|
 |
|
|
Eğitimde devrim
MİLLİ Eğitim Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Ziya Selçuk'la konuşuyorum. Eğitimde hazırlanan büyük reformu anlatıyor.
Bu reform ders geçme sisteminin değişmesi falan değil! Bu reformun amacı "öğrenme ve düşünme" metodunu değiştirmek.
Çok basite indirgeyelim: Bundan sonra "ya o, ya bu" veya "doğru - yanlış", yahut "iyi - kötü", ya da "ak - kara" diye öğrenmeyeceğiz ve böyle düşünmeyeceğiz.
"Doğruların ezberlenmesi" de sona erecek böylece!
Onun yerine "şu şartlarda şöyle bir sonuç çıkması büyük ihtimaldir" diye öğreneceğiz, öyle düşüneceğiz.
Prof. Selçuk bunu "sebep sonuç mantığı" yerine, artık "çoklu sebepler çoklu sonuçlar araştırması"diye anlatıyor:
- Eski Newtoncu fiziğin ve Dekartçı mantığın lineer (düz, doğrusal) düşünme tarzı yerine 'fuzzy mantığı' denilen belirsizlik düşüncesi...
Kesin hükümlere varmada ihtiyatlı davranan, hayatın ve realitenin çeşitliliğini ve değişkenliğini anlamaya çalışan yeni zihniyet...
* * *
PROF. Selçuk bilim felsefesi, mantık ve pedagoji açısından anlatıyor. Ben çok basit bir misal vermesini istedim, şunu söyledi:
- Mesela çocuklara 'Kırmızıda dur, yeşilde geç' diye öğretmek 'ya o ya bu' mantığının ifadesidir. Trafik ışıklarıyla birlikte yol durumunu ve iklim şartlarını da gözden kaçırmamak gibi öğeleri de anlatmak lazım.
Öyle ya, sen yeşil ışık yandı diye yürürsün, kaygan yolda bir araç duramayıp sana çarpabilir!
Hayata ve bilgiye 'ihtimaller' açısından bakabilmek!
Selçuk'un dediği gibi, "Newton ve Descartes'ın mantığı sanayi toplumuna uyuyordu."
Gerçekten kaç çekiç vurursan o kadar üretim yapıyordun. Hayat da ilerici - gerici veya burjuva - proleter falan diye "ya o, ya bu" şeklinde algılanıyordu: 19. yüzyılı ve 20. yüzyılın üç çeyreğini kapsayan ideolojiler!
Prof. Selçuk "bilgi toplumu ise o kadar karmaşık ve değişken ki, artık eski 'ya o, ya bu' mantığı hayatı ve realiteyi kavramaya yetmiyor" diyor.
Onun için eski kavramlar günümüzü anlamaya yetmiyor.
* * *
MESLEK liselerimizin motor bölümündeki bir ders kitabı hala "1946 model cip motoru"nu anlatıyormuş!
Başta ABD, onun hemen ardından Japonya, Fransa, Güney Kore, Singapur eğitim sistemlerini "yeni mantığa" uydurmuş. AB ülkeleri ve Malezya epey mesafe almış...
Biz yeni başlıyoruz!
Selçuk diyor ki:
- 1981 tarihli Türkçe kitabı talimatname gibi: Çocuk sıraya nasıl oturacak, ellerini nereye koyacak?.. Türkçe derslerinde önce gramer kuralları ezberletiliyor! Ve Türkçeyi iyi öğretemiyoruz!
Yeni sistemde "çocukların doğruları ezberlemesi" değil, "okuma, okuduğunu anlama ve analiz etme yeteneğinin geliştirilmesi" öne çıkarılıyor.
Matematikte formülü ezberlettirip problemin çözümünde bu ezberi uygulattırmak yerine, problemin mantığını kavratıp çözümüne yol açılıyor.
Uzun bir yol, çok uzun ama çağdaşlaşmanın gerçek yolu...
Bugün Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bir basın toplantısıyla çalışmaları anlatacak.
Bakan'a ve reformun mimarı Prof. Selçuk'a başarılar diliyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|