|
 |
|
|
Potemkin panoları
Potemkin, Avusturya İmparatoru II. Joseph'in Rusya ziyareti sırasında, bir refah gösterisi yapmak için yol boyuna dekoratif köyler, daha doğrusu panolar kurdurmuştu. Potemkin panoları Balkanlar ve Doğu Avrupa'ya has bir siyasi cingözlüktür
Fax: (0312) 427 20 64
Rusya Çariçesi II. Katerina, Alman Anhalt-Zerbst hanedanındandı. Hiç kuşkusuz artık sayısı artmaya başlayan iyi eğitim görmüş prenseslerdendi ve Aydınlanma dönemi Alman hükümdarlarından birine eş olacaktı. Ancak bu genç prenses Alman devletçiklerinden birine hükümdar eşi değil, kocaman ve geri kalmış Rusya'ya mutlak hükümdar oldu. Doğrusu yeni ülkesini çok severdi ve onun tarihini bile yazdı. Bir dönem için aydınlanma projelerinden Rusya için vazgeçmesi gerektiğini de çabuk anladı. Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya'yı istisnai olarak yorumlayan ve despotizmi coğrafyalarından dolayı vazgeçilmez olarak gören Monstesquieu'yü pek sevdi ve müracaat kitabı haline getirdi. Çariçe Rusya'yı demir elle yönetme konusunda icazet aldığı bu düşünüre bayılırdı. Tabii Rusya'yı Polonya'ya, Kafkasya'ya doğru genişletti. Dönemin ünlü şairi Derjavin, ülkeler alan bu imparatoriçeyi muhteşem mısralarla tasvir ediyordu.
Karl Marx'ın taçlı fahişe dediği II. Katerina halen tarih yazıcılıkta farklı ve abartılı yorumların konusu. Kırım Hanlığı'nın ortadan kaldırılması ve bu Osmanlı-Türk toprağının bütün Ukrayna ve Kafkasya'daki mülhakatıyla yutulmasıdır ki, Osmanlı siyasetinde, hatta düşüncesinde büyük yaralar açtı. İkinci Viyana bozgunundan beri askeri reformlarla oyalanan devletin siyasi zihniyeti de bu olayla değişmeye başladı. Osmanlı okumuş takımı Büyük Petro'dan "deli bozuk" biri diye söz ederken, II. Katerina'ya daha dikkatli ve saygılı bakar oldu. Çariçe hiç tahmin edilemeyecek çalışma arkadaşları seçerdi. Bilimler Akademisi'nin başkanı Katerina Daşkova yakın çevresindendi ve aydın kadınlardandı. O çağda onbaşından mareşal, kadından ilimler akademisi reisi yapmak şeytanın bile aklına gelmezdi. Buna rağmen bu görülmemiş tayin kadar ilginç olanı ordunun, Tavridiya prensi unvanını verdiği, Potemkin adlı çavuşluktan gelme bir mareşale bırakılmasıydı. Bu görülmemiş tayinlerin isabetsiz olduğu da söylenemez. Çariçenin çılgın ve bir Rustan çok bir Avrupalı hissiyat ve zihniyetine dayanan anti Türk projesi de Bizans İmparatorluğu'nun ihdasıydı. Avusturya İmparatoru II. Joseph de onun bu vodvil politikasına katıldı ve Rusya'yı ziyaretinde Potemkin, ağırlama programı ile yükümlüydü. Bilhassa yeni ilhak edilen bölgelerde olmayan bir refahı sergilemek için yeni köyler inşa etmesi gerekiyordu. Kolayı var, yol boyu bazı dekoratif köyler daha doğrusu panolar kuruldu; kapı ve pencerelere de iyi giyimli sözde köylüler yerleştirildi.
Potemkin panoları Balkanlar ve Doğu Avrupa'ya has bir siyasi cingözlüktür. Hesap vermeyen Şark ve propaganda ve yalan konusunda isteyince Nazi Propaganda Nazırı
Dr. Göbbels gibilerini çıkaran Batı Avrupa bu yollara pek tevessül etmez. Türkiye sanayii ilerliyor. İki asırlık eğitim hamleleriyle mühendislik ve tıp alanında seçkin bir yere gelindi. İlerlemeyen siyasi partiler ve onlara ışık tutacak siyasi düsturu hazırlayacak toplum bilimleridir. Bu gibi toplumlarda kaç işçi çalışacağı söylenmeden fabrikalar açılır; ısrarla hızlı demiryolu ulaşımından söz edilir. Aksi görüş üzerinde diretenlere, "Bizi sevmeyen inatçılar" denir. Oysa bunun aksi bir politika ve tavrın zarar değil, yarar getireceği bir Türkiye'ye ulaştık. İnsanlar açık tavra rey verecek bir olgunluktadır. Değişen Türkiye'yi herkesin anlaması gerekir, Türk seçmeni uyanmaya ve muhakeme etmeye başlayalı neredeyse yarım asır oldu.
Bir tashih; geçtiğimiz hafta ülkemizin renkli hocalarından Ordinaryüs Profesör Sulhi Dönmezer ebediyete göçtü. Merhumun ceza hukukçuluğu üzerinde bir tetkikim yoktur, ancak yazdığı sempatik ve yararlı "Sosyoloji" kitabından tanırım. Türkçesi düzgün ve anlatımı açıktı, bu vasfa da maalesef gittikçe daha az rastlanıyor. Ancak adres defteri ve hafızası olmayan gazetecilik gene gaf yaptı "Son Ordinaryüsümüz" diye başlıklar attılar. İnsaf! Sağlık sorunları olsa da hâlâ Hitit metinlerini birbiri ardından neşreden, bu dalın babalarından Ordinaryüs Profesör Sedat Alp'e, hâlâ bir çocuk kadar hareketli ve sağlıklı Tanzimat dönemi tarihçisi Ordinaryüs Profesör Reşat Kaynar'a ne yüzle bakacaksınız! Onlara uzun ömürler diliyoruz; gazeteci arkadaşlara da doğru dürüst adres defteri tutmalarını salık veriyoruz. Olmuyor böyle olmuyor.
|
|
|

|