|
 |
|
|
Olur böyle vakalar, bizim polis bakar!
Bir gün sizin de başınıza gelebilir. Kulağınıza küpe olsun diye, olup bitenleri sizinle paylaşacağız.
İlk uyarı: Pislikçilere karşı uyanık ve dikkatli olunuz!
Bu pislikçilik, yankesicilik mesleğinin uzmanlık dallarından biri. Çalışma alanı daha çok cami tuvaletleri. Örneğin, Teşvikiye Camii'nin tuvaleti.
Diyelim, tuvalete girdiniz, rahatlamış olarak çıkıyorsunuz. Biri arkanızdan omzunuza dokunuyor:
"Beyfendi ceketinizi kuş pislemiş."
Göz ucuyla bakıyorsunuz; gerçekten mide fesadına uğramış bir kuşun münasebetsiz e - mail gönderisi gibi bir şey.
"Ooo!" diye hayırsever bir edayla devam ediyor. "Ceketin eteğinde de var. Çıkarıp muslukta yıkayın, başka türlü çıkmaz."
Bu sırada namaz kılacaklara mahsus musluklarda aptes almakta olan (iş işten geçtikten sonra bunun ne olduğunu anlayacaksınız) bir başka hayırsever yardımınıza koşuyor:
"Bakın, pantolonunuzun paçasında da var."
Adam hizmette sınır tanımayan cinsten. Cebinden çıkarıp size kağıt mendil uzatıyor:
"Alın bununla temizleyin. Ceketi çıkarıp şuraya asın, başka türlü temizlenmez."
Siz kuşkulanıyorsunuz, ama "basiret bağlanması" diye bir şey var ya... O karambolda ceketi çıkarıp duvara asıyorsunuz; dikkatiniz de ceketinizin üzerinde güya. Paçanıza eğildiniz anda, tetiktesiniz ya, iki adamın yok olduğunu fark ediyor ve hemen ceketinizin ceplerini yokluyorsunuz. Cüzdan gitmiş. Fırlıyorsunuz dışarı; adamlar köşeyi dönmüş.
Tuvalet görevlisinden, bu olayların sık sık olduğunu, sanal kuş pisliklerinin özel hazırlanmış bir pislik olduğunu öğreniyorsunuz.
Karşıdaki polis karakoluna koşuyorsunuz. Sık rastlanan bu olayların polise yansımadığını öğreniyorsunuz.
Demek ki, vatandaş bunların yakalanacağını düşünmüyor; polisten umutsuz. Ama siz "iyi vatandaş"sınız ya, sonuna kadar takip edeceğim diyorsunuz.
Yerimiz kalmıyor, kısa keselim.
Esentepe'ye kadar gidiyor, sabıkalı pislikçilerin fotoğraflarından birkaç teşhis yapıyorsunuz. Olayı hem Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'a hem de Asayiş Şubesi'nden Sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı'na anlatıyorsunuz. İlgilenileceğini söylüyorlar.
Aradan bir aydan fazla zaman geçiyor. Teşhis için karşınıza tek kişi bile çıkarılmıyor. Polisten tık yok!
Söyleyecek söz çok ama...
Bir şiir
Biz yine bir şiirle yazıyı tatlıya bağlayalım. İnsancıl'ın ağustos sayısından Veysel Tırpan'ın dizeleri:
"Bir düş ülkesi istiyorum / Uzaklardan / Çok uzaklardan bir gramofon sesi / Terk ediyorum bu şehri / Sonbaharı / Ve seni / Küçük bir bulutun büyük bir gözüyüm şimdi."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|
|

|