Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Ağustos 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Kim ayıklayacak bu yazının virgüllerini?

Günde 367 kez ondan, bundan, benden gelen "İlkeee"lere cevap yetiştiren, üç buçuk yıldır bizi koordine eden, virgül düşmanı koordinatör İlke askere gidiyor


Zaten "Bak bak gül" bir insanım. Yazı yazarken iyice komik oluyorum. Mesela çok ses çıkarırım: Çıkkırı çıkkırı! Bir de yazmaya başlayınca elimin ayarı yoktur. Bol keseden attırırım. Sonra da "Nasıl kısaltacağım?" diye debelenirim. "Yaz yaz, sil sil" böyle bir ömrüm var.
Ama en acayibi, kaptırmışım yazıyorum ya, bir kelimede, diyelim "muhakkak"ta küt diye kalırım. Ve o anda kafam tıntın. Derhal Küçük Şef İlke'ye sorarım: "İlkeee, 'muhakkak'ta iki 'h' mi var, yoksa iki 'k' mı var?"
Ya da işte, daha sorarken cevabı aklıma gelir ama yine de cümleye başlamış olurum: "Adeta 'a' ile mi başlıyordu, yoksa 'e' ile mi?"
Tam bu kelimeler değilse de, en az bu kadar kolay kelimeleri, alışmışım bir kere, otomatikman "İlkeee..."ye sorarım.
Aslında hepimiz, yani şu elinizde tuttuğunuz cumartesi-pazar eklerinde çalışan herkes bir dolu şey sorar İlke'ye.
O filmin Türkçe adı neydi? Bu adamın soyadı nasıl yazılıyordu? Hani geçenlerde bir haber vardı gazetede, o haber hangi günkü gazetedeydi? Bir şarkı vardı, içinde şu şu, bu bu laflar vardı, o şarkının sözleri nasıldı? Ha hatırladım şimdi sözlerini, bir de müziğiyle söylesene İlkeee...
Bu böyle uzayıp giderdi. Ve fakat uzayıp gidemedi. İlke askere gidiyor.
Geçen akşam hep birlikte İlke'nin veda yemeğindeydik. Baktım, bizim çekirdek kadrodan herkes, en az bir kez -üstelik bir şey diyeceği bile yokken, tamamen alışkanlıktan- "İlkeeee" diyor.
Bizim eke yazanlar, yani yazarlar da İlke'ye veda etmeye gelmişti. Ama yemekte oradan buradan yükselen "İlkeee"leri, İlke'yi çok sevmemize yormuşlarsa bile, yine de orada olan biten pek çok şeye bir anlam veremediler.

Büyük Şef Deniz Alphan niye askere giden İlke'ye 20 paket çiklet hediye etti? (Her pazartesi toplantısında hepimiz tek tek İlke'den çiklet istediğimiz ve her defasında da niye ikişer tane vermiyor diye arıza çıkardığımız için.)
İlke için hazırlanan pazar kapağında niye başlıkta kıpkırmızı bir "," vardı? (İlke virgül tahammülü düşük bir insan olduğu, virgül koymayın diye bizi sürekli uyardığı ve virgüllerimizi attığı için.)
Niye zırt pırt "Düşüş" diye bir şeyden bahsediliyordu? (Astrolog R. Hakan Kırkoğlu -bir iyilik yapıp!- askere giderayak İlke'nin haritasını çıkardığı ve orada yıllar sürecek bir düşüş gördüğü için.)
İlke için hazırlanan kapakta niye Banu Alkan ve "tecavüzcü" Coşkun vardı? (İlke'nin en büyük röportaj hayallerinden biri Coşkun Göğen, Nuri Alço, Banu Alkan, Serpil Çakmaklı'yı -emin değilim ama galiba Oya Aydoğan'ı da- bir araya getirmek olduğu için.)
İlke'nin Amerikalı arkadaşları Con, Corc, Vilyım, Canıtın falan kimdi? (Ne bileyim ben? Amerika'da okumuş çocuk. Vardır herhalde Amerikalı arkadaşları...)
Bizim editör-kişi Özkan Güven'in lafıdır. "Acısıyla tatlısıyla bir habere daha başlıyorum" der. "Acısıyla tatlısıyla bir öğle yemeği yiyelim mi?" der. "Acısıyla tatlısıyla bu sigarayı da bitirdik" der.
Acısıyla tatlısıyla bilmem kaç yıldır bizi koordine eden koordinatör İlke Gürsoy'u askere gönderiyoruz. Acısıyla tatlısıyla askerliğini yapsın da dönsün.
İlkeeeee...


Dönünce şarkıcı olursa...

İlke Gürsoy'un askere gitmesi niye bir köşenin konusu oluyor diyenlere önemli not: Ex-Küçük Şef üç buçuk yıldır her zaman bu binayı en son terk eden kişidir. Ama evet, insanlar "görünür" değillerse, kıymetli kabul edilmezler bu ülkede. O yüzden yılların yapımcısı Armağan Çağlayan reklam yıldızı oldu ve yine yapımcı Bige Daruga "Emelce"de skeçlerde oynuyor ve Kanal D'de çocuk projeleri ile ilgilenen Arzu Göğüş de "Zihni Sinir Proceleri"ni sunuyor. İlke'nin sesi de pek bir güzeldir. Dönünce şarkıcı olur belki. Onu da görürsünüz o zaman!

Asmalı Mescit fiskosları

Dıdıdıdınnnn! Mine G. Kırıkkanat botoks mu yaptırdı? "Bilirkişi" İlhan Uçkan, Tamer Karadağlı hakkında ne rapor verdi? Yan masada kimler kimler, hangi ünlüler vardı?

"Asmalı Mescit Fısıltıları"nın yazarı kadar beceremem ama şu yemek vesilesiyle Asmalı Mescit'ten birkaç fısıltı da ben üfüreyim.
Efendim Güngör Uras oradaydı. Yeni koordinatör Aslı Çakır'a beni övmüş. Aslı da gelip hemen bana söyledi. Ben de Güngör beyi zaten çok severim, daha çok sevdim ve gördüğünüz gibi onu en başa yazıverdim.
İlber Ortaylı oradaydı. Ben erken kaçtım, dolayısıyla kaçırdım ama Ortaylı gece boyunca yine hem tarih bilgileri vermiş hem güldürmüş.
Mine G. Kırıkkanat ve Yalvaç Ural oradaydı. Ural'ın gündemi Kırıkkanat'ın "Yoksa botoks mu yaptırdı"ğı imiş. Kırıkkanat botoks yaptırmamış.
İlhan Uçkan oradaydı. Elbette Tamer Karadağlı olayını bize özel yorumladı. Bize özel! Size anlatamam. Bir "özel" de Milliyet istihbarattan Elif Korap'tan geldi. Eğlenceden vazife çıkaran Elif özel haber bulunca, İlke yaptı yine şefliğini, "Uyumayın!" diye bizi azarladı.
Elif Berköz bizim masayla pek ilgili değildi. Yan masalardan birinde Ozan Güven'i gördü. Fakat Ozan Güven'in yerini öyle utana sıkıla işaret etti ki, "Hani, nerede?" diye sekiz olmama sebep oldu. Ben de misilleme olarak Bilgi Üniversitesi şürekasının sırtlarını gösterip, "Ozan'ı göstermezsen, sana Bilgi'de mastır ayarlamam" diye tehdit ettim. Elif hiç tınmadı.
Gecenin yıldızı kuşkusuz R. Hakan Kırkoğlu'ydu. Sürekli gezegenler, yükselenler konuşuldu. Ben de gece boyu onu kolladım ama hiç boş kalmadı.
Milliyet Sanat'çı Filiz Aygündüz ile Yasemin Bay herhalde sanatsal bir faaliyete gideceklerdi, geceyi erken terk ettiler. Fakat Filiz önce bana "Sen şanslısın" diye piyango bileti çektirdi. A ha yazdım: Filiz'e piyango vurursa, payımı isterim.
Bu arada bendeki şansa bakın, üniversiteden arkadaşlarım da aynı meyhanedeydi. Telefon edip beni meyhaneye davet ettiler. "Aa ben de oradayım" deyince de "Salak, dön de arkana bak!" diye benimle eğlendiler. Böyle de öküzler!
Bu arada arkadaşlarım ve gazeteciler arasında Deniz Alphan'ın zorlamasıyla "alkış savaşları" yaşandı ama ben taraf tutmadım. Öküz arkadaşlarım için Büyük Şefi kızdıramam!
Veda yemeği böyleydi; acısı tatlısı, fiskosuyla.

tubakyol@yahoo.com



CUMARTESİ
"Bana 'Yapamazsın' diyen hocaya inat sörfçü oldum"
"Bu filmde 20 başrol var, insanların kafası karışacak"
Yeni Bond için 10 aday
Zamane kovboyları
Kadında annelik, doğurganlık ve astroloji
Gus Deluxe partisi ikinci kez İstanbul'da
Virajlar
Sıcaklık cephesinde yeni bir şey yok
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet