceki röportajında "2004'te rüzgar sörfünde dünya şampiyonu olacağım" demişti. Kozanoğlu dediğini yaptı ve Belçika'da düzenlenen yarışmada birincilik kürsüsüne çıktı

GÖKÇE ACAR


Bora Kozanoğlu (26), Belçika'da düzenlenen Formula Experience Dünya Windsurf Şampiyonası'nda, Büyük Erkekler'de 15 ülkeden 200 kişiyi arkasında bırakarak birinci oldu. Kozanoğlu iki yıl önce Milliyet Pazar'a verdiği röportajda, "2004 yılında dünya şampiyonu olacağım" demişti. Böylece sözünü de tutmuş oldu.
Kozanoğlu bir yandan dünya şampiyonluğuna hazırlanırken bir yandan da üniversitede babası ve menajeri Celal Kozanoğlu gibi inşaat mühendisliği okudu. Zaten rüzgar ve dalga hesaplamalarını yaparken üniversitede edindiği bilgileri kullanıyor. En büyük hayali ise Atlantik Okyanusu'nu sörfle geçen ilk kişi olmak.

Birinci olacağınızdan emin miydiniz?
Sörfe başladığımdan beri amacım dünya şampiyonu olmaktı. Sponsorlarıma, aileme, ülkeme karşı sorumluluklarım var. Kesinlikle birinci olmak için gittim.

Yarış çok zorlu geçti mi?
Evet, Belçika'da, Kuzey Denizi'nde yapılan bir yarış bu. Açık deniz olduğu için büyük ve düzensiz dalgalar, inanılmaz bir akıntı vardı. Rüzgar sörfü çok komplike bir spor. Mesela atletizmde sadece ayakkabı ve pist yeter. Ama rüzgar sörfü bireysel ve doğaya karşı yapılan bir malzeme sporu. Siz varsınız; sörf tahtası, yelken, rüzgar, dalga var. Başarı elde etmek çok zor yani.

"Yarışmada direğim kırıldı, en sıkı rakibim bana yedek direğini verdi"
Kazandıktan sonra nasıl hissettiniz?
İnsanlar bana o kadar iyi davrandı ki... Yarış sırasında yelkenimin direği kırıldı. Bu, o yarıştan çekileceğim anlamına gelir. Oradaki en sıkı rakibim yarışa devam edebilmem için yedek direğini verdi bana. Hollanda'nın koçu akıntı şu yönde gidecek diye beni uyardı. Herkes birinciliğimden sonra içtenlikle kutladı beni. Havaalanına bıraktılar, sörflerimi taşıdılar.

Çocukluğunuzda da sörfçü olmak ister miydiniz?
Hayır. Aslında aklıma bile gelmedi. 12 yaşlarındayken denize girmekten nefret eden bir çocuktum. Bütün gün oturup gitar çalardım. Ailenin tek çocuğuyum. Annem- babam bu durumdan endişe duydu. Beni denize sokabilmek için bir yöntem buldular. Babam derme çatma bir sörf aldı. O zaman teknoloji gelişmiş değil. Yelken falan çok ağır. Oysa şu an 7 yaşındaki çocuk rahatlıkla rüzgar sörfünü kontrol edebilir. Bir gün baktım babam sörf yapıyor. Yanına gittim. "Ben de deneyeceğim" dedim. Hakikaten de sörfü kaldırıp yürütebildim. Hoşuma gitti. Sörf öğrenmeye karar verdim.

O zamanlar çok az sörf okulu olmalı. Kendi kendinize mi öğrendiniz sörfü?
Bir tane sörf okulu vardı. Alman şampiyonu olduğunu iddia eden bir adam ders veriyordu orada. Ona "Ders almak istiyorum" dedim. "Sana ayıracak vaktim yok çünkü sen çocuksun ve ben hiçbir çocuğa sörf yapmayı öğretemedim" dedi. "Sen zaten fiziksel olarak bu işe de uygun değilsin, seninle uğraşamam" diye devam etti. Halbuki beni suda görmemişti bile.

Bu sözler sizi vazgeçirmemiş anlaşılan...
Bu laflar üzerine hırslandım. Tek başıma üç sene boyunca sörf yapmayı öğrenmeye çalıştım. Yurtdışından konuyla ilgili dergiler ve kasetler getirttim. Üç sene sonra artık düzgün bir sörfçü olmuştum. Yani sırf o adama inat sörf yaptım. Sonra 1995 yılında bir yarışmaya girdim ve onu geçmeyi başardım. Kazandıktan sonra beni tanıdı ve gözlerine inanamadı. Söyledikleri için özür diledi. Ben de "Sen olmasaydın belki ben şu an bunu yapamayacaktım" dedim. O günden beri yarışıyorum. Bu arada babam gibi ben de üniversitede inşaat mühendisliği okudum ama iyi ki okumuşum diyorum çünkü rüzgar ve dalga hesaplamalarını ona göre yapıyorum.

