|
 |
|
|
Maç içinde maç
İkinci periyodun ortalarıydı, sahada yüzde yüz bir Tanjevic '5'i vardı. Fatih Solak, Serkan, Ender düşünün sahadaki 'abi'lerdi... Geri kalanlardan ikisi de vallahi Cevher, billahi Cevher ve de vallahi Semih, billahi Semih'ti... Skor da 27 - 27'ydi vallahi, billahi... Hatta bu Tanjevic 5'i önce 28 - 27, sonra 29 - 27 öne bile geçti. Sonrasını da boş verin... Önemli de değildi zaten...
Bir Amerika yenilgisine 'kılıf' gerekmediğine göre işte Tanjevic gözümüzün önünde çoluk çocukla yeni bir 'ekip' yaratıyordu galiba, ya da en azından deniyordu...
Komşu da üstelik daha pişmeden, bize düşmüştü bile Alan Iverson ve his friend... Dünya'nın en iyi korunan, en pahalı takımı elini - kolunu sallaya sallaya İstanbul'a gelmişti işte... Elini - kolunu sallaya sallaya İstanbul'da da dolaşıyordu işte... Çok değil, haftalar önce de 'President'leri Ortaköy'e kadar sokulmuştu...
Yıllardır en rahatsız edildiğimiz konuda 'yırtıyormuyduk' yoksa...
Evet, biz artık güvenli bir ülkeyiz... Ve güven veriyoruz...
Bogdan Tanjevic de şimdi güven veriyor. Hem sıralarını bekleyen çoluk çocuğa, hem de çoluk çocuğu oynatarak şimdilik bize...
Dünkü maçın önünde, arkasında, içinde öyle maçlar vardı ki, Abdi İpekçi'deki en önemsiziydi belki de... Ama Abdi İpekçi'deki maçın da önemli tarafları vardı tabii... Biz artık Dünya'daki basketbol şovunun değerli bir parçasıyız. NBA'in içinden dünkü '5' gibi çok '5' çıkar... Ama biz de değerli bir takımız... Bizden de farklı '5'ler çıkıyor işte...
Bogdan Tanjevic 'becerirse' kendisi de emeklilik öncesi yine en tepeye çıkacak. Bir '1' no, bir de '5'no bulursa milli takımı da en tepeye çıkartacak.
12 Amerikalı, iki yerli NBA'linin olduğu maçtan bir Avrupa'lının maçın en değerli oyuncusu olması (İbrahim Kutluay) da ilginçti...
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|