
|
|
|
 |
|
|
"Bu filmde 20 başrol var, insanların kafası karışacak"
Beş farklı yönetmenin beş hikaye anlattığı "Anlat İstanbul" filminin Pamuk Prenses'li bölümünün çekimleri sona erdi. Senarist Ümit Ünal, bölümün yönetmeni Kudret Sabancı ve başroldeki Azra Akın filmi anlattı
TUBA AKYOL
Pamuk Prenses'in üvey annesi her gün sihirli aynaya sorar: "Ayna ayna, güzel ayna. Söyle bana. Benden güzel var mı bu dünyada?" Ayna da hep "Yok kraliçem" der. Ta ki Pamuk Prenses büyüyüp bir dünya güzeli oluncaya kadar...
"Pamuk Prenses bir dünya güzelidir. Bu role en uygun isim de dünya güzeli Azra Akın'dı" diyor, "Anlat İstanbul" filminin beş yönetmeninden biri olan ve filmde Pamuk Prenses masalının anlatıldığı bölümü çeken Kudret Sabancı.
Filmin senaristi ve yine beş yönetmeninden biri olan Ümit Ünal, Kudret Sabancı ve filmde Pamuk Prenses'i canlandıran Azra Akın, "Anlat İstanbul"u anlattı.
"Adı 'İstanbul Masalları' olacaktı, 'Bir İstanbul Masalı' yüzünden değişti"
Aslında çok uzun zamandır var bu proje değil mi?
"9" adlı filminiz için röportaj yaptığımızda da bahsi geçmişti. Ama o zaman adı "İstanbul Masalları"ydı.
Ümit Ünal: Senaryonun ilk halini 97-98 yıllarında yazdım. Sonra yapımcı aradım. Bir hayli dolaştı senaryo. Ve evet, adı da "İstanbul Masalları"ydı. Ama filmin yapımcılığını "Bir İstanbul Masalı" dizisinin de yapımcısı olan Erol Avcı üstlendiği ve o dizi de çok popüler olduğu için, filmin ismini değiştirmeye karar verdik. Ben önce bütün kuvvetimle "Hayır, 'İstanbul Masalları' kalsın" diye tutturdum. Ama sonra ekipçe bir restoranda oturuyorduk, garson filmin adını sordu. Ben "İstanbul Masalları" deyince de, "Aa dizinin devamını mı çekiyorsunuz?" dedi. O zaman ikna oldum.
Beş yönetmen bir film çekiyorsunuz. Böyle kolektif bir iş yapmak kolay olmasa gerek. Kavga çıkmadı mı aranızda?
Ümit Ü.: Onlar en başta belli oldu. Bazı arkadaşlarla çalışamayacağımız anlaşıldı, yollarımızı ayırdık. Ama insanın senaryosunu başka yönetmenlere teslim etmesi zor tabii. Gerçi bir yandan da kurtulmuş oldum. Kudret'ler bu sıcakta yerin altında çalıştılar. O sahneleri Kudret'e yıktım yani...
"Azra'yı yapımcı önerdi, ben kabul ettim ama arkadaşlar kuşkuluydu"
Siz nasıl kabul ettiniz bu projede yer almayı?
Kudret Sabancı: Hakikaten, okuduğum en iyi senaryolardan biri. Beni çok heyecanlandırdı. Hatta ertesi gün tekrar okudum acaba bana mı öyle geldi diye. Yine beğendim.
Azra Akın'la çalışma fikri kime aitti?
Kudret S.: Yapımcımız Erol abi (Avcı) önerdi. Ben okey dedim. Aslında hepimiz biraz ürküyorduk Azra'dan. Sonuçta bir sürü iyi oyuncu var elimizde. "Acaba onların arasında silinir mi?" diye düşündük. Ama çok çalıştı Azra. İki buçuk ay falan, yoğun bir şekilde role hazırlandı. Sonuç çok güzel oldu.
Niye bu riske girdiniz?
Kudret S.: Çünkü diksiyonunun bozuk olması bile işimize yarıyordu. Filmdeki karakter de çok uzun zaman yurtdışında kalmış, Türkiye ile bağını koparmış biri.
Ümit Ü.: Babası mafya babası. Kızını bu işlerden uzak tutmak için yurtdışına yollamış.
Kudret S.: Role bu kadar uygun biri herhalde zor bulunurdu. Hem Türkçesi bozuk hem de Pamuk Prenses dünya güzelidir. Ee Azra da dünya güzeli. Tabii bazı arkadaşların kafasında soru işareti vardı... (Ümit Ünal'a bakıp gülüyor.)
Ümit Ü.: Soru işareti derken... Biz hiçbir oyuncuyu popüler ya da güzel diye seçmedik. Azra'da benim kuşkum oyunculuk deneyiminin olmamasıydı. Oyunculukta deneyim çok önemli. Ama Azra çok çalışkan çıktı. Ve yetenekli...
Kudret S.: Evet, çok yetenekli. Korkunç bir iş disiplini var. Her oyuncunun sahip olması gereken bir hırsı var.
Azra Akın: Bunları duymak tabii ki çok güzel bir şey. İnsana bir rahatlık veriyor.
Oscar tamam mı yani? Azra Akın, Oscar'ı alır mı?
Kudret S.: Bilemem. Öyle mi demiş Azra?
Azra A.: Gazeteciler yazdı öyle. Ama yurtdışını düşünüyorum. Hedef varsa, oraya doğru çalışırız, değil mi? Herkesin bir hedefi, bir hayali vardır. Ama bir yerden başlamak lazım.
Ümit Ü.: Bu filmle kimse Oscar alamaz ama. (Gülüyor) Çünkü bu filmde başrol yok. Ya da başrol çok. Her masalda başroller var ama filmin bütününde hepsi küçük roller. Festivallerde nereye koyacaklarını bilemeyecekler o yüzden.
"Dünya güzelliği bir sene aldı hayatımdan"
Her gün bir dünya güzeli ile karşı karşıya gelmiyor insan. Azra Akın da hakikaten çok güzel ve adet olduğu üzere ekleyelim: Çok zarif.
Fakat işte aramızda dil problemi var. Hollanda'da doğup büyüdüğü için Türkçe'de zorlanıyor. Mümkün olduğunca az konuşuyor, röportajda ister-istemez biraz geride kalıyor.
Fotoğraflar çekilirken annesiyle sohbet ediyoruz. "Böyle olacağını nereden bilirdik?" diyor Akın'ın annesi: "Biz Azra'yı, Hollanda'da üniversiteye gideceğini düşündüğümüz için anadili Flamanca gibi yetiştirdik. Şimdi kendini Türkçede iyi ifade edemediği için çok üzülüyor. Ona üzülmemesini telkin ediyorum. İnsan her şeyde dört dörtlük olamaz."
Yönetmeniniz çok zorladı mı sizi?
Azra A.: Ben öyle görmüyorum. Benim için çok keyifliydi. Ama çok çalıştım. Dersler aldım. Hem oyunculuk dersi hem de diksiyon. Bir ilerleme oldu. İnşallah daha iyi olacak.
Kimden ders aldınız?
Azra A.: Sibel Eren. ("Sıdıka"nın başrol oyuncusu.)
Ümit Ü.: İlk kez bu filmde rol alan Hilal Arslan'ı da Sibel çalıştırdı.
En çok hangi sahnede zorlandınız?
Azra A.: Hastane sahnesinde zorlandım. "Challenge" neydi? O sahne benim için bir challenge'dı (meydan okuma).
Bir cümleyi bir türlü söyleyememek gibi aksilikler oldu mu?
Kudret S.: Sekiz kardeştik biz.
Efendim?
Kudret S.: Azra değil de, Hilal'in "Sekiz kardeştik biz" diye bir cümlesi vardı. Sabaha kadar çalıştık, bu cümle bir türlü çıkmadı. Saatlerce tekrar ettik.
Çekim aralarında neler yaptınız?
Azra A.: Bir keresinde kedileri besledim. Türkiye'de çok sokak kedisi var. Hollanda'da sokakta bir kedi gördünüz mü, onun sahibi var. Türkiye'de sokak kedilerine çok üzülüyorum. Kedi sevdiğim için... Onlara peynir aldım.
Evde kediniz var mı?
Azra A.: Evet. Adı Karam ama siyah değil. Hollanda'da bir markette bir duvar var...
İlan?
Azra A.: İlan mı denir? Üç tane kedi var, isteyen alsın diyordu. Öyle aldım.
Anneniz üniversiteyi yurtdışında okuyacağınız için anadiliniz Flamanca olacakmış gibi yetiştirildiğinizi söyledi.
Azra A.: Aynen öyle. Dünya güzelliği bir sene aldı hayatımdan.Türkiye güzelliği de yarım sene aldı. Bunlar olmasaydı üniversiteye giderdim. Üniversiteye gitmeyi hâlâ istiyorum. Bakalım nasıl olacak? O kadar tesadüflerle bunlar oluştu ki... Hayat belli olmuyor, değil mi?
|
|
|

|
|