"Aileden gelen paranız yoksa sörfte istediğiniz yere ulaşmanız çok zor"
Sörften yeterli para kazanabiliyor musunuz?
Türkiye'de birinci ya da ikinci olanlar haricinde kimseye sponsor desteği verilmiyor. Zaten verilen para da malzemeye gidiyor. Şu an sponsorum yok, arıyorum. Asıl kazancım babamdan aldığım para. Aileden gelen bir paranız yoksa sörfte bir yere ulaşamazsınız. Bir de sörf okulum var, ondan da yaşayacak kadar bir şeyler geliyor.

Nasıl bir sörf okulu bu?
Alaçatı'da Giray Hoşcanoğlu ile açtığımız B&G adlı sörf okulunda iyi malzemenin yanı sıra dünyaca tanınmış bir sörf sertifikası da veriyoruz. Bu ehliyetle dünyanın her yerinde sörf kiralabiliyorsunuz. Birkaç günde temel bilgileri alıp tek başınıza sörf yapabiliyorsunuz.

Mesela ben sörfe başlama konusunda kararsızlık çeken biriyim. Beni nasıl ikna ederdiniz?
Sörf inanılmaz bir özgürlük. Bazen kafama esiyor, bir Yunan adasına gidip geliyorum. Denizdesiniz ve her yere gidebilirsiniz. Adrenalin var. Tek başınasınız.

Tehlikesi var mı bu işin?
Yolda yürürken de size araba çarpabilir. Her şeyin tehlikesi var. Ama düşseniz mesela, denize düşüyorsunuz. Tabii yarışlar farklı. Orada çok tehlike var.

"Atlantik Okyanusu'nu sörfle geçen ilk insan olacağım".
Sörfte ulaşmak istediğiniz uç nokta ne?
Atlantik Okyanusu'nu sörfle geçmek. Böylece orayı sörfle geçen, aynı zamanda sörfle 4 bin kilometre giden ilk insan olacağım ve "Guinness Rekorlar Kitabı"na gireceğim. Bunu yaparken yüzde 30 ölme ihtimalim var ama korkmuyorum. Çok soğuk bir deniz, çok büyük dalgalar var. Güvenlik açısından beni izleyecek bir tekne olmalı. Zaten para tutan da bu tekne. Bir sponsor bulabilirsem gerçekleştireceğim.

Hayatla ilgili en büyük hedefiniz ne?
İnsanlara yardım etmek, onlara bir şeyler vermek istiyorum. En iyi yapabildiğim şey sörf olduğuna göre amacım mümkün olduğunca çok insana sörf öğretmek. Hayatımın sonuna kadar hep sörf yapacağımı düşünüyorum.

"Karşımdaki kadının beni anlaması çok zor"

Bir sporcu olarak nasıl bir çalışma ve beslenme düzeniniz var?
Haftada iki gün kahvaltıdan önce iki saat koşuyorum. Sonra günde beş-altı saat sörf yapıyorum. Hava güzel değilse ağırlık çalışıyorum. Vücudumun sürekli güçlü ve formda olması gerekiyor. Sigara içmiyorum. İçkiyi çok az içiyorum. Çok fazla et yememek gerekiyor çünkü fazlası stresi artırıyor. En çok karbonhidrat yiyorum. Günde en az 5 litre su içerim.

Yoğun antrenmanlar ikili ilişkilerinizi etkilemiyor mu?
Karşımdaki kadının beni anlaması çok zor. Mesela ben kız arkadaşımla sahile gittim. Hava çok güzel, beş saat sörf yapıyorum, bir dönüyorum bir karış surat. "Beş saattir yoksun, benimle hiç ilgilenmedin" diyor. Ya da ders verdiğim kadınlar yüzünden kıskançlıklar oluyor. Yaptığımı eğlence sanıyor, halbuki bu benim işim. Tabii tüm ilişkilerim böyle değil. Çok güzel ilişkilerim de oldu ama az.

CUMARTESİ
"Bana 'Yapamazsın' diyen hocaya inat sörfçü oldum"
"Bu filmde 20 başrol var, insanların kafası karışacak"
Yeni Bond için 10 aday
Zamane kovboyları
Kadında annelik, doğurganlık ve astroloji
Gus Deluxe partisi ikinci kez İstanbul'da
Virajlar
Sıcaklık cephesinde yeni bir şey yok
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet